Stadyum Günlükleri | İtalya Tribünleri - Bölüm 11

12.12.2013

SS Lazio Roma – Trabzonspor 0:0

Europa League, Stadio Olimpico, 15.000 seyirci (~ 500 misafir)

Fransa turundan tam 1,5 hafta sonra İtalya turunun zamanı gelmişti. Bizim grubumuzun (VirAvrupa) üyeleri Ren-Main-bölgesinde buluşarak güneye devam gittiler. Biz de Ulm’da kalan çocukları topladık ve Alplerin üzerinden İtalya’ya geçtik. Güzel bir hava bizi karşılıyordu, mükemmeldi. Öğleden sonra Roma’ya varmıştık. Roma’da inanılmaz bir trafik vardı, kaosdan mobiletler bile nasibini alıyordu. Akşam için şehir merkezi buluşma noktamızdı. Buluşma noktasında toplandık ve oradan da otobüslerle stadyuma geçtik.

Rahat bir yolculuktan sonra kocaman, bayağı bayağı kocaman stadyuma girmiştik. Hemen aşağı tribünlere indik, bannerleri serdik, bayrakları hazırladık, yerimize geçtik ve şova başladık. Şartlar hazırdı, bize bir puan yeterliydi 1. olarak gruptan ayrılmamız için ve bunu da istiyorduk bütün  kalbimiz ile! 

 

 

Lazio bunu engellemek istiyordu tabii ki ve güzel hücum ediyordu ama sadece sahada. Atmosfer bir şey değildi. Lazio fanatiklerinin sayısı fazla değildi ve ne derseniz deyin bu çok üzücüydü! Biz ise aşağı yukarı  300 kişi bize ayrılan bölümde ve 200 kişi de de ana tribündeydik ve iki parça halinde olmamıza rağmen beraber şarkılar söylüyorduk.

Güzel bir güne de denk getirmiştik. Devamlı ve güzel  bir destek koymuştuk ortaya. Güzel bir Pyro gösterisi de vardı. Golsüz bir beraberlik elde etmiş sahada da istenen sonuca ulaşmıştık.

Önemli bir  olay olmadan otobüslerle şehir merkezine geri gittik, herkes otobüste dağılmıştı ve eve dönüş başlamıştı. Ama her zaman olduğu gibi benim için değil. Daha görmem gereken 2 stadyum, izlemem gereken 2 maç daha vardı

 

13.12.2013

Perugia Calcio – Salernitana Calcio 1:0

3. Liga Güney, Stadio Renato Curi, 6700 seyirci (~ 150 misafir)

 

Bugün Anti-Cop günüydü, yani daha doğrusu tarihe göre en azından. Gece kısaydı ve tren ile yola çıkmam gerekiyordu, yönüm kuzeye. 3 saatlik bir yolculuktan sonra Perugia’ya ulaştım. İlk olarak şehri gezdim.  Perugia eski ve güzel bir şehir. Küçük, dar sokaklarda dolaştım. Hayatımın en leziz pizzasını yedim. Konaklama yerimi ayarladım. Kendimi saha iyi hissedemezdim.

Perugia yabancı değildi. 1999 Avrupa Kupası’nda Trabzonspor ile karsılaşmıştı. Türkiye’de maçı kaybetmiştik ama rövanşta maçı kazanmış, avantajı döndürmüş ve turu atlamıştık.

Kale arkaları çok kalabalıktı, çok iyi! Ama ana tribün ve karşı tribün pek kalabalık değildi. Kale arkasındaki seyirciler çok hareketliydi ve müthiş bir atmosfer oluşturmuşlardı. Tam karşılarına geçtim ve şovlarını izledim.

Şarkılar mükemmel duyuluyordu ve konyak bardakları görülüyordu.  Rakip, Salerno’dan ilk çok az seyirci gelmişti. Ama maç başladıktan 10 dakika sonra Ultraslar büyük  bir gürültü ile birlikte gelmeye başladılar, meşaleleri yaktılar ve ortalığı dumana boğdular.

