Türk Futbolu (58)

Adana Demirspor, Süper Lig’e yükselme Play-Off mücadelesinde 19 Mayıs 2016 günü Elazığspor ile çok önemli bir müsabakaya çıkacak.  Adana Demirspor’da maç için kampı, Elazığ’a en yakın şehir olan Malatya’ya alıyor. Sonrasında Malatya'ya geliyor ve otele yerleşiyot Adana Demirspor. Bu esnada da kendini bilmez birkaç kişi, Adana Demirspor’un kamp yaptığı otelin önüne gelip slogan atıyor.

Ersun Yanal 3. Kez Trabzonspor teknik direktörü oldu. 2014 yılında 2. Kez Trabzonspor’a imza attığında o zaman Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’ydu ve Ersun Yanal’ın imzasını, Evrensel gazetesindeki köşemde aynen şöyle yorumlamıştım

Cihan Arslan, Joganita için yazmamı istediğinde önce ne yazacağımı ve nereden başlayacağımı düşündüm.

Yazının konusu futbol olacak ama ne yazacağım? Eskiden beri futbolumuzda federasyonlardan başlayarak kulüplere kadar inen kötü yönetim, şike, teşvik, futbolcu ayartmaları, karşılıklı nefretler, suçlamalar, kavgalar, huzursuzluklar ve çarkı döndürme adına ligleri kurgulamalarla geçen yıllar… Çeşitli oyunlarla bilerek ve isteyerek gereksiz yere aşırı borçlandırılan, bazıları kümeler düşen, bazıları kapanan ya da kapanma noktasına gelen kulüpler… Tribünlerde zaman zaman güzelliklere imza atsalar da çoğunlukla birbirine düşürülen taraftarlar, kibir, cinsiyetçi toplu küfür, zaman zaman sonu cinayetlere kadar varan şiddet, düşmanlık, rant mücadelesi… Kısacası adına futbol diyemeyeceğimiz, insanın keyfini kaçıran ve futboldan soğutan tuhaf ve huzursuz bir ortam…

Babam birinci büyük göç dalgasının sonlarında, 1960’lı yıllarda göçmüş  İstanbul’a.  Beni ise ikinci büyük göç dalgasında, 1980 yılında kalıcı olarak İstanbul’a getirmişti.  Artık babamla ortak ilk yanımız gerçekleşmişti. İkimiz de her şeyimizi geride bırakarak anavatanımızı terk etmiştik. 

2000 senesinin yazıydı. 5 kafadar önümüzde süzülen, Çeşme’nin masmavi denizine ayaklarımızı uzatmış güneşin keyfini çıkarıyorduk. 5 arkadaştık. Ben, Servet, Hüseyin, Ali ve Temel.  Liseyi daha yeni bitirmiş yeniyetmelerdik. 22 saatlik bir otobüs yolculuğuyla Trabzon’dan Çeşme’ye gelmiş, bir tatil köyünde garsonluk yapıyorduk. 

Türk futbolu için kara bir gündür 20 Ocak 1989…

Henüz futbolun parayla tanışmadığı ve takımların deplasmanlara karayolu ile gittiği günlerdi…

O zamanların başarılı takımı olan Samsunspor da belki de başarısına bir başka başarı eklemek için çıkıyordu Malatya'ya doğru yola…

Pespaye ve bayağı zamanların futbolu ya da futbolun pespaye ve bayağı zamanları. Mide bulandırıcı gelişmeler, yorucu, sonu gelmez gibi gözüken, anlamsız bir futbol sezonu. Tuhaflıkların kucağında kemirilen futbolseverler (!). Bu zamanlarda kirli akılların damarlarından fışkıran iftiralar, garip bir aptallıkla büyüklerine biat eden, akıl tutulmasına kapılan sözümona taraftarların dillerinde ve kalemlerinde kanalizasyon çukuru tadında bir boyuta sürükleniyor.

Uzun süren hasret. Anadolu’nun 27 yıllık hasreti son buldu. Üç büyükler adı altında kabul görmüş üç medya büyütülmüşünün yıllar süren oyununa çomak sokuldu. Anadolu adeta şaha kalkıyordu. Olmaz denilen imkansız denilen oluyordu. Bordo Mavi fırtınanın ardından yıllar sonra Yeşil Beyaz bir devrim oluyordu. Tarihinde 2 Başbakanlık Kupası ve 1 Türkiye Kupası başarısı olan Bursaspor’un en büyük başarısıydı. 47 yıllık tertemiz tarihinin ve savaşının en güzel meyvesiydi.

Sayfa 6 / 8