Türk Futbolu (63)

Babam birinci büyük göç dalgasının sonlarında, 1960’lı yıllarda göçmüş  İstanbul’a.  Beni ise ikinci büyük göç dalgasında, 1980 yılında kalıcı olarak İstanbul’a getirmişti.  Artık babamla ortak ilk yanımız gerçekleşmişti. İkimiz de her şeyimizi geride bırakarak anavatanımızı terk etmiştik. 

2000 senesinin yazıydı. 5 kafadar önümüzde süzülen, Çeşme’nin masmavi denizine ayaklarımızı uzatmış güneşin keyfini çıkarıyorduk. 5 arkadaştık. Ben, Servet, Hüseyin, Ali ve Temel.  Liseyi daha yeni bitirmiş yeniyetmelerdik. 22 saatlik bir otobüs yolculuğuyla Trabzon’dan Çeşme’ye gelmiş, bir tatil köyünde garsonluk yapıyorduk. 

Türk futbolu için kara bir gündür 20 Ocak 1989…

Henüz futbolun parayla tanışmadığı ve takımların deplasmanlara karayolu ile gittiği günlerdi…

O zamanların başarılı takımı olan Samsunspor da belki de başarısına bir başka başarı eklemek için çıkıyordu Malatya'ya doğru yola…

Pespaye ve bayağı zamanların futbolu ya da futbolun pespaye ve bayağı zamanları. Mide bulandırıcı gelişmeler, yorucu, sonu gelmez gibi gözüken, anlamsız bir futbol sezonu. Tuhaflıkların kucağında kemirilen futbolseverler (!). Bu zamanlarda kirli akılların damarlarından fışkıran iftiralar, garip bir aptallıkla büyüklerine biat eden, akıl tutulmasına kapılan sözümona taraftarların dillerinde ve kalemlerinde kanalizasyon çukuru tadında bir boyuta sürükleniyor.

Uzun süren hasret. Anadolu’nun 27 yıllık hasreti son buldu. Üç büyükler adı altında kabul görmüş üç medya büyütülmüşünün yıllar süren oyununa çomak sokuldu. Anadolu adeta şaha kalkıyordu. Olmaz denilen imkansız denilen oluyordu. Bordo Mavi fırtınanın ardından yıllar sonra Yeşil Beyaz bir devrim oluyordu. Tarihinde 2 Başbakanlık Kupası ve 1 Türkiye Kupası başarısı olan Bursaspor’un en büyük başarısıydı. 47 yıllık tertemiz tarihinin ve savaşının en güzel meyvesiydi.

Futbolda öyle anlar vardır ki, yıllar geçer, maçlar unutulur hatta kupalar unutulur ama o anlar unutulmaz. Benim nazarımda o unutulmaz anlardan birisi de 2011 yılında izlemiş olduğum bir karamboldür. Maçta golü kim attı, nasıl attı, maç sonucunda neler oldu, kim yoluna devam etti, tam olarak hatırlamıyorum ama o karambolün her anını daha az önceymiş gibi hatırlarım.

“Tarih zamanın geçip gittiğinin kanıtıdır, gerçekliği aydınlatır, belleği canlandırır, yaşama yol gösterir ve bize eski çağlardan haberler getirir”

-          Marcus Tullius Cicero

Türkiye’nin futbolu son zamanlarda en dalgalı ve en çalkantılı dönemlerini yaşıyor. Şike’nin ayak oyunları ile kapatılması, passolig tartışması, tribünlerin iyiden iyiye boşalması, hakem hatalarının aralıksız her haftaya damga vurması… Bunun yanında Uluslar arası arenadaki derin başarısızlık.

Sayfa 7 / 8