Stadyum Günlükleri | Polonya Tribünleri ve Legia - Bölüm 8

02.11.2013

AC Sparta Praha – FK Teplice 2:0

1. Lig Cek Cumhuriyeti, Generali Arena, 16500 seyirci (~ 250 misafir)

Bugünden itibaren ilk önce Çek Cumhuriyeti’ne oradan da Polonya’ya bir haftalık tura çıkıyorum. Yolculuğumun son noktası en doğuda Warşova olacak ve Legia Warşova-Trabzonspor maçı ile haftayı bitireceğim. Ama bu maçtan önce izlenecek bir sürü başka maç ve görülecek bir sürü farklı stadyum daha var.

Bir arkadaşın arabasıyla ilk olarak Nürnberg’e gittim ve oradan Alman Tren yolu IC-Treniyle Prag’a devam ettim. Prag’da ilk başta uygun bir hostel buldum kendime gerçi eskiden olduğu gibi uygun değil artık hosteller (En azından şehir merkezinde). Akşamda Sparta Prag-Teplice maçına gittim. Stadın önünde bile sponsor biletini satmak için volta atanlar vardı ben de firsatı kaçırmak istemedim.

 

 

Sparta Prag’ın eski iyi yılları tükenmiş gibi. Tanınmış futbolcuları yok, iyi takım değiller ve lig geneli de çok zayıf takımlarla donatılmış! Maçta, Sparta Prag bir tık daha iyiydi ve hakkıyla kazandı. Maçın atmosferi ne kötü ne de iyiydi, normaldi. Küçük bir Koreografi ile ve biraz da fişek yardımı ile ortam ısındı. Misafir taraftarlar için ayrılan bloğun üst kısmi doluydu, aşağı kısımda ise devamlı şarkı söyleyen ufak bir grup vardı. Misafir taraftarların da özel bir şeyi yoktu. Stadyumu fevkalade buldum. Her şeyden önce o kösedeki 2 bloğu. Çok farklı bir hava katmıştı stadyuma. Maçtan sonra bir şeyler yemek ve biraz şehri gezmek için vaktim vardı. Öyle de yaptım. Ardından hemen yatağa. Yarın yine aşılacak yollar ve gidilecek stadyumlar vardı.

 

03.11.2013

FK Viktoria Zizkov – FK Pardubice 2:0

2. Lig Cek Cumhuriyeti, Stadion Viktoria, 900 seyirci, (10 misafir)

 

Boktan bir hostelde yan tarafta parti veren gençler yüzünden az ve yetersiz bir uykuyla uyandım. Tipik Prag!  Az uykuyla ve çok yağmurla Zizkov şehir merkezine gittim. Çek 2. Ligi’nde Zizkov-Pardubice maçına gidecektim. Maç da uyku getiren bir maçtı. Bu havada ve bu saatte evde kalınması gerekirdi ve pazar gününün tadını çıkarmak lazımdı (!) Maç ile ilgili anlatacak hiçbir şey yok. Viktoria’nın tarafında yaklaşık 900 kişi ve tam 10 misafir. İki taraf benden daha uykuluydu ve herkes bitiş düdüğü çaldığında, bu eziyet bittiği için büyük ihtimalle mutluydu.

Ancak stadyum gerçekten çok harika. Tipik eski bir stadyum ve tam şehir merkezinin içinde. Fevkalade. Stadyumdan  istasyona çok kısa bir mesafe vardı. Tren ile ülkenin doğusuna devam. Yolu güzel bir şekilde uyuyarak geçirdim. Uykuya gerçekten çok ihtiyacım vardı. Ostrava’ya vardığımda yağmur hala dinmemişti. Kendime uygun bir barınak buldum ve ardından bir lokantada nefis bir yemek yedim. Sıradaki maç beni bekliyordu artık.

