Karar Zamanı

Yaşama dair önemli denklemlerden biri; en kötü kararın kararsızlıktan daha iyi olduğudur. Bir kararınız olduğunda buna yönelir ve buna uygun hareket edersiniz. Neyi, nasıl yapacağınız yanlış bile olsa bellidir. Kararsızlıkta ise ne yaptığınız belli değildir ve dibe doğru çökersiniz. Bu yazıyı yazma sebebim Trabzonspor’un artık bir karar vermesi gerektiği görüşünde olmamdır.

Trabzonspor acilen karar vermelidir! Bu karar verme işi gecikmiştir bile. Sadri Şener’den sonra bir kararsızlıkla boğuşmakta ve dibe doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Kararsızlık ise şudur; eskiden olduğu gibi statükoya dik durup şampiyonluklar yaşayacak veya şampiyonluk yarışında olan bir kulüp mü olacak yoksa yılda bir iki tane büyük maç kazanıp bazı maçlarda da iyi oynayıp ligi ortanın biraz üstünde bitiren bir kulüp mü olacak? Hepimiz ilk yazdığımın olmasını isteriz ancak gelen yönetimler ikinci yazdığıma yönelik çalışma sergilemekte. Taraftarın büyük çoğunluğu ise bu durumun farkında olmadıkları için bundan rahatsızlık duymamaktadır.     

İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta yönetimlerinde gördük ki istikrar sağlamak, oyuncu transferlerinden gelir elde etmek veya şampiyonluk yaşamak gibi söylemler olsa da aslında böyle bir tutum sergilenmedi. Yüksek bonservisli ve yüksek maaş alan yaşlı oyuncular tercih edildi ve deyim yerindeyse bunlar Trabzonspor’a kakalandı. Örneklerle gidersek Erkan Zengin transferi, kulübü sınıf atlatacak bir transfer gibi lanse edildi ancak oyuncu bedelsiz olarak kulüpten ayrıldı ve sportif herhangi bir başarı sağlayamadı. Trabzonspor tarihinin en yüksek bonservis bedeli ödenerek kadrosuna kattığı Waris, bir buçuk yılda ligde gol atamadı. Kucka, Sosa gibi kariyerinin son dönemlerindeki oyunculara da yüksek bonservis ve maaş ödemeleri yapıldı. Bu oyuncuların ileri süreçte transferlerinden de kar elde etme düşüncesi ütopik bir düşünce olarak karşımıza çıkmakta. Bu sayılan oyuncular gibi oyuncuların sayısını arttırmak ve örneklere katmak hiç de güç değil. Zira yerli oyunculardan da birçok transfer yapıldı ve birçoğu iz bırakmadan, kimisi de bir dakika bile oynamadan gitti.

Bu yazıyı yazarken hali hazırda kulübe transfer yasağı gelmiş durumda. 250 bin Euro’dan dolayı. Koskoca Trabzonspor kulübü bu paradan dolayı yasak getirtilecek bir kulüp mü sizce ?

Felaket tellalı gibi kötü şeylerden bahsederek bitirmeyeceğim yazımı. Eleştirdiğim konular ilk olarak nasıl düzeltilir bundan bahsetmek isterim. Öncelikle Usta yönetiminin derhal görevi bırakması ve olağanüstü genel kurula gidilmesi gerekiyordu. Bu karar da alındı zaten.  Zira kendisi, üniversitesini ve hastanesini yeterince büyüttü. Bir küçük parantezde açmakta fayda var. Sponsoru olduğu Trabzonspor’un basketbol takımı küme düştüğü zaman hastanesinin marka değerinden dolayı sponsorluğunu çeken ve ertesi sezon takım yeniden birinci lige çıktığında tekrar sponsor olan bir Trabzonsporludan(!) bahsediyoruz.

Herkes her şeyden anlamaz. Usta futbolu bilmek zorunda değil ama bilmediği mesleği icra etmemeli. Trabzonspor kimsenin oyuncağı değildir. Hastane yönetmeyi bilen hastane yönetsin. İnşaat yapmayı bilen binalar diksin ama bırakın da Trabzonspor’u da futbolu bilen insanlar yönetsin. Bu işi yani Trabzonspor’un karar verme işini bırakın bu camianın insanları yapsın. İş adamları değil. İş adamları çok meraklılarsa ekonomik destek sağlarlar.

Burada üstün yarardan bahsediyorum. O da Trabzonspor’un yararıdır. Trabzonspor bahsettiğim kararlardan ilkini vermeli ve buna uygun kişiler tarafından yönetilmelidir. Camiadaki kişiler ise oyuncusu, taraftarı, yöneticisi kısaca herkes her gelen başkanın iyi olmayacağını bilmeli ve ona göre davranmalı. En iyi sonuca gitmenin yolu eleştirileri dinlemektir. Aynı düşünmeyeni hain ilan etmek değil.

Hata Hacıosmanoğlu’yla başladı, Usta ile devam etmekte. Umarım burada sona erer ama erecekmiş gibi gözükmüyor. Yeni gelen yönetim de benzer transfer politikaları izler ise sportif başarıda gelmediği takdirde ki bu politikayla hayli zor gözüküyor… Kulübün iflası uzak durmamakta.

 

Ekrem Kılıç