Yusuf ve Abdulkadir Satılmalı mı?

Trabzonspor’un yeni dönemde sahneye çıkardığı ve Trabzonsporlu taraftarları heyecanlandıran iki isim Yusuf Yazıcı ve Abdulkadir Ömür ile ilgili olarak son günlerde transfer haberleri çoğalmaya başladı. Kulüp başkanı Muharrem Usta, bu transfer haberleri hakkında “Evet” anlamında cümleler kurdu.  Başkanın medyadaki ahbapları hemen bu minvalde yayına başladılar. Türk futbolunda papaz (!) olarak tanımlanabilecek bazı Trabzonsporlu futbolcuların menajer arkadaşları Trabzon seyahatlerine başladı… Haberler, açıklamalar, menajerlerle yenilen yemekler…

Yusuf Yazıcı ve Abdulkadir Ömür hiç şüphesiz kendi kariyerleri için en iyisini istiyorlardır. Kulüp başkanı iflasın eşiğine getirdiği kulüp ile beraber az da olsa rahat bir nefes almak, papazlar menajer arkadaşlarına para kazandırmak, menajerler de altın yumurtlayan tavuklara sahip olmak istiyorlar hiç şüphesiz.

Peki Yusuf ve Abdulkadir Satılmalı mı?

Hiç şüphe yok ki mevcut ülke iklimi ve Trabzonspor’un yapısal ve kronik rahatsızlıkları Yusuf Yazıcı ve Abdulkadir Ömür’ün kariyerleri için ciddi bir set oluşturuyor. Şartlar böyle devam ederse Yusuf ve Abdulkadir’in kendi yeteneklerine uygun, büyük bir kariyer yapmalarına engel olacak Trabzonspor. Yusuf ve Abdulkadir’in temel eğitimlerini tam olarak tamamlamaları, dünya futboluna entegre olabilecek bir oyun görüşüne kavuşmaları, fiziksel ve psikolojik olarak üst seviyelere ulaşmaları şu şartlarda zor gözüküyor. Üstelik Avrupa Kupalarında olmayan, liginde başarılar yaşayamayan, her daim sıkıntılarla boğuşan, istikrarsız ve geleceği olmayan bir takımın oyuncuları olarak Yusuf ve Abdulkadir’in üst düzey takımların radarına girmeleri de oldukça zor.

Bu nedenlerden dolayı Yusuf ve Abdulkadir’in Avrupa’nın elit liglerine sıçrama yapması için şanslarını denemeleri  iki futbolcu için de en optimum çözüm gibi gözüküyor.

Meseleye Trabzonspor Kulübü açısından yaklaşmalıyız aynı zamanda.

Zira Trabzonspor son 5 yıl içerisinde derin başarısızlıklarla çevrilmiş, yönetim istikrarından uzak, günübirlik proje ve kararlarla idare edilmeye çalışılan, borçlanan, sürekli borçlanan, yaşlı oyunculara yatırım yaparak kısa vadede başarı peşinde koşan, takım içindeki dengeleri alt üst olan bir kulüp kimliğine büründü.  “Bir futbol kulübü nasıl yönetilmez?”, sorusunun canlı örneği. Futbol kariyerlerinin sonuna gelmiş futbolculara, kulüp tarihinin en büyük paralarını ödeyerek iflasın da eşiğine gelmiş durumda.  Gelinen noktada Yusuf ve Abdulkadir’in olası satışlarından elde edeceği parayla kısmi bir ekonomik rahatlama yaşayabileceğini düşünmekte. Ancak bu düşünce oldukça tehlikeli. Trabzonspor’u sadece para kapısı olarak gören, masa başında kontrat imzalarken son derece profesyonel ancak saha içinde yapması gerekenler söz konusu olduğunda amatör niteliklere sahip futbolculara ödenen kamyon dolusu paraların acısını, Trabzonspor’un geleceği olacak Yusuf ve Abdulkadir’in sırtına yüklemek hem acımasızca hem de ahmakça.

Trabzonspor son 2 yılda 30 milyon Euro’dan fazla bonservis parası ödedi, futbolculara ödenen yıllık ücret toplamı 30 milyon Euro seviyesinde. Bu rakamlar yıllık 200 milyon TL seviyesine denk geliyor ama taraftarları heyecanlandıran ve en çok umut beslenen iki futbolcu, Trabzonspor’un tek kuruş ödemediği Yusuf ve Abdulkadir. 

Peki Yusuf ve Abdulkadir satılırsa hem de ciddi paralara satılırsa ne olacak?

Her transfer döneminde hipnotize edilmiş bir şekilde transferi, daha çok transferi, en pahalı transferi bekleyen ve camianın çok büyük bir bölümüne sirayet etmiş olan taraftar değişecek mi?

Koltuktaki ömrünü biraz daha uzatabilmek için akıldan ve vicdandan yoksun bir şekilde harcama yapan, taraftara transfer ile yaranmaya çalışan, taraftar cephesini elinde tutmak için paralı kalemler ve gazeteciler tutan yöneticiler değişecek mi?

Bunların cevabı kocaman bir HAYIR!

En optimum çözüm ne olabilir?

Trabzonspor yapısal bir reform yapamadığı sürece geldiği noktadan kurtulması imkansız. Yusuf veya Abdulkadir satılsın ya da satılmasın bu durum da değişmeyecek.

Ancak Yusuf ve Abdulkadir ve altyapıdan onları takip edecek diğer oyuncular dünya futboluna entegre, futbol ile ilgili gelişmeler ve değişimler hakkında dikkatli ve bilgili, bir sistem yaratma konusunda tecrübeli ve oyuncu gelişimi sağlama konusunda azimli bir teknik direktörün ,ona karışmayan bir yönetim anlayışının, menajerlerin cirit atamadığı bir kulüp yapısının meydana getirdiği yeni bir sistem ile hem takımlarını hem de kendilerini üst düzey bir noktaya çıkarabilirler.

Bahsettiğim bu değişim ve vizyon (!) altyapıdan itibaren kulübü sararsa, Yusuf ve Abdulkadir gibi tesadüfi bir şekilde karşımıza çıkan yıldız adaylarından, planlı ve tıkır tıkır işleyen bir sisteme evrilmek de oldukça olası. Bu tarif edilen nokta da hem sportif başarı hem de ekonomik rahatlık anlamına geliyor zaten. Trabzonspor’un da uçurumdan yuvarlanmamasının en büyük garantisi bu.

Tüm bunları Yusuf ve Abdulkadir’e anlatacak, hem onların kariyerlerini hem de Trabzonspor’u düşünecek, futboldan anlayan, Trabzonspor’u düşünen, Trabzon’u bilen hakiki yöneticilerin koltuğu devralmaları bu büyük paradoksu kıracak ve umut oluşturacak ilk adım.

Bekleyip göreceğiz.