 

03.11.2013

FC Banik Ostrava – SK Sigma Olomouc 1:1

1. Lig Cek Cumhuriyeti, Bazaly Slezska, 3200 seyirci (~ 50 misafir)

 

Maçın başlamasına yarım saat kala stadyumun önünde çok az kişi vardı. Hayret, bölgesel bir derbiydi halbuki. Stadyumda yazan kocaman “FCB”  yazısını çok beğenmiştim. Yağmur yağdığı için bu maçta rahat etmek istemiş ve kapalı tribünden bilet almıştım. Oynanan futbol iyiydi, iki takım da kazanmak istiyordu ve iki takım da iyi hücumlar yapıyordu ancak maçta sadece 2 gol oldu. Seyirci sayısı ise beni hayal kırıklığına uğrattı, çok daha fazlasını beklerdim. Üstelik gelen misafir takım taraftarı sayısı da çok azdı, mesafenin yakın olmasına rağmen. Başka anlatılacak bir şey yok ne yazık ki.

 

 

Hemen otele döndüm. Yarın Polonya’ya yolculuk başlıyor.

 

04.11.2013

TS Podbeskidzie Bielsko-Biala – Wisla Krakow 0-0

1. Liga PL, Stadion Miejski BKS Stal, 3300 seyirci (~ 100 misafir)

 

Bielsko-Biala’ya geldim ve gelir gelmez şehri gezdim. Şehir, özellikle eski kısmı gezilmeye değerdi. Hem güzel hem de uygun yemekler de yenilebiliyordu. Ben de tam stadyumun yanında kendime uygun bir otel buldum. Herkese de tavsiye ederim; BKS Stal’in binasını. Otelden çıkar çıkmaz stadyuma gittim, gişede problem yaşamadım ve bileti kısa sürede aldım. Gerçi misafir takımın biletini sorduğumda sert bir “Hayır” cevabı ile karşılaştım. Bu kesinlikle iyi bir işaret değildi.

Stada girdikten sonra bir büyük hayal kırıklığı daha yaşadım. Kocaman bir inşaat yeriydi stadyum. Sadece bir karşı tribün ve iki kale arkası tribün açıktı ve bunların sadece birisi tamamen bitmişti. Bu tabii ki çok can sıkıcıydı ama bu durum hakkında daha önceden bilgi toplamam lazımdı. Aniden karar veren ve gerisi ile pek ilgilenmeyen birisi için bu sürprizler normaldi. Eski tribün duruyordu. Eski ve dökülmüş bir parça, çok beğenmiştim!

 

 

Başlangıç düdüğüne 5 dakika kala bir kösede 50 Krakowlu toplanmıştı ve şarkı söylemeye başlamıştı hep bir ağızdan. Sonunda devamlı çok iyi destek veren yaklaşık 100 adam oldular ve coşkuları yerindeydi. İstenince oluyormuş. Ev sahibi tarafı üst kısımdaydı ve sıkıcıydı. Sonuç benim adıma üzücüydü. Misafir oyuncular sonunda seyircilere geldi ve teşekkür ettiler. Eğlenceliydi. Wisla’da Trabzonspor’dan 2 eski futbolcu vardı; Glowacki ve Brozek. Onları da  görmek güzeldi.

 

Sanırım stadyum tamamlandığında buraya yine gelmem gerekiyordu.

 

05.11.2013

Ruch Chorzow – Zawisa Bydgoszcz 1:0

1. Liga Polen, Stadion Miejski ul. Cicha, 5500 seyirci. (~ 300 misafir)

 

Yine tren ile yolculuk devam etti ama bu defa önceden korktuğum kadar uzun bir mesafe yoktu önümde. Kısa bir zaman içinde Chorzow’a varmıştım. İstasyondan çıkıp ortalığa sersem sersem bakmıştım. Bu bir köy istasyonu muydu? Bir de üstüne üstellik tamamen kirliydi. Bir de bunun yanında şehir de çok çirkindi, tamamen harabe olmuş gibi duruyordu. İstasyonda uygun bir konaklama yeri buldum. Daha sonrada aksam üzeri tramvay ile Chorcow’a  maça geçtim. Yine sikici bir karşılaşma. Oyun sistemlerinde sıfır planlama ve inanılmaz güçsüz oyuncular.

 

Maça girmem kolay olmadı.Kimlik vb bir sürü ıvır zıvır..! Üstelik kötü bir giriş bileti, eksi puan! Gol olmayacak mıydı yine? Bitmeye yakin hakemin sayesinde gol oldu. Geceyi renklendirmek istedi sanırım.  Gerçekten o gol ofsayt değilse, bana birinin kuralları tekrar öğretmesi gerekiyor. Misafir yeterince vardı, ama bir kaç defa sesleri çıkmıştı.  Bydgoszcz daha farklı bilinirdi aslında. Ev sahibi tarafı fena değildi gerçekten. Ama rakip takımda iki siyahi futbolcuya oldukça fazla yüklenmişlerdi. Irkçılık! Çok büyük eksi puan!

