Rafet El Roman İle Trabzonspor Üzerine

“Derya Kuzusu Bunlar”diye betimlenir Trabzon’da emeğin ve ekmeğin kapısı. Kaç yüz farklı tondan duyarsanız bu sesi bir o kadar da bereketi fazladır bu mevsim. İşte o bereketli mevsimlere denk düşmüşbir vakitte; bu sefer ise emeğin muhabbetini Cihangir Lebi Derya’da yapmak için ziyaret ediyoruz Rafet El Roman’ı. Kalbe dokunan şarkılarının yanı sıra, genç sanatçılara verdiği değerle bilinen Rafet El Roman’ın prodüktörlüğünü yaptığı Hakan Kahraman da sohbetimize vakıf oluyor.


Engin Türkyılmaz: Kazım Koyuncu’nun yeni nesillere başarıyla aktardığı “Karadeniz Etnik Müziği” hakkında ne düşünüyorsunuz? Etnik bir sanat icra etme planınız var mı?

Rafet El Roman:
Etnik müziği zaman zaman dinler, fakat şu an icra ettiğim müzikle bağdaştıramıyorum. Aslına bakarsanız çok fazla bilgim yok da diyebilirim, ama çok değerli sanatçıların bu alanda sanatımıza bir şeyler kattığını biliyorum. Kendi yapmışolduğum bir müzik tarzı var ve şu vakte kadar kendi müziğimle etnik müziği çok fazla özdeştiremedim; veyahut çeşitli denemeler içerisine girmedim. Sahnede karadeniz sanatçıları ile beraber çeşitli etnik müzikler olsun, türküler olsun söylemişliğim vardır.

Engin Türkyılmaz: “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” filminde Golcü Serkan rolü ile karşımızdaydınız. Rafet El Roman’ı yeniden beyaz perdede görebilecek miyiz?

Rafet El Roman:
Aslında hiçbir sinema filmini tam anlamıyla gerçekleştiremediğimi düşünüyorum. Çekmecemde üç dört adet senaryo kitli duruyor. Müzikle yoğun olduğumdan dolayı; sinema görüşümü, müzik vizyonumun yanına taşıyamadım. Fakat müziğimle ilgili biraz hafiflediğimde, sinema hayatına ciddi bir adım atacağım. Bu içinde bir ukde ve bu konuda yapmak istediğim çok şey var.

Engin Türkyılmaz: Müziği ve sinemayı bir köşeye bırakacak olursak bilinmeyeniz, Trabzonspor’a olan sevdanız hakkında konuşalım. Nasıl başladı bu Trabzonspor sevdası?

Rafet El roman:
Altı yaşında iken bir alman kulübünde futbol oynamaya başladım. Takımda kaleci olarak görev yapıyordum. Belki başka bir mevkide oynuyor olsaydım, şuan başka bir takım tutuyor olabilirdim. Şimdi dönüp bakınca iyi ki kaleci olarak futbol oynamışım diyorum. Trabzonsporlu olmamadaki en büyük etken, benim o vakit kaleci olmam galiba. Şenol Güneşo dönemin oynarken efsaneleşmişve aynı zamanda milli takımımızın da kalesini koruyan oyuncuydu. Şenol Güneşile beraber, benim Trabzonspor’a olan sevgim arttı ve bu günlere kadar süregeldi.

Engin Türkyılmaz: Trabzonsporlu olduğunuzu söylediğinizde şaşıranlar oluyor mu?

Rafet El Roman:
Tabi tabi… Her seferinde böyle bir tepkiyle karşılaşıyorum. Bana “Hangi takımlısın?” diye sorduklarında yürekten ve gururlu bir sesle “Trabzonsporluyum” diyorum. Diğer İstanbul takımlarını tutanlar birbirlerine “Hadi ya!” tepkisi ile yaklaşıyor, fakat ben güzel tepkiler alıyorum. “Helal olsun, iyi takım seçmişsin” diyorlar bana.






Engin Türkyılmaz: Böyle iyi bir Trabzonsporluysanız sanıyorum ki maçlara da gidiyorsunuzdur. Bizlere ilk ve son gittiğiniz Trabzonspor maçlarını ve oralarda yaşadıklarınızdan bahseder misiniz?

Rafet El Roman
: İlk gittiğim Trabzonspor maçı 95-96 sezonunda Schalke maçıydı. Trabzonspor’u ilk kez canlı olarak statta izlemişve çok heyecanlanmıştım. Gurbette olmama rağmen beni memleketimde gibi hissettirmişti. Bu sezon çok istememe rağmen, kendim henüz bir maça gidemedim; fakat bir derbi maçına arkadaşlarımla beraber gitmek için sözüm var. Hep beraber gidip takıma destek olmak için tezahürat edeceğiz.

Engin Türkyılmaz: Uzun bir dönem futbol oynadınız. Şu an baktığınızda Türkiye’de önemli bir futbolcu olmayı mı yoksa şu anki konumuzda olmayı mı tercih ederdiniz?

