Muharrem Usta’ya Çağrımdır | Derhal Seçimli Kongre

Muharrem Usta Aralık 2015’de Trabzonspor Başkanlığına aday olduğunda karşısındaki rakipleri Celil Hekimoğlu ve İbrahim Hacıosmanoğlu’ydu. Görev süresi boyunca, yaptıkları ihanet boyutuna varan İbrahim Hacıosmanoğlu’nu desteklemem söz konusu bile değildi. Az çok Trabzonspor hakkında yazan, araştıran ve yazdıklarımı da küçük de olsa bir kitleye ulaştırabilen birisi olarak bu tarihi başkanlık seçimi ile ilgili bir şeyler yazmak istedim.

Ne Muharrem Usta ne de Celil Hekimoğlu ile herhangi ekonomik, sosyal bir bağım olmaması seçim öncesi değerlendirmelerimde beni özgür bırakıyordu. Ki bu özgürlük bütün yazarlık hayatım boyunca beni en çok rahatlatan alandı.

Muharrem Usta’nın ve Celil Hekimoğlu’nun ekiplerini, vaatlerini, teşhislerini ve tedavi yöntemlerini uzun uzun takip ettim, derledim, sınıflandırdım ve analiz ettim. Tüm bunlardan sonra  “Hangi Başkan Adayını Destekliyorum” adlı bir yazı yazdım. Ancak bu yazıyı Joganita yerine kişisel facebook adresimde yayınladım. Zira Joganita daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de kurumsal olarak hiçbir adayı desteklememe kararı almıştı. Bu karar Joganita’nın “bağımsız” duruşu ile alakalı olduğu için ve yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına yazımı kişisel facebook adresimde yayınladım. https://www.facebook.com/chn.arsln/posts/1063731350305970

Yazının tamamı şu şekildedir.

“Hangi Başkan Adayını Destekliyorum?

Trabzonspor Kongre’sine günler kala sosyal medyada, sokakta, tribünde en çok konuşulan konu, kimin başkan olması gerektiği. Herkesin kendine göre ideal bir başkanı var ve herkesin bu başkan adayını desteklemesi için de kendine göre nedenleri var. Trabzonspor’un mevcut “rezalet” durumuna ve bütün değerlerinin yitmeye ramak kalmış duruma gelmesine rağmen, Kulübe başkan olmak için ciddi ve saygın adayların elini taşın altına koyması ise şu aşamada benim umudumu arttırıyor doğrusu.

Her ne kadar Kongre’de 5 aday yarışıyor olsa da öne çıkan 3 başkan adayı var. Muharrem Usta, Celil Hekimoğlu ve mevcut başkan İbrahim Hacıosmanoğlu. İbrahim Hacıosmanoğlu’nu bir çizgide geçiyorum zira, kendisinin Trabzonspor Kulübü’nün en kötü, en zararlı ve en kötü niyetli başkanı olduğunu düşünüyorum. Neden böyle düşündüğümü daha önce yazdığım yazıları okuyanlar bilir. Seçim öncesi ortaya koyduğu liste hukuksuzluğu ile de en hukuksuz başkan sıfatına da sahip oldu gözümde.

Peki ben Muharrem Usta’yı mı yoksa Celil Hekimoğlu’nu mu destekliyorum?

Bu soruya cevap vermeden önce şunu açıkca söylemem lazım;

İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkan olmadığı her seçim sonucuna sevineceğim. Başkan Muharrem Usta olursa da sevinip, kendisini ve ekibini tebrik edeceğim, Başkan Celil Hekimoğlu olursa da sevinip, kendisini ve ekibini tebrik edeceğim. Doğrularını tüm gücümle desteklemek ve yanlışlarını da yüksek sesle eleştirmek kaydıyla elbette.

Ben bu seçimde “kişisel” olarak Muharrem Usta’nın 1 adım önde olduğunu düşünüyorum ve şu aşamada Muharrem Usta’yı destekliyorum.

Neden böyle düşündüğümü de daha somut ve daha net bir şekilde anlatabilmek için kendimce bir Aday puanlaması yaptım ve yine kendimce adaylar için çekincelerimi yazdım

Neden Muharrem Usta?

