Türk Futbolu (63)

Birkaç gün önce Trabzonspor’u çok seven birisiyle bir ortamda denk geldik. Ortamda bulunanların başka ortak noktaları vardı ve o ortak noktaları üzerinde hararetle konuşurlarken, biz de bu arkadaş ile tek ortak noktamız olan Trabzonspor hakkında sohbete koyulduk. 

6222 numaralı kanun ile başlayan ve taraftarların tribüne bir saldırı olarak gördüğü e-bilet passolig uygulaması Türkiye’nin dahi dört bucağında tepki protestoları ile karşılanıyor. Taraftarlarca tribünleri hizaya sokma, fişlenme, rant kavgası ve endüstriyel futbol getirisi olarak nitelendirilen bu uygulama “Tribünler bizimdir” nidaları ile durdurulmaya çalışıyor.
İşte fotoğraflarla E-bilet Passolig protestoları;

 

Futbol duygusal bir olaydır. Derbiler ise o duyguların en yoğun yaşandığı zamanlar desek yanılmış olmayız. Aynı şehri paylaşmak, kağıt üstünde derbi olarak adlandırılsa da o coşkuyu tek başına verecek bir etken değil. Derbileri derbi yapan altındaki sosyolojik nedenlerdir. Bu sıkıcı, bilimsel makale tarzı girişi yapmak, "böyle derbi yazısı mı olur" diye düşünenler açısından caydırıcı olabilir ama güzel kısımlara gelmeden önce bu beş harfli kelimenin altında ne kadar büyük anlamlar olduğunu açıklamam gerekiyor. Çünkü Türkiye'de bu yanlış biliniyor, ısrarla yanlış dikte ediliyor.

Oscar Wilde, 1882 yılında Kuzey Amerika’da konferanslar vermek üzere bir tura katılır. Tur sonunda ise konferans vereceği salona gelir. Oldukça ferah ve tertemiz bir salon… Tam masasına oturduğu anda, şaşırtıcı bir manzarayla karşılaşır. Karşısında bir piyano ve duvarda asılı koca bir levha. Üzerinde ise büyük harflerle şöyle yazar: “Please don’t shoot the piano player. He is doing his best.”
“Lütfen piyanisti vurmayın; o, elinden gelenin en iyisini yapıyor.”

“arjantin'de kızlar
orda hayat var
hepsinin elinde
8310 var
ayaklarda ox var
prada bot var
..anızı ...iksin
tüm garibanlar”

1975-1976 sezonunda statükoyu yıkıp şampiyon olan Karadeniz Fırtınası bir sonraki sezona yine şampiyonluk parolasıyla giriyordu. Aynı zamanda ülkesini bir numaralı kupa, o zamanki adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası’nda temsil edecekti bu küçük şehrin yürekli çocukları… 

20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan Trabzon halkının futbol sevdası 1967’de birbirinden bağımsız akan derelerin tek bir yatağa dökülmesiyle birlikte, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin bilinen en köklü devrimini yarattı.


1967 yılında kurulan bu küçük şehrin sıradan kulübü kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde Türk futboluna yön verdi, tek düze İstanbul futbolunu ve kalıplaşmış düzeni yerle bir etti.

Sayfa 8 / 8