Evet yaptım, yaptım ama neden?

Çocuktum 13 yaşındaydım... Medya... Evet, gazeteler ve televizyon kanalları, televoleler vardı hatırlıyorum... Galatasaray bir önceki sezon Manchester United’ı eleyip şampiyonlar ligine kaldığında Cantona’nın saha içerisindeki agresif tavırlarını medya bize verirken körpe beyinlere hedef göstermişti O’nu. Bir Fransız nasıl bizim oyunculara çirkeflik yapabilirdi..Çocuktum, dolduruşa geldim!!

Ali Kemal Denizci mutsuz olduğu İstanbul'dan kurtulup Trabzon'a dönebilmek için bir gece evini yaktı. Bu olay benim aklıma hep Eric Cantona'yı getirir. Ali Kemal'in döneminde henüz yoktum. Sanıyorum bu yüzden delilik dendiğinde aklıma ilk Ali Kemal değil, Cantona gelir. Eric Cantona. King Eric.

Eric dünyaya geldiğinde yanlış hayatın içinde buldu kendini. Eric asiliğiyle, hırçınlığıyla, kavgacılığıyla ve içtenliğiyle Trabzon'da doğması gerekirken Fransa'da doğdu. Daha sonra Trabzonlu da olamadı ama. Olsun, biz onu böyle de sevdik.

Erik Ejegod, Erik II Emune, Erik III Lam, Erik Plovpenning, Erik Christoffersen, Eirik Haraldsson, Eirik Mahnusson, Erik Segersall, Erik Jedvardsson. Bu saydığım isimlerin en az üç ortak yanı var. Bunlardan birisi hepsinin İskandinavyalı olması, ki bu özellik bizi pek ilgilendirmiyor. Diğer iki özellik, hepsinin adının Erik/Eirik olması ve hepsinin bir dönem krallık yapmış olmaları. Yani İngilizcede bunları hepsi birer “King Eric”.

Ama Google'de “King Eric” diye aratınca karşımıza ilk sırada bunlardan birisi çıkmıyor. 1966 doğumlu bir Fransız çıkıyor: Eric Cantona. Ya da King Eric. Kral olan Ericlerin sonuncusu.