 

 

Konaklama yerine  dönerken tramvayda bir kaç Ruch taraftarı ile karşılaştım. Trene hücum ettiler ve yaygara yaptılar. Her şey hakkında şarkı söylüyorlardı ve ama en çok Kattowice hakkında. Ama en sonunda ne duyayım? Ausschwitz, Birkenau, schalalala... Bu neydi simdi? Irkçılar! Bir kaç serseri trendeki herkesi rahatsız etmişti! Dayanamadım ve İngilizce olarak cevap verdim. Üstüme gelmeye başladılar! Bu durum Kattowice istasyonuna kadar devam etti, orda inmek istedim ama karşıma çıktılar. Karşıma ilk çıkan bir tekme savurdum ve trenden indim. Arkamdan gelecekler miydi? Gelmediler. Camdan küfür etmeye başladılar.  Belki Kattowice’den çekindiler çünkü onların mekanı değildi belki de benim pek akıllı birisi olmadığımı düşündüler. Hepsine benden eksi puan!

 

06.11.2013

MKS Mieds Legnica – Lech Posnan 2:0

Polanya Pokali, Stadyom im. Orla Bialego, 5500 seyirci (~ 500 misafir)

 

Ertesi gün Breslau üzerinden Legnica’ya geçtimi. Güneybatıda güzel küçük bir şehir, Almanya sınırına yakın. Tüm şehir kupa için çok heyecanlıydı. Büyük bir rakibe karşı oynayacaklardı. Gözlerindeki heyecanı görebiliyordum.

 

Kalabalık olacağını tahmin ettiğimden maçtan birkaç saat önce stadyuma gitmiştim ama biletler tükenmişti. Nasıl yani?

Yine araştırmamıştım, yine aniden karar vermiştim! Bu kadar yolculuk boşuna mıydı? Hemen şehir merkezine döndüm ve bir şeyler atıştırdım. Biletler tükenmiş olsa bile orada olmam lazımdı. Zor bir görev!Maçın başlamasına 1,5 saat kala stadyumun önü ana baba günüydü, gişeler kapanmıştı ve her yerde insanlar bilet soruyordu. Canım iyice sıkılmıştı. Stadyumun etrafında dolanmaya başlamıştım. Bir de ne göreyim, açık bir kapı! Sadece rezerve edilmiş VIP biletler için. Kapının önündeki ufaklığa (!) yaklaştım. Birkaç laf, farklı konularda birkaç sohbet. Sonunda derdimi de anlattım. Cebinden birkaç bilet çıkardı sonunda. Demek ki daha biletler bitmemişti. Hatta seçme şansım bile vardı. Gözüme kale arkası biletini kestirdim. Zira tam karşımda Lech Poznan tribünleri olacaktı ve onları çok iyi izlemem gerekiyordu.

 

Stadyum bayağı  kalabalıktı, dışarıda da bir o kadar biletsiz kişi vardı. Stadyum  güzeldi; küçük ama hoş. 4 farklı tribün, ana tribünde bir tane dalgalı çatı. Ev sahibi tarafı  güzel bir bayrak ve havai fişek şovuna imza atmıştı.

Lech Poznan tarafı ise bugün inanılmaz zayıftı, hiç beklenmedik şekilde. Çok kişi vardı ama sesleri çıkmıyordu. 

