Stadyum Günlükleri | Başlıyor - Bölüm 1

Selamlar

Bu ne demek oluyor şimdi? Tüm  ıvır zıvırlardan, döner dükkanlarından, manavlardan sonra, şimdi de bir Qanak futbol yazısıyla mı karşınıza çıkıyor? Bir Qanak, size futbolla ve futbol gezileriyle ilgili ne anlatabilir ki?

O zaman bir başlayalım. Denemeye değer…

Sevgili okuyucular  “Stadyum Günlükleri” ile karşınızdayım. 2013/14 futbol sezonuyla ilgili bir gezi ve futbol fanzini. 2013/2014 sezonunda çok şey yaşandığı için, yazılması gereken çok şey vardı.  Dolu dolu Avrupa Kupası maçları, Avrupa’nın dört köşesindeki alt liglerde futbol maçları ve daha neler neler

Bu fanzin ilk başta sadece küçük bir grubun ilgisi için düşünülmüştü ama ufuklarımızı açmanın zamanı geldi.

2013/2014 sezonu macerası başlıyor.

 

07.07.2013

SC Opel 06 Rüsselsheim – TuRa Niederhöchstadt  0:2

Hazırlık maçı, Sommerdamm stadı, 50 Seyirci.

 

Hiç bitmeyecekmiş gibi geçen yaz tatili arasında nihayet yeni sezonun başındayız, gerçi bir futbol sahasında yapılan başlama vuruşunu en son Haziran ortasında izlemiştim.

Nihayet, Temmuz ayının başı. Esasında bu aylarda doğru düzgün futbol maçı olmaz ama ne göreyim; Sommerdamm’da bir içimlik futbol maçı buldum.

Sommerdamm, 60.000 kişilik bir şehir ve şehir halkı, Opel fabrikasından geçiniyor. Buna rağmen şehir pek gelişmemiş. Küçücük bir şehir merkezi, minicik bir yaya yolu, anlayacağınız bu nüfustaki bir şehir için görmeye değer pek ilginç bir şey yok.

Sommerdamm şehrinin takımı SC Opel 06 maçlarını profesyonel ligde oynamıyor, o sebepten sadece bir hazırlık maçına katlanacağız. Önemli değil, futbol var… Cehennem sıcağı… Tam zamanında stadyumdayım ve tam bana göre gölgelik bir yer buldum. Tribün gösterişli, ama boş kalan yerler çok kötü.

SC Opel 06, çok uzun zaman önce, yani 1965 – 1972 yılları arasında Bölge Ligi’nin 2. liginde oynuyorldı. En son ve en büyük olayları 2003 yılında Hessen Kupasını kazanmaktı. O tarihten sonra da futbol açısından iyi durumda oldukları söylenemez.

90 dakikayı orda karsılaştığım diğer stadyum toplayanlarla(çekirge/hopper) sohbet ede ede, rahat ve keyifli bir şekilde bitirdim.

Maçtan sonra aklıma acayip bir fikir geldi. Hafta arasında, uzak bir Avrupa Kupası maçına gitmek. Neden olmasın?

 

11.07.2013

                                                                                                                                                                                   

"Gitsem mi gitmesem mi? Yolculuk öncesi son saatlere kadar bu soru beni bayağı yordu.

İrlandalı arkadaşları yine görmek istiyordum. Evet,  Malmö Frankfurt’a yakın bir yer değil, ama yinede arabayla gidilebilecek bir yer. Bir kaç Trabzonlu arkadaşın “gelemeyiz” haberinden sonra, her şeye rağmen gitme kararı aldım ve perşembe günü tek başıma sabah 7:30'da yola cıktım. Malmö'de maç başlangıcı saat 19'du. Peki, 960 kilometrelik yolu zamanında aşıp,  bunu başarabilir miydim? Böyle maceraları severim, başarabilirim! Yollar rahat ve boş sayılırdı. Kassel, Hannover, Hamburg şehirlerini geri bıraktıktan sonra Flensburg sehrinde Almanya-Danimarka sınırın geçiyordum ve saat 13'ü gösteriyordu.  Maca 6 saat kalmıştı, fazla mola vermeden yola devam ettim. Danimarka ve İsvec’i birleştiren Oresund köprüsü müthiş bir yapı, ona göre de bayağı dolgun bir geçiş ücreti vererek karşıya geçtim. Hemen karşı tarafta Malmö beni bekliyordu. Şehri az çok tanıyordum, gecen yıl İsveç’e bir kaç maç için gelmiştim. Stadyumu rahatlıkla buldum ve maçtan 1 saat önce stadyuma vardım.

 

11.07.2013

Malmö F.F. – Drogheda United 2:0

Europa League 1. Quali Runde, Swedbank Stadion, 5700 seyirci.

