Şikeli Harikalar Kumpanyası'nda İkinci Perde

Bu yazıya “Türkiye’de şike artık serbest” tarzı vurucu bir cümle ile giriş yapabilirdim ama konu, sulandırmaya en ufak mahal vermeyecek kadar ciddi. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 19.10.2017’deki toplantısında, Şanlıurfaspor’un Manisaspor – Şanlıurfaspor maçı ile alakalı başvurusunu “inceledi” ve şikenin var olup olmamasıyla hiç ilgilenmeden, sadece delillerin elde ediliş şekline bakarak hiçbir takıma ya da kişiye ceza vermedi. Bu skandal karara geçmeden önce Şanlıurfa cephesinin iddialarına ve delillerine kısaca bir bakalım.

5 Temmuz 2017 tarihinde Şanlıurfaspor, Türkiye Futbol Federasyonu’na yazılı bir başvuru yaparak, TFF 1. Lig 2016/17 sezonunda Gazişehir Futbol Kulübü’nün (eski Gaziantep BB Spor) bazı maçlarda şike faaliyetlerinde bulunduğuna dair kuvvetli delillerinin olduğunu belirtti ve söz konusu kulübün gerekli cezayı almasını, 2. Lig’e düşen Şanlıurfaspor’un ise tekrar 1. Lig’e yükseltilmesini talep etti. Hakikaten de internete düşen ses ve görüntü kayıtlarına göre; Gazişehir FK’nün müdürü Nizamettin Sertkal, Gaziantepsporlu (Gazişehir değil) futbolcu Elyasa Süme ve Manisasporlu futbolcular Gökhan Sazdağı ile İsmail Haktan Odabaşı arasında geçen ve Şanlıurfaspor – Manisaspor maçı için Manisasporlu futbolculara verilecek teşvik priminin görüşüldüğü bir konuşma gerçekleşiyor. Ses kayıtları Youtube’da halen var. Ayrıca bu buluşmanın gerçekleşme zamanına ait fotoğraflar da yine kısa bir Google aramasından sonra kolaylıkla bulunabilir. Kısacası, Şanlıurfaspor’un iddiasını destekleyen deliller sabit ve bir şike görüşmesinin yapıldığı artık kesin.

Asıl olay bundan sonra başlıyor. Şanlıurfaspor’un başvurusu önce Etik Kurulu’na gidiyor ardından TFF Hukuk Müşavirliği, adı geçen isimleri ve Gazişehir kulübünü 22 Eylül tarihinde PFDK’ya sevk ediyor. Merakla beklenen PFDK kararı ise dün (19.10.2017) açıklandı: Gazişehir Futbol Kulübü, Gazişehir kulüp idarecisi Nizamettin Sertkal, Gaziantepsporlu futbolcu Elyasa Süme, Manisasporlu futbolcu İsmail Haktan Odabaşı ve yine o dönemde Manisaspor forması giyen Gökhan Sazdağı hakkında; iddianın esasını teşkil eden delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmediği, diğer delillerin ise sevk olunan kişinin iddia edilen disiplin ihlalini gerçekleştirdiğine dair şüpheden uzak ve kesin bir kanaat oluşturmaya yeterli bulunmaması nedeniyle ceza tayinine yer olmadığına karar verdi. Yukarıda italik şeklinde yazılan cümlelerin bizzat TFF’nin sitesinden alındığını belirtelim.

Spor hukukunu yerle bir eden bu kararın neden alındığı hakkında çok kafa yormaya gerek yok. 3 Temmuz süreci ve alınan kararlar hafızalarımızda halen taze. Spor hukukunda delillerin toplanma şekline bakılmadığı, doğru olmasının yeterli olduğu bir yığın UEFA ve FIFA kararında mevcut iken, sırf o dönem Fenerbahçe’ye ceza verilmediği için bugün Şanlıurfaspor’un hakkı yeniyor.

En son Ağustos 2017’de güncellenen Futbol Disiplin Talimatı artık kurullara geniş takdir hakları tanıyor. Müsabaka sonucunu etkilemenin düzenlendiği 56. maddenin (b) bendinde geçen “İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir” ve yargılama usulünde delillerin toplanması ve değerlendirilmesini düzenleyen 75. maddede geçen “Disiplin Kurulu’nun, delillerle ilgili olarak mutlak takdir hakkı vardır” hükümleri ile her şey kurul üyelerinin elinde. Hangi delilin spor hukukuna uygun olduğunu onlar belirliyor. Bu durumda verilecek kararların kime göre, neye göre olduğunu ve olacağını görüyoruz. PFDK’nın verdiği bu son karar da artık emsal niteliğindedir ve şikeden ceza almak artık çok zor hale gelmiştir. Şike görüşmesi savcılık kararıyla dinlenen veya izlenen bir ortamda yapılmadığı müddetçe artık serbesttir.

Bütün bu gelişmeler ışığında Trabzonspor’un FIFA’ya yaptığı başvuru artık çok kritik bir hâl aldı. PFDK’nın absürt kararı başvuruya mutlaka eklenmeli, TFF’nin yaptığı hukuksuzluğun apaçık ispatı çünkü bu karar. Son dönemde alınan sportif başarısızlıklar nedeniyle kimsenin aklına artık şike gelmese de Muharrem Usta yönetiminin bu süreci takip ettiğine inanıyoruz. Şanlıurfaspor yönetiminin de işi sonuna kadar götüreceğini düşünürsek, Trabzonspor ile beraber çalışmaları iki tarafın da yararına olacaktır.

Türk futbolu artık batağa sürüklenmekten çıkmış, batağın kendisi olmuştur. Kurtuluşunun yolu da Trabzonspor ve Şanlıurfaspor yönetimlerinin göstereceği dirayete bağlıdır.

 

* Yazı görseli www.urfastar.com adlı siteden alınmıştır