Arda Turan | Katran ve Şeker

Ülkece spor anlamında en büyük sıkıntımız 'karakterli sporcu' yetiştirmek. Karakter kelimesini çalışkanlık, dürüstlük gibi kelimelerle açabiliriz. Sağlam kaynak göstermek gerekirse de “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”

Arda Turan hiç kuşkusuz yetenekli bir futbolcu. Sahneye çıktığı takım da Galatasaray olunca haliyle üzerine titreyen, kem gözlerden sakınan da çok oldu. Hatta öyle ki bir keresinde antrenmanda kendisiyle ikili mücadeleye giren Mehmet Topal için “Arda’ya o kadar sert girilmez” diye köşesinden veryansın eden gazeteciler bile oldu.

Türkiye kariyerinde ünlü oyuncu Sinem Kobal’la ilişkisiyle bir hayli fazla gündeme gelince kendisi belki de kariyerindeki en doğru kararı vererek yurt dışına transfer oldu. Bir Türk kulübünde çok zor, hatta asla kazanamayacağı ünvanları çok kısa sürede Atletico Madrid’de UEFA şampiyonu, Şampiyonlar Ligi finalisti, La Liga Şampiyonluğu kazandı. Uzak diyarlardaki Arda antrenmanda gol atsa gündem oluyordu. Atletico Madrid'de miadını doldurduğu sıralarda takımda çok koştuğundan yana dert yanmıştı. Bunun üzerine Marca gazetesi kendisinden fazla koşan 9  futbolcunun olduğu bir istatistik çıkardı.

Sonra bir gün THY, Beko, Lassa gibi Türk şirketlerinin sponsorluğunu yaptığı Barcelona’ya Türk futbol tarihinin en pahalı futbolcusu ünvanıyla transfer oldu. Çoğu kimse için övünç kaynağıydı ancak herkes için aynı şey geçerli değildi.

Arda sürekli pohpohlanıyor, kıyıdan köşeden irtibat kurulup bir şekilde iltifata mazhar ediliyordu. Gazeteler, internet siteleri “Arda’lı Barcelona 7 maçtır kaybetmiyor” manşetleri atıyordu. Barcelona Arda’sız maçlardan önce galibiyete hasretmiş gibi… O da bunları karşılıksız bırakmıyor bir de kendisi katkıda bulunuyordu; “Atletico Madrid ben ayrıldığımdan beri hiç kupa kazanamadı” sözüne Simeone büyük bir tevazuyla

"Arda'yı buradaki son gününe kadar bize bıraktığı olağanüstü anılarla hatırlıyoruz." cevabını verdi.

Bu kadar övgü, iltifat ve eleştirisizlikten sonra Arda sadece futboldan sıkılmış olmalı ki bu sefer kendisi Türkiye’deki her platformda boy göstermeye, fikir beyan etmeye başladı. O Ses Türkiye’den survivor programına geçiyor, basketbol maçlarında boy gösteriyor, siyaset ve ekonomi hakkında yorumlarda bulunuyordu. Arda Ardalık’tan çıkmış, Orta Direk Şaban filmindeki Erkan olmuştu. Sosyal medyada aktifliği sayesinde de kendisinin bu yönlerini eleştirenlere ‘kendisinden 3. Tekil şahıs’ olarak bahsederek karşılık veriyordu. “Arda Turan öyle yapmaz, böyle yapar.” gibi… Eleştiriye öyle tahammülsüz olmuştu ki PSG maçında kaptırdığı top için “O topu kaybetmesem 6. golü atamayacaktık” savunmasında bulunuyordu.

Arda ve Milli Takım ilişkisini de ele alacak olursak Fatih Terim’den bahsetmemek olmaz. Galatasaray’ın başındayken dünya kupasına gitmesi mucize olan Milli Takım’ın  başına 4 maçlığına geçmişti. Bu 4 maç için herhangi bir ücret almayan Fatih Terim’e dizilen methiyeler İstanbul’dan Adana’ya yol olmuştu. Sonrasında Ünal Aysal’la ters düşüp Galatasaray’ı bırakan Terim Milli Takımla sözleşme imzaladı ve ‘Futbol Direktörü’ ünvanıyla

halen dünyanın en çok kazanan Milli Takım hocası. Gösterilen kötü performanslardan sonra cılız protestolar oluşsa da 1-2 galibiyete her şey unutuluyordu. Mucize eseri, evet bildiğiniz mucize eseri Euro 2016 bileti alan takım performansından ve ruhsuzluğundan ötürü özür dileyip, bunu turnuvada telafi etmek yerine Arda Turan’ın başını çektiği ekiple ‘prim isyanı’ çıkardı ve Euro 2016 boyunca tek gündemimiz bu oldu. Üstelik futbolcuların aldıkları turnuvaya katılım primini şampiyon Portekiz bile alamamıştı. Euro 2016 skandalı sonrası Arda ve çetesi kadro dışı bırakıldı ancak sonrasında affedildi.

Prim isyanıyla gündeme gelen Arda hep hocası gibi ders almıyor, ders veriyordu. 5 Haziran tarihinde Makedonya maçı sonrası uçakta babası yaşındaki gazeteci Bilal Meşe’ye fiziksel ve sözlü saldırıda bulundu. Sonrası malumunuz;  instagramdan imla kurallarını hiçe saydığı, kendisinden yine 3. tekil şahıs olarak bahsettiği rezil ötesi açıklama yayınladı.

Fenerbahçe’nin şampiyonlar ligi yolundaki rakibi Başakşehir futbolcularının Rize’deki gazeteci dövmesi skandalında Başakşehirli futbolculara demediğini bırakmayan Rıdvan Dilmen’in savunması dışında Arda’yı haklı bulan pek az kişi vardı. Salona girdiği anda basın mensuplarının protesto ederek salonu terk ettiği toplantıda Milli Takımı bıraktığını açıkladı.

Şüphesiz Arda saha dışında sarf ettiği eforun 3’te 1’ini saha içinde verseydi, konuştuğu kadar koşsaydı bugün çok daha farklı bahsedilirdi kendisinden. Ancak Arda’nın rol modelleri yanlıştı; onlar da kendisinin şu anki durumunda olduğu gibi ders almayı gerekli görmüyor ders verme cüretinde bulunuyordu. Katranı kaynatmakla şeker olmuyor, cinsi cinsine çekiyordu…

Gelinen noktayı ise Hıncal Uluç özetliyordu; “Arda Turan canavarını biz yarattık.”