2. devrede Legnica’dan 2 gol geldi ve  tüm stadyum coştu. Bu sevinci hak etmişlerdi. 2. Lig’de çok sert maçlar oluyordu ve kupada devam etmek istiyorlardı. Başarmışlardı da. Stadyumda çok sayıda polis vardı, güvenliği sağlamak için. Özellikle Lech Poznan taraftarlarından çekiniyorlardı belli ki. Maç bitince, ne olur ne olmaz diyerek, istasyona gittim ve Breslau’ya geri döndüm. Oradan da gece treni ile Varşova’ya geçecektim

Yataklı bir kabin bileti almıştım ve en kısa boylu olarak en alttaki yatağı bana vermişlerdi. Tam yatağa uzanacaktım ki kapıdan nefes nefese birisi girdi. Üstümdeki yatakta yatacaktı anlaşılan. Nasıl çıkacaktı oraya? O, şaşkınlık içerisinde yatağa, ben şaşkınlık içerisinde yatağa bakıyordum. Sanırım yerlerimizi değiştirmemiz gerekiyordu. Gözlerimizle anlaştık o an. Ben yukarı yatağa geçtim, o aşağıda kaldı. Şişman ve nefes nefese kalmış adam mutluydu. Ben de!  

 

07.11.2013

Legia Warszawa – Trabzonspor 0:2

Europaleague, Pepsi Arena, 18.000 seyirci (~ 350 misafir)

Gece çabuk geçti, altımdaki yatakta yatan adam da korktuğum kadar horlamadı. Sabah, çay servisi ile uyandık. Gün harika başlamıştı. Peki sabahın köründe Warşova’da ne yapılır? Tabii ki şehir gezisi. Warşova çok güzel bir şehir, gezilmeye değerdi gerçekten.

Öğle saatlerine doğru arkadaşları bekliyordum artık. Almanya’dan otobüs ile bir grup buraya geliyordu. Beklerken, onlardan telefon deldi. Polis şehir merkezine girmelerine izin vermemişlerdi. Maçın başlama saatine kadar orada tutacaklar, maç başlamadan önce  direk stadyuma götüreceklerdi. Onlar gelemiyorsa ben onların yanına giderim! Maç başlamadan son saatleri hep beraber otobüslerde geçirmiştik, sonrasında da toplu halde stadyuma geçmiştik.

Her yerde Legialılar vardı ama her yerde de polisler vardı. Bizim için çok iyiydi tabii ki! Uzun beklemelerin sonu da gelmişti ve en sonunda stadyuma girebilmiştik. Legialılar henüz stadyumda değildi ama her yer donatılmıştı. Bu benim turumun ana maçıydı ve en sonunda zamanı gelmişti. İnanılmaz güzel bir his.  Doğup, büyüdüğün yerin takımını, renklerini Avrupa’da görebilmek… Fevkalade.

Bizim grubumuz (VirAvrupa) hemen bordo-mavi koreografisini sunmuştu. Çok özel bir şey değildi ama herkesin payı vardı. Diğer tarafta Legia çok sert başlamıştı ve bastırmaya devam ediyordu. Süper bir taraftar vardı o gün ve  kısmen tam ses veren tüm stadyum. Dayanamadım, kendimizi bile duyamıyorduk. Sahaya baktığımızda Trabzonspor kötüydü ama Legia da fırsatları değerlendirememişti.

 

Devre arasında tuhaf bir şey oldu.  Bir kaç Legialı holigan bizim tel duvarın oraya geldiler ve konuşmak istediklerini söylediler. Capo ve ben oraya gittik. İlginç bir teklifleri vardı. Bizle kavga etmek istiyorlardı. Adaletli bir çarpışma. 50 kişiye 50 kişi ya da 20 kişiye 20 kişi. Bu Avrupa’da sık görülen bir çarpışma şekliydi. Peki ne yapmak lazımdı?

"Buraya sadece maçı izlemeye geldik, kavga etmek istemiyoruz" dedim. Bir an ilgileri kayboldu bize karşı. Başka bir şey demeden geri döndüler. Çılgın çocuklar.

 

Maça dönelim. 2. devre Trabzonspor kendisini göstermeye başlamıştı ve saha da 0-2 galip gelmişti. Bu bizim Legialı holiganlara karşı tek cevabımız oldu… Özür dilerim çocuklar

 

 

Maç bitiminde uzun bir süre beklememiz gerekiyordu. Uzun süre bittiğinde bir polis ordusu ile dışarı çıkarıldık ve otobana kadar polis eşliğinde götürüldük. Otobüs çok keyifliydi. Neşe içinde marşlar söylüyorduk. Hem rakip sahada galibiyeti kutluyorduk hem de Trabzonspor’u yeniden görebildiğimiz için çok mutluyduk. Çok uzun süre beklemeyecektik yeniden görmek için…