Onu tarif etmek mümkün değil.

Napoli kulübü ülkemizde popülerliği oldukça yüksek olan kulüplerin başında geliyor. Gerek taraftarı gerekse Maradonalı  yıllar şimdilerde ise Cavanili Napoli ülkemizde sempatisini giderek arttırıyor. Zaten araştırmalara göre İtalya’da 10 kişiden biri Napoli taraftarıymış. Sempati ve popülerlik artarken bunda biraz da bizim tuzumuz bulunsun.

Futbol tarihine ‘’tanrının eli’’ tanımlamasını getiren maç 1986 Dünya Kupası çeyrek finalinde yaşandı. Arjantin ile İngiltere Mexico City’nin efsanevi Azteca stadında yarı finale kalabilme mücadelesi için karşı karşıya geldiler. Falkland adaları savaşı hala hafızalardaydı ve karşılaşma 1966 finallerindeki İngiltere-Arjantin maçının rövanşı şeklinde algılanıyordu.  Ancak 20 yıl öncesine göre bir fark vardı o da Arjantin’de Diego Maradona adında bir futbol dehasının sahada oluşuydu. İngilizlerde ise Everton’dan Barcelona’ya transfer olan Lineker grup maçlarında hat-trick yaparak göz dolduruyordu.

8 Temmuz 1990. Bu tarih kimilerinin doğum tarihi, evlilik tarihi, ilk tanışmalarının tarihi veya acı hatıraların yaşandığı bir  tarih olabilir. Bu tarih Maradona’nın gözyaşlarını görmemize sebep olan tarih. 1986 Dünya Kupası şampiyonu Arjantin, 1990’da da iddalıydı. Nasıl olmasın hem son Dünya Kupası’nın şampiyonuydu hem de o dönemlerin en iyi futbolcusu Maradona ise kaptanlarıydı.

Binlerce yıllık tarih kitapları karıştırılacak olunursa, birçok tarihi olayın gerçeğine ulaşmak, aslını görmek mümkün olabilir. Tarihin, geçmişin gizemini aydınlatması, medeniyeti bize tanıtması kadar heyecan verici olan, bu tarihi olayların içindeki efsane kişileri bize anlatmasıdır. Bu öyle bir heyecandır ki, dilden dile anlatılır, kuşaktan kuşağa geçer. Her toplumun simgeleştirdiği insanlar ölümsüzleşirler insanların dillerinde. Futbol efsaneleri ise çok daha renkli sayfalarıdır bu bütünün.

Heredot’un anlattığına göre, Firavun lll. Sesostris tüm Avrupa ve Asya’yı egemenliği altına aldıktan sonra, savaşta kazanan halkların bayraklarına bir penis sembolü ekletip kaybeden halklarınkine onları aşağılamak için bir vajina resmi kazıttı. Kazanmak ve kaybetmenin arasında cinsiyetçi bir olgu yarattı kendince.  Ve kazanmak böylece tanrının verdiği yetkiyle erkeği temsil ediyordu artık. Bu tanrısal veri üzerine inşa edildi dünya.

Futboldaki rekabet ideolojisi de bundan pek farklı değil. Her şeyiyle kazanma üzerine kurulu bir evren futbol da. Bu yüzden futbol oyun olmaktan çıkıp bir “kazanma” arenasını dönüştü. Ve kazanan her zaman ilahlaştırıldı. Ta ki kaybedene kadar. Ve kaybeden biliyordu ki, bütün ilahi vasıflarını elinden almak için yarışan  “tanrı deviriciler” ordusu onu bekliyor.              

Futbol dünyasının yaşayan efsanelerindendir Maradona. Anlatılacak gibi de değildir açıkcası. Zira her insanın zihninde Maradona’nın tezahürü biraz farklıdır. Bu yazının konusu da Maradona’nın neler yaptığı değildir esasında.

Kusturica Maradona’nın belgeselini çeker 2008’de. Başrolde Maradona vardır. Ve tabi ki “Tanrının Eli”.