Cumartesi, 11 Ekim 2014 11:36

Şampiyonlar Ligi Adına Bilinmeyenler | Kars/Sarıkamış

Belki zemin futbol oynamak adına müsait değildi fakat onların yürekleri sevginin, dostluğun ve sporun adına yıpratılamayacak en büyük zeminine sahipti...

Kars'ın Sarıkamış ilçesinde beden eğitimi öğretmeni olan Ulvi Koçu kendisine sunulan sınırlı imkanlar çerçevesinde öğrencileri arasında bir futbol maçı düzenler. 

Takımlar hazırdır; Kızlar ve Erkekler. Hayatın insanlık adına tüm tatlı mücadelelerinde yer alan bu iki grup şimdi de bir "Şampiyonlar Ligi" finalinde karşı karşıya gelirler. Ve kızlar yeniden kazanır...

 

Arkalarında ne onlar için tezahürat yapan yüz binler vardı, nede ayaklarında futbol oynamaya müsait papuçlar. Hava soğuktu, üzerlerinde kabanları vardı. İki takım sahaya o meşhur şampiyonlar ligi jenerik müziği ile çıktı. Boş dağlara ve sıvası çatlak okul duvarına selam verdiler. Hayır, temiz futbol adına tüm Dünya'ya okkalı ve manalı bir selam çaktılar. Kaleler seçildi, başarılar dilendi ve maç başladı. En cesur futbolcuların dahi oynamaya cesaret edemeyeceği karlı bir zemin üzerinde kıran kırana mücadele verdiler. Alışıktılar hayatın her kaygan zemininde ayakta durmaya, düşseler de inatla kalkmaya. Maçın son dakikalarında kızlar takımına yapılan faul sonrası hakem beyaz noktayı gösterdi(!) Panenka'yı andıran bir vuruş maçın skorunu belirledi. Dünya futbol tarihinde bir ilk yaşanıyordu ve kızlar takımı Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oluyordu! Erkekler rakiplerini tebrik ediyor ve fair-play adına bizlere harika bir an yaşatıyorlardı.

 


Şimdi ise sizleri öğretmenimiz Ulvi Koçu ile gerçekleştirdiğimiz ufak söyleşi ile baş başa bırakıyoruz:
Öğrencilerle yaptığınız bu çalışma nasıl başladı? Bizlere detayları sunar mısınız?

Okulumuzda çocukların en büyük eğlencesi futbol. Bunda kızlar ve erkeklerin birbirine ezeli rakip olduğu ve genelde kızlara pozitif ayrımcılık yapıldığını da söylersem maçlar çok çekişmeli geçiyor diyebilirim. Yeni bir futbol takımını ya da futbolcu ismini öğrenmek çocukların en büyük hobisi. Çocuklarla bu ve benzeri birçok çalışmamız var. Derslerde yaptığımız maçlarda kızlar takımı Bayern Münih oluyor, erkekler takımı ise Barcelona. Her bir öğrenci kendi takımından bir oyuncu ismi seçip o ismi kullanıyor. Farklı bir kuralımız var; maç içerisinde çocukların kendi isimleri ile değil futbolcu isimleri kullanılıyor. Örneğin ben kızlar takımında oynuyorum ve maç esnasında ismim Schweinsteiger. Fakat bunu söylemekten zorlandıkları için bana kısaca “Şiwan” diyorlar. Futbola bu açıdan baktığımızda bilgiler, kurallar, isimler, takımlar vs. çocuklarda daha kalıcı ve eğlenceli bir hal alıyor.

Doğu’da bir köy okulu olmanız itibari ile çocuklar, ekonomi ve spor üçgeninde ne gibi durumlarla karşılaşıyorsunuz?

Bu coğrafyada futbol çocukları hayatın zorlukları ve gerçeklerinden bir nebze uzak tutan bir tutku halini almış durumda. Çocukların hayata bakış açısı ailelerinden farklı olmuyor. Buna ekonomik koşullar da eklenince içinden çıkılmaz bir hale doğru gitmiş oluyoruz. Ayağında spor ayakkabısı, üstünde eşofmanları olmayan ve genellikle ikinci el yapılan yardımları giyinen bir çocuk topluluğundan bahsedersek durumu özetlemiş oluruz.

Spor dalları üzerinde bir eğitimci olarak ülke futbolunun sürüklendiği ve sürüklenmeye devam ettiği son hali bizlere yorumlayabilir misiniz?

Elbette futbol spor branşları içerisinde en popüler olanı. Aynı zamanda ülke dinamiklerine de yön veren bir oyun. Kendi ülke penceremizden yeşil sahalara baktığımızda durumun hiç de iç açıcı olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz. Adaletinden şüphe duyulan bir federasyon, üzeri kapatılmaya çalışılan şike olayları, yabancı sınırlaması, passolig, alt yapı yetersizliği, nicelikte yüksek kalitede düşük transferler, teknik direktör istikrarsızlığı ile birbirlerinin tekelinde bir ülke futbolu. Sonuç ise ortada; boş tribünler, kalitesiz maçlar, mağlubiyetler…
Son olarak şunu eklemek isterim ki; bir eğitimci olarak, amatör eski bir futbolcu olarak biz futbolu sanayi devrimine, kapitalizme ve sermayeye kurban verdik vereli, ışıklı reklam panoları futbol maçlarından daha dikkat çekici bir halde izleniyor. Umarım Anadolu’nun veyahut Trakya’nın bağrından kopan bu pırıl pırıl çocuklarımız hayalini kuruduğumuz bir ülkede, futbolun da salt futboldan ibaret olduğunu bize gösterecekler bir gün.

 


 

Teşekkürler ismi gibi Ulvi öğretmen, teşekkürler çocuklar... Futbolun dostluk, kardeşlik, gerçek mücadele ve temizliği adına gücünü bizlere yeniden hatırlattığınız için hepinize yürek dolusu sevgi ve teşekkürler...

 

 

Paylaş

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Özel Bölümler

 110