1- 2013 Kongresi’nde “tepeden inme aday” görüşü yoğundu ancak “beklenmeyen” ve 13. Sandığa (!) takılan seçim yenilgisi sonrası camianın içinde kalması, yoluna devam etmeye çalışması, Trabzonspor Basket Takımı’na verdiği destek sonrasında da ve bu seçimde yeniden aday olması

2- Henüz kesinleşmese de genç, başarılı ve Trabzonspor’u 2010-2011’de şampiyon yapan yönetimin çalışkan isimlerinden Nevzat Aydın ve Tuncay Bekiroğlu’nun aynı zamanda da daha önce Trabzonspor Basketbol takımı ile şampiyonluk yaşamış Mehmet Yiğit Alp’in de Muharrem Usta’nın listesinde yer alacak olması. Hem Muharrem Usta hem de saydığım isimler aynı zamanda iş yaşamlarında da son derece vizyon sahibi isimler ve bu isimlerle vizyon sahibi bir yönetimin ortaya çıkabilme ihtimali önemli.

3- Trabzonspor’un mevcut problemleri ile ilgili özellikle de ekonomik problemleri ile ilgili düşünceleri ile aynı paydada buluşuyor olmamız.

4- Teşhis, değerlendirme ve planlama olarak net, anlaşılır ve camianın güvenini tekrar geri kazandıracak bir hareketlilikle kulübü yönetmeye talip olması

5- Her ne kadar teknik direktör konusunda Lucescu ismi ortaya atılmış olsa da, bu konu hakkında yapmış olduğu “Lucescu sadece bir örnekti, sistemin önemini anlattım” açıklaması ile “sisteme” verdiği önemi belirtmiş olması. Zira Trabzonspor Futbol Kulübünün, futbol takımında da tepeden tırnağa bir sistem değişikliğine gitmesi ve bu sistme değişikliğinin arkasında duracak karar sahibi olması gerekmekte.

Çekincelerim :

Muharrem Usta’nın kulübün gerçek manada bir “enkaz” olduğu bu günlerde çok net bir şekilde ortaya koyduğu “50. Yılda şampiyonluk” parolasının, kendisi ve ekibi üzerinde ciddi bir baskı oluşturabileceği ve bununla beraber hata yapma olasılığının da artacak olması. Kendisinden ve ekibinden kaynaklanmayan nedenlerden dolayı “şampiyonluk”tan önce ciddi yapısal düzenlemelere gitmesi gerekmekte. Ve bu ciddi yapısal düzenlemelerin bazen sert karşılıklar bulabileceği endişesiyle, yapılması “mutlak” olan ekonomik ve kurumsal reformları ötelemeye kalkışabilme olasılığı da tehlikeli. Üstelik bir “kahramanın” gelip, her şeyi düzelteceği algısına yönelik çalışmalar da kulübün şu anki gerçekliğinden uzak. Şunu da not düşmek gerekir ki, bu “kahraman” algısını kendisinden çok, onu destekleyenler körüklüyor ve bu uzun vadede hem Trabzonspor hem de Muharrem Usta için tehlikeli olabilecek bir anlayış. Trabzonspor’un kahramana değil, akıllı, planlı, sistematik ve kurumsal bir yönetime ihtiyacı var.

Neden Celil Hekimoğlu?

1- Bundan önceki İbrahim Hacıosmanoğlu yönetiminden istifa eden Sebahattin Çakıroğlu’nu, 2013 Kongresi’nde başkanlığa aday olan Metin Atasoy’u ve kişisel olarak tavrını ve duruşunu beğendiğim Hüseyin Örs’ü ilk aşamada ortak çalışmaya ikna ederek, birleştirici bir tavır ortaya koyması.

