Stadyum Günlükleri | Fransa Tribünleri - Bölüm 10

27.11.2013

Paris Saint Germain – Olympiakos Piraeus 2:1

Champions League, Parc de Princess, 44.500 seyirci (~ 600 misafir)

Çarşamba günü başlayan yolculuğumda Fransa’nın güneyine doğru gidiyordum. Bir Şampiyonlar Ligi maçı, çok sevilmeyen ve sonradan görme olarak adlandırılan Paris Saint Germain.

Benim için önemli olan ise daha önce hiç  görmediğim Parc de 

Princess. Frankfurt Garı’nda trene binmeden önce tepeden tırnağa arandık. İyi başlangıç (!)  Öğleden sonra ise ICE treni ile Paris’e varmıştım ve otelime gitmiştim. Maçtan önce küçük bir Paris turu sonra stadyuma doğru yolumu almıştım. Stadyum apartmanların arasında kalmış gibiydi ama hangi sokaktan düz yürüsen, önüne çıkıyordu. Atmosferden bir beklentim yoktu. Sponsor geldikten sonra, taraftar grupları desteğini iyiden iyiye çekmişti. Stadyumda organize olmayan, karma karışık ve dağınık tezahüratları duyunca, beklentimin doğru olduğunu anladım. Gerçi hiçbir şey olmamasından iyiydi.

 

Yunanistan tarafında ise devamlı organize hareket vardı ve durmadan marşlar söylüyorlardı ancak sayıları çok fazla olmadığı için sesin duyulması da zor oluyordu.

Maç başladığında ve özellikle ilk yarıda PSG inanılmaz bir baskı kurdu daha ilk yarıda maçı farklı kazanmayı garantileyebilirlerdi ancak biraz şımarık ve burunlar havada olunca sonuçsuz kaldı. İbrahimovic ve Cavani’nin şımarıklıkları farkı engelledi.

2. yarıda ise PSG adına nerdeyse her şey yanlış gitmeye başlamıştı, içten içe seviniyordum ama PSG maçı 2-1 kazandı. Söylemeden duramayacağım, PSG seyircisinin İbrahimovic’e karşı sınırsız bir hoşgörüsü var gibi. Hiçbir şey yapmadığı, her halinden canının oynamayı hiç istemediği bir maçta bile en çok alkışı de desteği İbrahimovic aldı, hatta takımın tamamından daha fazla destek aldı. Bir iki hareket onun anında kahraman olmasına yetiyor. Sanırım bu giderek ticari seyircilere dönüşen taraftarlardan kaynaklanan bir durum. Sevmiyorum böyle futbolu da takımları da.

 

28.11.2013

Girondins Bordeaux – SGE Frankfurt 0:1

Europa League, Stade Jaques Chaban-Delmas, 19.000 seyirci (~ 12.000 misafir)

Perşembe sabahı erken uyanmıştım, Paris cehennem gibi sıcaktı! TGV ile son surat güneye gittim. Benim için yeterince hızlı bir yolculuk olmadı, kan beynime fırlamıştı adeta. Çok heyecanlanmıştım. Bordeaux gerçekten çok güzel bir şehir, bu kadarını tahmin etmiyordum açıkçası.

Maçtan önce şehri doya doya dolaştım ve güzel bir yemek yedim, gezerken de şehre gelen Frankfurt seyircileri ile rastlaştığım yerlerde sohbet ettim. Yeterince gelmişlerdi ve her yerdeydiler. Her kçşe başında bir portakal renkli vardı (!) Süper bir görüntü.

Saat 18’de çok ama çok büyük bir topluluk  La de Victoria meydanında buluştu ve toplu halde Stadyuma yürüdü. 5000 kişi belki de... Tam sayıyı kestiremem  ama olağanüstü olduğunu söyleyebilirim! En önde durup arkaya bakıldığı zaman, sonu görünmüyordu topluluğun. Kelime bulunamaz bir durum!

Şehrin sakinleri ise camlardan, balkonlardan izliyorlardı bize. Belki de daha önce hiç biri böyle yabancı bir kalabalığı görmemişti . Marşlar eşliğinde yürüyorduk, meşaleler yanıyor, keyif puroları tüttürülüyor, bayraklar sallanıyordu.

Ve en sonunda stadyum karsımızdaydı. Evet bu gerçekti, Biz evsahibi ekibin taraftarından daha fazlaydık. Deplasman rekorunu kırmıştık. Yaklaşık 12.000 kişi.

