Sıcak Gündem (236)

UEFA MALİ FAIR PLAY DÜZENLEMESİNİN AVRUPA FUTBOLU VE TÜRKİYE SÜPER LİGİ DÖRT BÜYÜK FUTBOL KULÜBÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN İNCELENMESİ

REVIEW OF UEFA FINANCIAL FAIR PLAY REGULATIONS ON EUROPEN FUTBOOL AND TURKEY SUPER LEAGUE FOUR BIG CLUBS

                                                                                                                                             Onur ÖZEVİN[1]*

ÖZET

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) futbolda mali disiplini sağlamak amacıyla, bünyesindeki 54 federasyon açısından bağlayıcı olan “Mali Fair Play Düzenlemesi” (FFP) olarak adlandırılan uygulamayı 2011 yılında başlatmıştır. Uygulamanın temel amacı futbol kulüplerinin gelir-gider dengelerini, borçlanma ve ödemelerini kontrollü ayarlamalarını, işletmenin sürekliliği için gerekli finansal önlemleri almalarını sağlamaktır. FFP uygulaması spor çevrelerinde desteklendiği gibi ciddi eleştiriler de almış ve almaya da devam etmektedir. Çalışmamızın amacı FFP düzenlemesinin Avrupa Futbolu genelinde ve Türkiye Süper Ligi Dört Büyük Futbol Kulübü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Çalışmada kullanılan veriler UEFA’nın yayımlamış olduğu 2015 Kulüp Lisanslama ve Kıyaslama Raporundan ve Süper Lig kulüplerinin açıklanmış finansal tablolarından elde edilmiştir. Bu veriler ışığında FFP uygulaması öncesi durum ile sonrası durum karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, sonuç olarak Avrupa genelinde FFP sonrası finansal açıdan bir iyileşme görülürken, çalışmaya konu Türkiye Süper Ligi takımları için aksi durum söz konusudur.

Anahtar Kelimeler:Mali Fair Play, Finansal Fair Play, Futbol Ekonomisi

Şarkılarla geçti aramızdan ama geçip gitmedi. Sıradan biri gibi yaşayıp ölmedi. Bazı sanatçılar düşünceleriyle, yaptıklarıyla, söyledikleriyle de anılırlar. Öyle bir sanatçıydı Kazım Koyuncu. Şarkıları hala bilinir, dinlenir ve keyif verir.  Peki, Kazım Koyuncu diğer sanatçılardan neden farklıydı? Neden Karadeniz’de bir simge haline geldi?

 

Her sene bir şeyler yazarım 25 Haziran’da.Her sene Kazım Koyuncu'yu anlamak, anlatmak gerektiğini söylerim. Kimse dikkate almasa da,her sene #KazımKoyuncuÖlümsüzdür etiketleriyle gün geçiştirilse de,her zaman anlamaya, anlatmaya gayret ederim.Her sene vurgularım.

2013 baharında Sadri Şener olağanüstü kongre kararı aldığında hakkında bir yazı yazmayı planlamıştım, tekrar aday olmayacağını açıkladığında da, kongrenin hemen öncesinde de, kongrenin sonrasında da. Fırsat olmadı, hepsi bir yana yaklaşık 5 yıllık dönemi anlatabilmeyi kotarabilmek de gözümde büyümüştü. Olağanüstü başarılar, yanılgılar, tuhaf hatalar, trajik haller. Hepsini bir potada tam ve gerçekçi ve vicdanlıca nasıl anlatılabilir?

Skandal halının altına mı süpürülüyor?

 

Türkiye'de şaşılacak şeyler oluyor. Bir sihir ile Türk futbol tarihinin en büyük şike skandalı buhar oldu. – en azından ülkenin Futbol Federasyonu durumu böyle görmekte – Federasyon Başkanı Demirören'in sloganı kısaca olayın üzerine sünger çekmek olarak adlandırılabilir. Suçlu kulüpler az zararla kurtulsunlar yeter ki.

Öyle herkes gibi doğuştan Trabzonsporlu değilim ben; bilmiyorum damarımı kesseniz kanım akar mı bordo mavi? Bilmiyorum, kana işler mi fanatikliğin rengi? Bu gün kendi hikayemi anlatacağım size, güncel veya daha doğru bir deyişle hiç eskimeyen hallerimize atıfla.

Türkiye’de entelektüel kesimin futbola soğuk ve üstten bakan bir tavrı olduğu zikredilirdi her daim. Kısmen de olsa bu yargı gerçeğe yakındı. Bir “avam” kültürü olarak gördükleri futboldan uzak kalmak büyük bir çoğunluk için doğru ve onlara yakışan bir limandı. Ancak özellikle son zamanlarda, futbolun o kadar pespaye olmadığı tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilmeye başlayınca, entelektüel kesim de bu alana yöneldi. 

Futbol ile ilgilenenler bilir; Trabzon’da herkes teknik direktördür. Avni Aker tribünlerinde oturup maç izleyenler ne demek istediğimi daha iyi anlayabilir. İzlemeyenler ise mutlaka izlemeli.

Sayfa 6 / 30