2- Mehmet Ongan, Hakan Orhan ve Hakan Kulaçoğlu gibi camianın her daim içerisinde kalan, benim açımdan çok güvenilir ve ehil bulduğum değerleri de yönetim kadrosu içine alarak, çok geniş tabanlı bir yönetim vaadinde bulunuyor olması

3- Daha önceki yöneticilik dönemlerinde olduğu gibi, Başkan olarak aday olduğu bu seçim öncesi dönemde de daha çok insana dokunarak ve yönetim ekibini de bu şekilde hareket ettirerek çizmiş olduğu çalışkan görüntü.

4- Trabzonspor’un mevcut problemleri ile ilgili özellikle de ekonomik problemleri ile ilgili düşünceleri ile aynı paydada buluşuyor olmamız.

Çekincelerim

Mevcut bazı problemleri iyi teşhis edebilmesine rağmen, acil olmayan ve yapılacak işler sırası belirlense listenin sonlarında yer alacak bazı projeleri de çok önemli projeler olarak görmesi. Bunun yanında yönetimdeki ekibinin açık ve net bir şekilde teknik direktör tanımını “yerli” olarak yapması. Yerli/yabancı ayrımından ziyade mutlaka ve mutlaka bir sistem ayrımı yapması gerekmekte . Bunun yanında kulübe bir fayda getirmeyecek ve sadece zarar verici bir tartışma olmadan öteye gitmeyecek olan “Trabzonspor Trabzon’dan yönetilmelidir” vizyonunu da akılcı bulmuyorum. Trabzonspor’un ihtiyacı olan tek şey Akıllı, planlı, sistematik ve kurumsal bir yönetim.

Söyleyeceklerim bu kadar.

Hem Celil Hekimoğlu’na hem de Muharrem Usta’ya başarılar diliyor ve gayretleri için kendilerine şimdiden teşekkür ediyorum…

Ama en çok Trabzonspor’a şans diliyorum.

Biliyorum ki bu seçim Trabzonspor’un son şansı olabilir.”

Hepimizin malumu seçimi Muharrem Usta ve ekibi kazandı. Daha önce defalarca yazdığım üzere, kulüp her anlamda bir enkazdı ve umudum Muharrem Usta’nın seçim öncesi vaatlerini gerçekleştirerek kulübü nefes alır daha sonra da yarışır hale getirmesiydi.

2016 ara transfer döneminde ekonomik olarak ilk atılımlar atılmaya başladı. Süreci çok yakından takip ettiğim için ve kendimi de tercihimden dolayı sorumlu hissettiğim için bu ara transfer dönemi ile ilgili olarak ekonomi temelinde bir araştırma yazısı yayınladım. Ara Transfer Ekonomik Reformunun Trabzonspor’a Etkileri

İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde kaleme aldığım Trabzonspor Gerçekle Yüzleşmeli ve Trabzonspor Semmelwis’i Dinlemeliydi yazılarımda da belirttiğim üzere buna benzer bir ekonomik operasyon önemliydi ve bu ara transfer döneminde de bu yapılanları destekledim. Trabzonspor hem saha sonuçları olarak kötüydü hem de ekonomik anlamda kötüydü. Saha sonuçlarının kısa sürede düzelmeyeceği barizdi en azında ekonomik olarak hamlenin yapılması biraz rahatlatıcıydı. Ancak Hami Mandıralı döneminde başarısız sonuçlar, rezalete dönüşmeye başladı.

Mayıs 2016’da yani görev süresinden tam 6 ay sonra Muharrem Usta ve ekibi ile ilk derin fikir ayrılığımız ortaya çıktı; Ersun Yanal. Ersun Yanal ismi Usta’nın seçim öncesi vaatleri ile uyuşmuyordu. Ersun Yanal, Lucescuvari bir sistem hocası değildi. Ersun Yanal İHO döneminde Trabzonspor’un başında görev yapmıştı ve daha bir sürü şey. Bunun üzerine Ersun Yanal İsmine İtiraz Ediyorum adlı yazımı yayınladım. O yaz transfer döneminde ekonomik politika biraz gevşetilmiş olsa da – bonservis bedelleri hariç- takımın maaş yükü belli bir düzeye çekilmeye çalışılmıştı. Yeterli değildi ama ortada bir çaba vardı. Ancak ortada bir tuhaflık, bir güvensizlik, bir çatışma hali vardı ve bu konu hakkında Muharrem Usta’ya Mektup adlı yazımı yayınladım.

