Şikeseverlik ve Antitez - Bölüm 2

Nasıl bir yanılgıdır gidiyor; katil maktulden daha mağdur oluyor. Bir cinayet gerçekleşiyor ve biz, taziye evinden gelen ağıtlara kulaklarımızı tıkıyoruz. Yapılan haksızlığa ve adaletsizliğe karşı gelmek bir yana dursun tam aksine destek oluyoruz; farkında olarak veya olmayarak. Olay faili meçhul da değil hani, zanlı dışarda elini kolunu sallaya sallaya geziyor ama biz mazlum olarak da onu belliyoruz. 

Üstüne birde “ yahu bu adam kariyer sahibi başarılı biri, hacca gitmiş, cami yaptırmış, vergisini verir, kaç senedir fakirlere de yardım eder diğeri ne yapmış ki ömrü hayatında” diyoruz. Düşene bir de biz vuruyoruz. Peki, başarılar veya iyilikler o adamın katil olduğu gerçeğini değiştirir mi? Ya da maktulün ailesini bu davadan vazgeçirmeye yeter mi? En önemlisi mağdur olan katil midir yoksa maktul ve ailesi midir?

 “Ne yaptı ki Trabzonspor 2011 den beri söyleyin ne başarısı var? Hâlbuki bu sürecin en çok etkileneni Fenerbahçe ligi kasıp kavuruyor. Her sene şampiyonluk yarışı içerisinde var. 1 şampiyonluk, 2 kupa şampiyonluğu, 2 kere de ligde ikinci oldu. UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı ve her dönemde Avrupa’ya gidecek sıralamaları yakalıyor. O sene de yendik, her maçta da yeniyoruz onları. Bu yüzden 2011 şampiyonu biziz; bıraksınlar artık o senenin peşinden koşmayı önlerindeki senelere baksınlar… kupa kupa kupa baydılar artık” diyor Fenerbahçe taraftarları ve yanlıları.

Unuttukları veya umursamadıkları en büyük faktör Fenerbahçe’nin de zarar gördüğü bu süreçte asıl mağdurun Trabzonspor olduğu gerçeğidir. Bu mağduriyetten doğan hak arayışı ise hiçbir zaman kupa gibi sembolik bir imge için olmamıştır. İlk başlarda adalet arayan bu camia şimdilerde adaletin varlığını aramaktadır. Ve bu mağduriyetin en bariz göstergesi sanıldığı gibi Trabzonspor’dan ayrılan oyuncuların transfer olduğu takımlarda şampiyonluk yaşaması veya maddi anlamdaki kayıplar değil, bu sürecin oluşturduğu psikolojik çöküntü, sistemin empoze ettiği umutsuzluk ve adalet arayışının peşinden koşulmasından doğan sekonder konsantrasyon kaybıdır.

Doğrusunu söylemek gerekirse ligdeki 3. lük ,4. Lük veya 6.ıncılık, kupa finali oynamak, şampiyonlar liginde 7 puanla bir üst tura çıkacakken son maçın son dakikalarında grubunu 3. tamamlamak , UEFA Avrupa liginde grubunu namağlup lider bitirmiş olmak ve Avrupa’ya gitmeye hak kazanmak veya o sıralamalara oynamak, Trabzonspor ve Trabzonspor’a gönül verenler için yeterli değildir, olmayacaktır da. Lakin bu performans çok daha kötü olsaydı ve hatta Trabzonspor son dönemde amatör kümeye kadar düşseydi, Fenerbahçe’yle oynadığı her maçta 10-0 yenilseydi bile yine de 2010-2011 senesindeki gerçek değişmezdi.Yani 2010-2011 senesinden sonra Fenerbahçe’nin veya Trabzonspor’un ne yaptığı onların geçmişini değil ancak geleceğini etkileyebilir. Tam tersini düşünelim Trabzonspor şampiyonlar ligi şampiyonu olsaydı ne diyeceklerdi?

Kafasındaki bin bir soruya  “Trabzonspor’un 2011 den beri ne başarısı var?” cevabını vererek zihnen kendini rahatlatmaya çalışan insanları birkaç örnekle vicdanlarına hapsedelim.

En yakın, en bilinen, en meşhur örnek herkesin de tahmin edeceği üzere kendi ligimizden bir örnek: Bursaspor …

Soralım bakalım Bursaspor’un 2010 şampiyonluğundan bu yana ne başarısı var?

2010 senesi şampiyonluğunu son hafta elinden almış olduğu Fenerbahçe’yi o seneden bu yana sadece bir kez yenebilmiş olması veya ligde üst sıralardan uzak kalmış olması ve hatta  bu sene nerdeyse ligden düşecek olması 2010 da şampiyon olduğu gerçeğini değiştirir mi? Anasının ak sütü gibi helaldir 2010 şampiyonluğu Bursaspor’un…

Herkesin hatırlayacağı tarihler olması adına çok eskilere gitmeden birde Avrupa’dan birkaç örnek verelim;

İspanya’da 2000’de şampiyon olan Deportivo ve 2004’de şampiyon olan Valencia,

Fransa’da 2001’de şampiyon olan Nantes, 2009’da şampiyon olan Bordeaux, 2011’de şampiyon olan Lille, 2012’ de şampiyon olan Montpellier,

Almanya’da  2004’de şampiyon olan Werder Bremen, 2007’de şampiyon olan Stuttgart, 2009’da şampiyon olan Wolfsburg vb. ( liste uzar gider)

Adı geçen bu kulüplerin “şampiyon  olduktan sonra ne başarıları var?” deyip şampiyonluklarını yok sayabilir miyiz ?

İngiltere’de bir mucizeyi gerçekleştirip şampiyon olan Leicester City’nin bu sene küme düşme korkusu yaşaması belki de önümüzdeki üç beş sene içinde küme düşecek olması onların şampiyonluğuna laf getirir mi? Monaco’nun 2000’de şampiyon olduktan sonra küme düşüp sonrasında lige tekrar çıkarak bu sene Psg’nin hegemonyasına son vermesi takdire şayan değil midir?  Ya da  en bariz olarak son 6 senedir şampiyon oluyor diye Juventus zamanında şike yapmadı diyebilir miyiz?

 Neyse yazımı çok sevdiğim bir atasözü ile bitirmek istiyorum…

-Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az…

Yazan : Mesut Başkan