Şikeseverlik ve Antitez - Bölüm 1

3 Temmuzdan bu yana Fenerbahçe’yi savunan kesimin dilinden düşürmediği en büyük savlarından biri “Fenerbahçe şike yapmış olsaydı Aziz Yıldırım döneminde iki kez son maçta şampiyonluğu kaybetmezdi” olmuştur.

Neydi kastedilen bu şampiyonluklar?

2009-2010 senesinde Trabzon beraberliğiyle Bursa’ya ve 2005-2006 senesinde Denizli beraberliği ile Galatasaray’a kaybedilen şampiyonluklar…

Gerçekten  de öyle miydi?

Dikkat çektiğimiz 2009-2010 ve 2005- 2006 sezonlarını bir inceleyelim.

Öncelikle 2009-2010 bakalım.

Bu sezonda Fenerbahçe devrelerin son maçında (17. ve 34. Haftalar) Trabzonspor’la karşılaşmıştır. Daha iyi anlatabilmek açısından ufak bir matematikle sezonu ayırarak maçları ilk 8 maç + ikinci 8 maç + Trabzonspor maçı  + üçüncü 8 maç + dördüncü 8 maç + Trabzonspor maçı diye  sınıflandırdım.

Fenerbahçe 2009 senesine iyi bir giriş yaparak ilk 8 maçtan galibiyetle ayrılmıştır. İkinci 8 maçta ise puan kayıpları yaşamış ve ilk yarıyı Trabzonspor galibiyeti ile kapatmıştır. Peki  2. Yarı ne olmuş? işte burası ilgi çekici… İlk 8 maçta galip geldiği takımlara karşı bu sefer puan kaybetmiş. Peki sonra? İkinci 8 maçta puan kaybettiği takımlara karşı (yani sezonun bitmesine Trabzonspor maçı hariç kalan son 8 maçta) hiç fire vermemiş. Dikkatiniz çekmek gerekirse iş biraz sıkıntıya girdimi takım kendinden beklenen galibiyetleri almakta üzerine düşeni yapmış. Lakin son sekiz maçtaki bu çabası takdire şayan olan Fenerbahçe’ye son maçta Trabzon sürpriz yapmış Beşiktaş’ı sahasında yenen Bursaspor şampiyonluğa ulaşmıştır.

Savımı biraz daha kuvvetlendirmek namına biraz ince ayrıntıya girelim. İlk 8 maçta 24 puan toplayan Fenerbahçe dördüncü 8’de de 24 puan almıştır. Ancak bu ikisi arasındaki 17 maçta 7 galibiyet 6 mağlubiyet 4 beraberlikle sadece 25 puan toplamıştır. Koskoca bir devre sayısındaki 17 maçta 25 puan!!! Hatta iki tane seri var ki bu 17 maçta Daum’un takımın başında kalması mucize olmuş. 9. haftadan ile 15. Haftaya kadar ki 7 maçta yalnızca 2 galibiyet 1 beraberlik 4 mağlubiyet alan Fenerbahçe 20 ve 25. Haftalar arasındaki 6 maçta ise 1 galibiyet 2 mağlubiyet 4 beraberlik alabilmiş.

 

Bir de puan durumuna bakalım işte 2009- 2010 senesinin 25. Haftası. Yani Trabzonspor maçı haricindeki kalan 8 maçtan hemen öncesi…

Tüm bu aradaki kötü sonuçlara rağmen son düzlükteki çıkışıyla bir nevi amacına ulaşmış 73 puanla son Trabzonspor maçına Bursaspor’un 1 puan önünde girmeyi başarmıştı. Ancak son maçta evdeki hesap çarşıya uymadı. Belki de en büyük şansızlık maçtaki kaçırılan pozisyonlardan çok her ne kadar kötü oynasa da rakibin Trabzonspor olmasıydı…! Teknik direktörün bir etkisinin olmadığını düşünürsek(*) Aziz Yıldırım ilk 8 maçta belki ” tamam bu sene kesin şampiyonuz” demişken son virajda ellerinden kayıp giden şampiyonluk adına elinden geleni yapmış 6 puan geriden gelerek öne geçmiş ama yeterli olmamıştır.

 

Sıra  2005- 2006 sezonunda

Bu sezonda kelimenin tam anlamıyla Fenerbahçe ve  Galatasaray coşmuş… Galatasaray 83 Fenerbahçe 81 puan toplamış.

 

Tabloda da görüldüğü gibi Galatasaray son 10 maçta yalnızca Fenerbahçe’ye yenilirken  Fenerbahçe ise son 10 maçta Denizli faciası haricinde sadece Ersun Yanal yönetimindeki (son 13 maçta 3 galibiyet alabilen 36 gol yiyen)  Arda’lı, Selçuk’lu, Caner’li, Hakan Balta’lı, Holosko’lu Manisa’ya yenilmişti. Bu yenilgiyle Galatasaray’ın gerisine düşen Fenerbahçe bir hafta sonra Kadıköy’de Cüneyt Çakır’ın yönettiği maçta ezeli rakibini yenerek ikili averajla tekrar liderliğe yerleşti. Ama Fenerbahçe’nin bu seferki şansızlığı ise son maçının kümede kalma mücadelesi veren Denizli maçı olmasıydı. Sahaya atılan konfetiler nedeniyle 16 dakika uzayan maçta diğer maçların sonuçlarının belli olmasına rağmen Denizli’ nin konsantrasyonu bozulmamıştı. Ve o günün adı Denizli faciası olarak tarihteki yerini aldı. Bu maçla ilgili söylentilerde zaten herkesin malumu!!!

