Sıcak Gündem

Sıcak Gündem (236)

Kumandana "bu top niçin ateş etmiyor" diye sormuşlar. “Doksandokuz nedeni var ama önce barut yok” demiş!

Türk futbolu, milyonlarca insan, milyonlarca para, milyonlarca laf, sıralanıp gelen bir sürü olumsuzluklarsa, bunun elbette bir “öncesi” vardır.

Esasında futbolumuzdaki konuşmaları dinleyen hassas bir kulak “önce bolluğuna şaşırıp kalacaktır.

Emre Belözoğlu'nun gösterdiği ırkçı tavra verilen tepkinin, sanatçı adı verilen konsümatrislerin ilişki tercihlerine verilen tepkiyle kafa kafaya gitmesi üzerine bu yazıyı yazma kararı aldığımı başlamadan önce belirtmek isterim.

Emre adlı futbolcuyu ölümüne eleştirmek, kalemimden akan nefreti ona yöneltmek bizi bir yere götürmeyecektir.

Bu sebeple konuya farklı bir kameradan bakacağım.

Son yüzyılın en büyük dahisi Albert Einstein şöyle der : “Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuç almayı uman kişiye aptal denir”. Bu söz, mevcut olandan daha iyisini yapabilmek için farklı hamleler yapmak gerektiğinin en tahrik edici ifadesidir. 

Günlerdir siyasi gündemin manşetini süsleyen konulardan birisi de “faiz lobisi” kavramı. Bu konu hakkında fikir beyan edecek değiliz, zira ne misyonumuzun ne de futbol düşüncesinin bir gerekliliği değil. Üzerinde duracağımız konu memleket futbolunu pespaye ele geçirmiş “şike lobisi” ve “şike lobisi yardakçıları”.

Neden-sonuç ilişkisinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir nedene bağlı olarak yapılan eylemin doğurduğu sonuç ile bu eylemin yapılma nedeni arasındaki ilişkiye neden-sonuç ilişkisi denir. Neden-sonuç ilişkisinin anahtar kelimesi “için”dir. Benim fikrime göre de hiçbir şey nedensiz olamaz.

Trabzon şehrinin yaratmış olduğu futbol terörüne artık bir son verilmelidir. Zira bu küçük ve şımarık şehrin yaptıklarına bundan önce gösterilen sınırsız hoşgörünün artık yerini cezaya bırakması gerekmektedir. Türk sporunun ve felsefesinin ve de endüstrisinin medarı iftiharı olan İstanbul kulüplerinin taraftar birlikleri tarafından Trabzonspor şekilli ve tamamı İstanbul Türkçesiyle yazılmış olan bir bildiriyle kınanmalıdır. Bu ağır ve şiddetli ceza dışında Trabzonspor Kulübü’ne başka cezalar da vermek şart ve elzemdir.

Nasıl unutabilirim ki! Hiç unutmam. Doğduğum topraklar bana mücadeleci olmayı, emeğim ile bir yerlere geleceğimi ve bir şeylere sahip olabileceğimi öğretmişti. Her sene olduğu gibi yazın yine fındık toplamak ve biraz da memleketimizde yaşamak için; İstanbul’dan, Trabzon’a gitmiştik. Trabzon’a gittiğimizde artık özgürdüm. Trabzon lehçesi ile konuşacak, kara lastiklerimle top oynayacak ve karayemiş yedikten sonra ağzım kapkara olacaktı. Artık Trabzon’daydım ve kışın hayalini kurduğum günleri yaşıyordum.

Bu yazı yaklaşık 5 yıldır devam eden, kararları itibarıyla sürüncemede kalan toplum ve kamu vicdanı tarafından aklanamayan şike davasına küçük bir ahşap pencere niteliğindedir.

Sayfa 8 / 30