Türk Futbolu (58)

1917 Portekiz

İddialara göre 13 Mayıs 1917 yılında Portekiz’in Santarem eyaletinde, Qurem iline bağlı Fatıma köyü yakınlarında 3 küçük çocuk Meryem Ana’nın onlara göründüklerini ağızlarından kaçırırılar. Hatta yine iddialara göre bu olay sadece 13 Mayıs 1917’de olmamış, 6 ay boyunca her ayın 13’ünde tekrarlanmıştır. Meryem Ana çocuklara görünmekle kalmamış 3 küçük çocuğa da sır vermiştir.

2004 yılının Eylül ayında Konya’nın ücra ve merkeze uzak bir ilçesi olan Hüyük’ün İmrenler Kasabası’nda göreve başlamıştım. Bu yolculuk bundan sonraki yaşantımın tamamen değişeceği anlamını taşıyordu. İlçe küçük, kasaba daha da küçüktü. Ankara’dan sonra geldiğim ve yaşamaya çalıştığım bu yeni yerde yapabileceklerim de oldukça kısıtlıydı. Köy kahvesinin üzerinde iki odalı şirin bir ev tutmuştum ki, sonraları bu kararın ne kadar muhteşem bir karar olduğuna tanık olacaktım. 

"Türk Futbolu'nda İlginç Futbolcu Lakapları" serisinin 3. Ve son bölümü ile karşınızdayım. Daha önce Takoz Recep, Kova Yaşar, Canavar Mehmet, Dozer Cemil, Leblebi Mehmet, Deli Bahtiyar, Dobi Hasan ve  Baba Hakkı’yı anlatmıştım. Bu yazının konukları ise Ordinaryus, Taçsız Kral Metin Oktay ve Başbakan Lemi.

Futbol her geçen gün daha fazla büyüyor ve sanayileşiyor. Doğal olarak futbolcular da değişiyor, futbolculara olan bakış açısı da. Daha önceleri mahallenin çocuğu olarak görülen, sevimli adamların yerini bugünlerde milyon euroluk kazançları ile zengin adamlar almış durumda. Forma arkasına isim yazılmayan günlere döneceğiz bu yazımızda ve Türk futbol tarihinde ilginç lakapları ile tanınan sevimli futbolcuları anacağız.

2. Bölüm

Futbol her geçen gün daha fazla büyüyor ve sanayileşiyor. Doğal olarak futbolcular da değişiyor, futbolculara olan bakış açısı da. Daha önceleri mahallenin çocuğu olarak görülen, sevimli adamların yerini bugünlerde milyon euroluk kazançları ile zengin adamlar almış durumda. Forma arkasına isim yazılmayan günlere döneceğiz bu yazımızda ve Türk futbol tarihinde ilginç lakapları ile tanınan sevimli futbolcuları anacağız.

Türkiye’deki yerli teknik direktörlerin özellikle de yeni nesil teknik direktörlerin, “parlak” futbolculuk kariyerlerinden sonra, atıldıkları bir meslek olarak  çok öne çıkan teknik direktör koltuklarında, farklı ve acaip bir adam oturuyor şu sıralarda; Osmanlıspor teknik direktörü, Mustafa Reşit Akçay. Mustafa Reşit Akçay’ın hikayesi ve yolculuğu anlatılmaya ve üzerinde durulmaya değer.

Futbol sahalarında şiddetin artması ve bu şiddetin futbol sahalarından dışarıya da taşması bir yana, artan şiddete karşı, suçluların adeta kollanması  ve kahraman ilan edilmesi son yıllarda Türk futbolunun bir başka kirli yüzü olarak ortaya çıktı. Kabul etmek gerekir ki; futbolda şiddet ne sadece bir takıma ne de sadece bir şehre mal edilemez. Her şehir, her takım şiddet sarmalının buraya gelmesinde ama az ama çok pay sahibidir. Ancak çok önemli bir nokta var ki; şiddet ile ilgili çözümlemeler yapılacaksa ve gerçekten şiddete çare aranacaksa, asla atlanamaz. Suç işleyenlere karşı, kamuoyunun ve büyüklerin (!) takındığı tavır.

Tükenmiş bir kişi bunu ya duygusal çöküş ya duyarsızlaşma ya da azalmış başarma motivasyonu şeklinde yaşar. Tükenmişlik sendromu 4 evrede gerçekleşir.

Sayfa 5 / 8