Zaman ilerledikçe Muharrem Usta seçim öncesi ne vaat ettiyse tam tersini yapmaya başladı. Takımın ekonomik dengesi İHO dönemi gibi bozulmaya başladı. Muharrem Usta iyi zamanlarda ortaya çıkıyor, kötü zamanlarda ise suçu başkasına atıyordu. Derin bir ego ve bu egoyu donatan bir çevre ile hareket etmeye başlamıştı. Akıl kulüpten giderek uzaklaşıyordu. Gelişim evrelerine bakıldığında her hallerinden ekonomik olarak Usta’ya gebe oldukları belli olan bir gazeteci, medya tayfası oluşturulmaya başlamıştı. Gerçekler saklanıyor, şov peşinde koşuluyordu… Bu durumu da Muharrem Usta ve Kobra Etkisi yazımda belirtmiştim.

2016-2017 sezonu yine başarısızlıkla ve ekonomik bir yıkımla sona ermişti. Takım Avrupa Kupalarına bile katılamamıştı. Ortada ortak akıl yoktu, Gelin noktanın sorumlularından birisi olan Ersun Yanal ile yolculuk devam ediyordu. Ama tetikçiler ve saf(!)lar tarafından şampiyonluk şarkıları söyleniyordu. Trabzonspor 2017-2018 yaz transfer döneminde yaşlı ve çok paraya ikna olan futbolcularla donatmıştı takımı. Menajerlerin çiftliğine dönmüştü kulüp. Borç 900 milyon TL sınırına dayanmıştı. Başkan birkaç adamı harici kimseyi dinlemiyordu. Seçim öncesi kaleme aldığımı Çekincelerim birer birer ortaya çıkıyor ve kocaman hatalar olarak Trabzonspor’u daha da kötü günlere doğru sürüklüyordu. Bu dönemde de Ekonomik olarak Trabzonspor’un geldiği noktaya değinen şu yazıyı kaleme almıştım.

Kulübün geldiği noktanın geri döndürülemez derecede kötü olduğunu aynı zamanda sosyal medya hesaplarında da paylaştım.  Sosyal medya üzerinde yaptığım bu yorumlara gelen tepkiler ise oldukça sertti. Başkan daha ne yapsındı? (!) Dünya yıldızlarını tek tek transfer ediyordu! Tamam çok para veriyordu, her istediklerini yapıyordu ama bana neydi? Cebimden mi ödüyordum sanki? Kulübün muhasebecisi ben miydim sanki? Ersun Yanal düşmanlığım yüzünden kasten ve bilerekten yapıyordum bunları (!) Usta ve ekibi 30 milyon Euro’dan fazla bonservis ödeyerek, 21 oyuncu almıştı ama ortada bir takım yoktu. Başarısız sonuçlar devam ediyordu. Rezaletler! Ne Usta ne yakın ekibinin ne de Ersun Yanal’ın pek umurunda değil gibiydi bu durum. Usta ve yalakaları ortalıkta gözükmüyordu.

Sonra gelmesine en başından beri şiddetle karşı çıktığım Ersun Yanal ile yollar ayrıldı. Ama artık çok net görülüyordu; Tek suçlu Ersun Yanal değildi, kulübün bu durumda olmasında bir numaralı sorumlu Muharrem Usta’ydı.

Muharrem Usta yaptıkları ve yapamadıkları ile Trabzonspor’un sadece bugününü değil, yarınını da büyük bir tehlikeye sokmuştur. Tıpkı İbrahim Hacıosmanoğlu gibi. İbrahim Hacıosmanoğlu sandıktan hep kaçarak görev süresini uzattı ama sonucunda ağır bir yenilgi alarak koltuğa veda etti.

Muharrem Usta’ya tavsiyem en yakın zamanda seçimli kongre kararı almasıdır. Zaman Muharrem Usta’nın aleyhine işliyor. Ama en büyük zararı Trabzonspor görüyor.

Tarihe not düşmek şart!