Kalenin arkasın köse kısımlar ve tribünün karşısı Frankfurtluların elindeydi. Dibine kadar doluyduk ve tam sımsıkıydık. Elimizden geldiği kadar iyi bir performans vermeye çalışmamıza rağmen karşılığını tam alamamıştık, çünkü akustik çok kötüydü. Üstelik çok büyük bir kalabalık olmasına rağmen dağınıklık da bizi engelliyordu.  Her şey de mükemmel olamazdı

Herkes turuncu giymişti nerdeyse. Forma, polar, atkı, ya da şapka. İnanılmaz bir renk uyumu vardı. Maç başladığında da meşale şovu gelince, atmosfer iyice mükemmelleşmişti.

 

 

Oynanan oyundan ise pek bir şey anlamadım açıkcası. İki takımda kötü oynadı ancak bitme yakın atılan golle harika gecede galibiyete uzanmıştık. Golde devasa bir sevinç yaşamıştı tribünler.

Böyle bir atmosfere de bu sevinç yakışmıştı. Maç sonunda futbolcular ve teknik ekip, tribünlerin önüne kadar geldi ve galibiyeti hep beraber kutladık. Stadyumda olay olmadan, dışarı çıktık ve şerhte geçtik. Şehirde de turuncu partisi devam ediyordu. Tüm publar bizimkilerle dolmuştu. Benim için çok iyi oldu, çünkü konaklayacak yerim  yoktu. Otobüsüm sabah 5’te kalkacaktı ve o saate kadar yapılacak işler bulmuştum

Eğlence sonrası, otobüse biner binmez uyudum. Ta ki Paris’e varana kadar. Ama hala inanılmaz yorgundum. Yolculuktan, uzun günden ve maçtan dolayı yorgundum ama hepsine değmişti.

 

29.11.2013

ES Troyes AC – Tours FC 1:2

2. Liga Frankreich, Stade de l’Aube, 7400 seyirci (~ 20 misafir)

 

Paris’in kuzeyine vardıktan sonra, Paris’in doğusuna geçtim, oradan da tren ile Troyes’e devam ettim. Şehre varır varmaz, bir tur danışmanından aldığım haritayla şehri gezdim, konaklayacak yer işini hallettim ve güzel bir yemek yedim. Mutluydum, problem yoktu.  Sonrasında ise stadyum beni bekliyordu. Dışarıdan çok güzel görünüyordu stadyum. İçi de en az o kadar güzeldi Fransa turunun en şık stadyumuydu. Ana tribün kale arka tribünü ile bağlıydı, karşı tribün tek parçaydı. Stadyuma giriş de hem çok şık hem çok kolaydı.

 

Oynanan futbol da güzeldi, atılan 3 gol de. Ancak doğru düzgün bir atmosfer ve destek yoktu. Bir kaç tane misafir vardı sadece  ve onlarda tel duvarda bayrak asmışlardı

Maç çıkışı sonrası konaklama yerime vardığımda maç biletimi kaybettiğimi gördüm. Bir türlü bulamadım. Koleksiyonumda eksik ve önemli bir parça. Şimdiye kadar hiç başıma gelmemişti. Gecenin tek üzücü yanı da buydu.

 

30.11.2013

Valenciennes FC – Lille OSC 0:1

1. Liga Fransa, Stade de Hainaut, 15.000 seyirci (~ 1.000 misafir)

Bugün yine Paris üzerinden Valencinnes’e gittim. Fransa’nın kuzey tarafına hep Paris üzerinden geçiliyor ve bu çok sinir bozucu oluyor. Tren ile A’dan B’ye giderken hep Paris üzerinden geçilmesi gerekiyor. Yine güzel ancak görülmeye değer bir şehir. Akşam bir derbi maçı oynanacaktı ve ben de orada olacktım. Tramway ile stadyuma geçtim. Ancak stadyum pek kalabalık değildi. Derbi ama seyirci sayısı çok azdı. Belki de biletlerin yarısı bile satılmamıştır.

 

Stadyum da zaten kötüydü, çirkin yeni yapılardan ve üstelik kıpkırmızı. Valenciennes taraftarların fanatik  kısmı karşı tribünün ortasındaydı. Nerdeyse 100-150 kişi. Her şeylerini veriyorlardı hatta küçük bir koreografi biel vardı maçın başında. Misafirler ise daha iyi değillerdi. İdare eder bir atmosfer vardı daha da fazlasını beklemiyordum zaten…

Oyun adına da söylenecek güzel şeyler yoktu. Malesef sadece ikinci düdükten sonra 1 gol olmuştu maçta.

Bitiş düdüğünden sonra hemen döndüm ve yattım. Ertesi sabah yolculuk hemen devam ediyordu.

Brüssel ve Achen üzerinden eve yolculuk. Yorgun bir tur sona eriyordu, ama buna değdi! Böyle bir heyecan, böyle bir deplasman yolculuğu bir daha zor tekrarlanır, buna eminim! Ve bu deplasmanı başka bir macera geçemez. İyi ki oradaydım