Kısa süre sonra bizim İrlandalı uşakları gördüm ve hasret giderdik. Çok sevinmişlerdi beni görünce ve bir sürü soru cevaplamak zorunda kaldım. Fazla sürmedi stadyuma girdik, İrlanda’dan 150 civarında taraftar gelmişti ve bu uzaklık için iyi bir sayıydı. Stadyum hoş ve modern bir arenaydı. Karşı taraf kale arkasına Malmö tribüncüleri yerleşmişti ama stadyum pek dolu sayılmazdı. Bizler pankartları asmaya başlamıştık, Benim yanıma Türk bayrağı ve VirAvrupa pankartları vardı, sırtımda da Trabzonspor forması. Ardından herkes yerini aldı ve haykırmaya başladık. Malmö duysun geldiğimizi.

 

 

 

Özellikle ilk yarı çok güzel bir tribün oldu. Sahada Malmö çok daha iyiydi ve maçın kontrolünü elinden bırakmak istemiyordu. Maalesef ilk yarının son dakikasında golü de buldu Malmö ve devreye rahat girdi. İkinci yarı aynı, değişen bir şey yoktu. Malmö yine bastırdı ve rahat bir maç geçirdi,  son dakikalarda golü buldu ve maçı rahatlıkla 2:0 kazandı.

Bunu az çok tahmin ediyorduk çünkü onlar büyük favoriydi. Ama biz maç ve skor için oraya gitmemiştik. Bizler ilk başta arma ve renkler için ordaydık, ardından takım için.
Maç sonu stadyumda biraz takıldık, oyuncular yanımıza geldi, oyuncularla fotoğraf çekildik. Ardından herkes şehre geçmek istedi, publarda geceyi geçirmek istiyorlardı. Ben ise çok yorgundum ve eğlenceye gücüm ve zamanım yoktu. Arabada sabahlayacaktım ve erkenden yola çıkacaktım. Bunu duyan İrlandalılar buna izin vermedi. Beni otellerine götürdüler ve gizlice içeriye soktular. Ardından uyumam ve dinlenmem için beni otelde bırakıp şehre geçtiler.

Rahat bir uykudan sonra sabahın erken saatlerinde herkesle vedalaştım ve yola cıktım.

 

 

12.07.2013

FC Schweinfurt - Würzburger Kickers 3:1

Regionalliga Bayern, Willy-Sachs-Stadion, 6207 seyirci. (~200 misafir.)

Uykuyu almış bir şekilde, herkese teşekkür ettikten sonra yolculuk bu sefer güneye. Aklımda Unterfranken derbisi… Almanya’ya dönüyorum. Dün gece kiralık bir kanepede uyuyan  Robin’i  saat 8’de gardan alıyorum. Sıkıntılı ama seve seve yapılan bir yolculuk daha beni bekliyor. A7 otoyolu sürekli tıkanıyordu. Her şey yolunda gidecek mi acaba? Trafik çok kötü ama bu macerayı çok seviyorum… Hiç sonu gelmeyen bir futbol sohbeti ile beraber ilerliyorduk. Robin’i, Fulda’da bıraktım. Tekrar teşekkürler Robin, bu yolculuk için.

Nihayet Schweinfurt’dayım.  Stadyumun etrafı çok kalabalık. Saate bakarak not alıyorum. 19:12 gibi uygun bir park yeri buldum, ve arabayı park ettim. Koşarak, 19:15’de sonsuza kadar kalabalık olan gişelerin önüne geldim! Normalde en yavaş ilerleyen gişede sıraya girerdim ama bu defa şans eseri en çabuk ilerleyen gişede sıraya girmişim. Hızlıca sıram geldi. 19:22’de bilet elimdeydi ve stadyumdaydım. 19:30’da başlama vuruşu yapılacaktı ama gecikmeli olarak 19.40’da yapıldı.

Bu stadı daha önceden biliyordum zaten, güzel bir yer, beğendiğim bir stad. Oldukça doluydu. Oyunda da Schweinfurt çok  daha iyiydi ve hakkıyla da kazandı. Futbol güzeldi ama taraftarlar pek coşkulu değildi. SW nin daha iyi koreografilerini görmüştüm. Kickerslerden çok az kişi gelmesine ise çok şaşırmıştım ben çok daha fazla kişi gelir diye bekliyordum. Hem bir derbi hem de bir açılış maçı için çok daha fazlasını bekliyordum açıkçası.

 

 

Maçta aklımda kalan en güzel enstantane ise FC Schweinfurt’un attığı ikinci goldü. Hızlı bir kontratak sonucunda, öne çıkan kaleciyi yaklaşık 40 metre uzaktan gafil avlamıştı FC Schweinfurt. Çok güzel goldü. İzlediğim en güzel gollerdendi.

Maç bitiminden sonra hak ettiğim evime dönüyorum. Yaklaşık bir saat sonra evimdeyim  ve  toplam 23 saat ve 2150 km macera şimdilik sona eriyor…