Türk Futbolu (40)

"Karlı, soğuk bir akşamda, soba etrafında toplanmış radyoda maçı dinliyorduk."

 

Eskiler öyle güzel anlatır ki bu sevdayı o günlerin özlemiyle daha da sıkı sarılırız yarınlara.

 

Şimdilerde Trabzonspor'un heyecanından deri koltuklu makamlarında kullananlara karşı hayatını bordo-maviye adamışların savaşındayız.

Aslında her şey İzmir'de başlamıştı... 

Baharın güzel bir günü Kordon'da yürüyüş yapar, sıcak taze midye dolması yiyip deniz meltemlerine karşı saçların savrulurken çiğdem çitlersin. Tarifi edilen, İzmir'de bahardan bir gündür. Fakat 1976 Nisan'ı sadece bu kadar güzel değildir. Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde şampiyonu belirleyen maç Göztepe ve Trabzonspor arasında Alsancak Stadyumu’nda oynanır.

Okuyanlar bilirler Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar adlı eserinde şöyle bir diyalog vardır;

-Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz?

-Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere.

26 Ocak günü Avni Aker’e sessiz sedasız bir veda gerçekleştirilirken, Oğuz Atay’ın bu satırları gelmişti aklıma.

Ülkece spor anlamında en büyük sıkıntımız 'karakterli sporcu' yetiştirmek. Karakter kelimesini çalışkanlık, dürüstlük gibi kelimelerle açabiliriz. Sağlam kaynak göstermek gerekirse de “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”

‘’Trabzonspor, yeni bir kulüp olarak kurulmadı. Trabzon’un en köklü kulüpleri olan İdmanocağı ve İdmangücü kapatıldı. Trabzonspor kuruldu. O nedenle Trabzonspor’un kuruluş tarihi bu kulüplerin en eskisinin tarihi olmalıdır’’ Krino Kafato

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1  2  3  4  5  6  7  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 8