 

 

Maçta atmosfer çok iyiydi ama maalesef bir türlü gol olmuyordu. Bu durum beni endişelendiriyordu zira bu atmosferde bir golün gelmesi her şeyi daha da mükemmel yapacaktı. Perugia her şeyi deniyordu, gol şansı da buluyorlar ama değerlendiremiyorlardı. Sonunda maçın bitiş düdüğü çalmasına yakın golü buldular. Gol sevinci. Muazzam! Harika! Çok rahatlamıştım. Bu maçta muhakkak gol olmalıydı.

Bitiş düdüğünden sonra dışarı çıktım ve stadın etrafında birkaç tur attım. Stadyum güzel ve eski bir yapı. Tıpkı şehir gibi. Sadece ana tribün üzerinde bir çatı vardı. Çok güzel bir geceydi.

 

14.12.2013

AS Varese – ASD Spezia Calcio 4:0

2. Liga, Stadio Franco Ossola, 1600 seyirci (~ 100 misafir)

 

Bugün yine erken kalkmam gerekiyordu. Yine kısa bir geceydi. Futbol gezileri çok yorucu oluyor! Mailand üzerinden Varese’ye geçtim. Trenin gecikmesi vardı ve  böylece aktarmamı kaçırmıştım. Bir sonraki aktarma ile gittim ama o aktarma da gecikmişti ve  Varese’ye vardıktan sonra sadece 40 dakikam kalmıştı maça kadar. Otobüs ile stadyuma gidiyordum ama aksilikler yakamı bırakmıyordu. Otobüsüte bilet kontrolü yapan memurlar otobüse girmişti ve kaçak binen birisi ile uzun süre tartışmışlardı. Otobüs bir türlü gitmiyordu ve benim zamanım daralıyordu. Sinirden köpürüyordum. Sonunda otobüs hareket etti ve stadyuma vardım ama sadece 10 dakika vardı maçın başlamasına.

Gişeyi buldum, bileti aldım ve ilk basta stadın etrafında koşarak bir tur attım. Tüm gecikmelere rağmen başarmıştım ama tam içeri girerken kontrol memurları tüm detayına kadar sırt çantamı kontrol etmişlerdi. Kontrol yapılırken de maçın başlama düdüğünü duymuştum.  Çok erken yola çıkmama, bütün olumsuzluklara rağmen, nerdeyse yetişiyordum başlama düdüğüne! Yapılacak bir şey yok artık!

Stadyuma girdikten sonra fark ettim hemen. Stadyumda mükemmel bir görüş açısı var.  Stadyum çok güzeldi, küçük kapalı bir ana tribün ve  karşı tribün de ayni şekildeydi. Bununla birlikte büyük basamaklar.  Kale arkasında aşağı yukarı 100 kişilik bir grup vardı ve devamlı destek veriyorlardı. Marşları da hep birlikte söylüyorlardı. Tabii bir Perugia tribünü değildi. Mac Varesa’nın üstünlüğü ile geçmişti, maçı çok net kazanmışlardı ve iki tane çok güzel gol izlemiştim. Çok az sayıda  misafir seyirci vardı ve 90 dakika boyunca hiçbir şey yapmamışlardı.

 

 

Maçtan sonra tren ile Milan´a geri döndüm ve oradan da gece treni ile Münih’e doğru yola çıktım. 6 kişilik yataklı kabinde bir Pakistanlı gruba denk gelmiştim.İçeri girdiğimde beni selamlamışlardı. Ben de onları selamladım. Ama hiç susmuyorlardı, sürekli ve sürekli konuşuyorlardı. Daha fazla dayanamadım ve “Susun” diye bağırdım. Şaşırdılar, hiç durmadım ve direk ışığı kapadım. Sonunda, sessizlik. Rahatladım. İyi geceler…