Gelgelelim o malum sezona…

Hatırlanacağı gibi 2010-2011 sezonunda Fenerbahçe 33 puanla lider Trabzonspor’un 9 puan gerisinde kapattığı ilk devrenin ardından, ikinci yarı eşi benzeri olmayan bir seriyle 17 maçta 16 galibiyet ve 1 beraberlikle 49 puan almıştı(!) ki buna rağmen. Trabzonspor’la aynı puanla ( 82) bitirdiği sezonu ancak ikili averajla önde tamamlayabilmişti(!). Nitekim eğer o bir beraberlik Trabzon maçında olsaydı o bile yeterli olamayacaktı. İlk yarı 33 puan toplayan Fenerbahçe  ikinci yarı dile kolay 49 puan toplamıştı hem de hiç transfer yapmadan!!! Trabzonspor ise ilk yarı 42 ikinci yarı ise 40 puan toplayarak normal bir görüntü sergilemiştir.

 

2001- 2002 sezonu-  Fenerbahçe son 15 maçta 13 galibiyet 2 beraberlik 75 puanla ikinci, Galatasaray son 9 maçta 8 galibiyet 1 beraberlik  78 puanla şampiyon oldu.

2003-2004 sezonu- kural hatası olan Ç.Rize maçı haricinde 16 maçta 32 puan alan Fenerbahçe maç eksiğiyle lider Beşiktaş’ın 11 puan gerisinde  devreyi tamamladı. 2. Yarının hemen başında eksik maçını tamamlayan Fenerbahçe  toplam 18 maçta 44 puan topladı. 2. Yarıda son hafta şampiyonluğun garanti olduğu Malatya maçının dışında sadece Ç.Rize deplasmanında yenildi. Beşiktaş ise ikinci yarının ilk maçında Samsunspor karşısına çıktı. Cem Papila’nın yönettiği maçta gördüğü 5 kırmızı kartla hükmen mağlup olan Beşiktaş deyim yerindeyse abandone oldu ve ligin devamında dikiş tutturamadı. Devrenin sonunda 43 puan toplayan Beşiktaş ikinci yarı sadece 19 puan toplayabilmişti.

2004-2005sezonu- Ligin 29. haftasında Cem Papila’nın yönettiği Fenerbahçe- Trabzonspor maçı hala hafızalardaki tazeliğini korumaktadır.

2007- 2008 sezonu -Fenerbahçe ligin  32.haftasında yenildiği ve şampiyonluk umutlarını büyük ölçüde yitirdiği Galatasaray maçına kadar ki son 7  haftada sadece 1 beraberlik alırken  Galatasaray son 10 haftada yalnızca 1 beraberlik alarak 79 puanla şampiyon oldu.

Eğer 2 Temmuz 2011 günü sokağa çıkıp anket yapılsaydı “bu ülkede futbolumuz temiz mi diye”, halkın yüzde 80-90’ı illaki şike ve teşvik faaliyetleri olmuştur derdi. Ve hatta kimse bu ülkede şike veya teşvik primi yalnızca 2010-2011 senesinde yapılmıştır, demez.  “Şerefli ikinciliklerin” ve “maçların sadece sahada kazanılmadığı” sözlerinin cirit attığı ligimizde sıradışı her maç veya lig, vicdanlarda şaibelidir.  Şampiyonluk amacına ulaşmak için her yolu mubah gören zihniyetler iş başa düştüğünde ellerinden geleni ardına koymamıştır.

“ Şerefli ikincilikler, şerefsiz şampiyonluklardan önemlidir”  Süleyman Seba

 "Maçların sahada değil masa başında kazanıldığını öğrendik"  Aziz Yıldırım

“O tarihte de şike ve teşvik Türkiye’de suç değildi.” Aziz Yıldırım

"Ne Arthur Zico, ne Aykut Kocaman ne de Ersun Yanal Türkiye'nin hiçbir takımında başarılı olamamışlardır. Fenerbahçe'yi de onlar şampiyon yapmadı" (*)Aziz Yıldırım

“Türkiye’ye şikeyi sokan Galatasaray kulübüdür. Bize şikeyi öğretenler, bu ülkeye şike belasını sokanlar bize şikeci diye bağıramazlar” Aziz Yıldırım

“Emek veren bir takım olarak, paraya karşı yetenek ve emeğin savaşını verdik. Tarih bunları da  yazar.”  Şenol Güneş

'' Türkiye'de ilk defa bir gerçeği itiraf ediyorum. Aziz Yıldırım isteseydi biz Denizli'de şampiyonduk'' Ümit Özat

“Evet, Türk futbolunda hız sınırı aşılmış ama radar bir takıma tutulmuş." Aykut Kocaman

“Benim Türkiye'de iki şampiyonluğum çalındı” Mircea Lucescu

“Bir taşla şampiyon olduk”  Ali şen

"İki türlü şampiyon olursunuz. Bir; sahada güçlü takım kurarak, iki; Fenerbahçe gibi masa başında..." Atay Aktuğ

 

Yazan : Mesut Başkan