Rafet El Roman:
Evet, geçmişe dönüp bakınca iyi ki futbolu zamanında bırakmışım ve iyi ki tam o zamanda müziğe sarılmaya devam etmişim diyorum. Hala bir futbol meraklısı ve taraftarıyım. Hobi olarak da hala oynuyorum, fakat profesyonel olarak futbol oynuyor olsaydım; şimdiye kadar çoktan futbolu bırakmışolurdum. Aslında o profesyonellikte bu ligde oynayabilir miydim bilmiyorum.



Engin Türkyılmaz: Sıkı bir Trabzonsporlusunuz. Peki efsane ve şu an sahip olduğumuz kadrodaki isimlerden beğendiğiniz futbolcuları sıralayabilir misiniz?

Rafet El Roman:
Tabii ki Trabzonsporlu olmamın mimarlarından olan Şenol Güneş, efsane futbolcular denilince aklıma gelen ilk isim. Şu anki kadroya bakacak olursak; kalecimiz aynı zamanda kaptanımız Onur Recep belki de benim gibi bir çok kişinin Trabzonsporlu olmasında rol oynuyor. Colman’ın çok yetenekli ayaklara sahip olduğunu düşünüyorum ve şu aralar gol yükümüzü çeken Henrique. Saydığım futbolcuların Trabzonspor’a çok faydaları var ve bu sezonla beraber, gelecek sezonlarda da başarı içinde devam edeceklerini umuyorum. Tabi aynı zamanda Trabzonspor, böyle genç yetenekleri o inatçı ruhu ile altyapıdan çıkarmaya devam edecek. Her zaman büyük atılımları, büyük yatırımları olan Trabzonspor bunlarla beraber büyümeye devam edecek.


Engin Türkyılmaz: Futbolun kirlenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rafet El Roman:
Tribünlerde olan duyduklarımız ve bazen şahit olduğumuz olaylar, bugün futbolun kirlenmesinin temelini oluşturuyor. Az önce verdiğim cevap gibi aslında bunları duyunca, tekrardan “iyi ki müziği seçtim” diyorum kendime. Bakınca özellikle Türk Futbolu’nda zaman zaman çok üzücü olaylar meydana gelerek gündemi meşgul ediyor. Bu olaylar beni gerçekten çok üzüyor. Futbol temiz başladı ve kesinlikle temiz olarak devam etmeli.

Engin Türkyılmaz: Ülkenin önde gelen ve sanatlarını icra eden isimlerin, hayatın her dalında baskı ve haksızlığa karşı gösterdikleri tutuma rağmen 2010-2011 sezonunda yaşanan şike, emek ve hak davasına sessiz kalmaları ve şike sezonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rafet El Roman:
2010-2011 sezonunda şikeye karışmıştakım ve isimler var. Trabzonspor’un bu durumun dışında kalması ve öyle bir anılmaması benim için gurur verici. İnşallah hep böyle temiz kalır ve ben temiz kalacağımıza inanıyorum. Trabzonspor oyuncu ve yönetici kadrosu ile her zaman şampiyonluğa aday takım. Son senelerde zaman zaman sönüklüğe kapılmışolması onu bu sıfattan alıkoymayacak. Trabzonspor alt yapısından yetiştirdiği yetenekli genç futbolcular ve arkasındaki büyük Trabzonspor taraftarı ile her zaman büyüklüğe aday olmaktan çok en büyüktür benim için.


Engin Türkyılmaz: “Trabzonspor şampiyon olursa taraftara bir marş hediye edeceğim” demiştiniz. Peki 2010-2011 şampiyonluğuna marş ne zaman gelecek?

Rafet El Roman:
Aslında Trabzonspor’a marşbestelemem için şampiyonluğa gerek yok. Trabzonspor benim hep fikrimde yüreğimde dolaşan bir melodidir. Şampiyonluk her zaman gelir, bu hiç önemli değil. Yaklaşık 28 yıldır henüz kaldırılan bir şampiyonluk kupası göremedim. O kupa kaldırıldığı an, yani Trabzonspor şampiyon olduğu an; ben de inşallah o marşı yazacağım. Öyle bir sözüm var ve bu sözümü severek tutacağım.

Engin Türkyılmaz: Düzeltmek isterim Trabzonspor 2010-2011 sezonunda şampiyon olmuştur. Sadece kupanın Trabzonspor’a gelmesi iktidar sahipleri tarafından engellenmiştir.

Rafet El Roman:
Evet aslında… Öyle de denebilir.







Engin Türkyılmaz: Joganita ismi ile yola çıkan bir oluşumumuz var. Türkiye’nin ilk futbol kütüphanesi, temiz futbol ve Drogheda Unt. Kardeşlik belgeselleri gibi birçok projenin altına imza attık. Öncelikle dergimizi sizlere takdim etmekten mutluluk duyarız. Sloganımız ise “Temiz futbol, güzel oyun”  Bu sloganı bizlere bir de siz yorumlayabilir misiniz?

Rafet El Roman:
Futbol kesinlikle bir sanattır. Joganita, yani sizler; anladığım kadarıyla bu işi sanatsal açıdan değerlendiriyorsunuz. Tabi ki futbol centilmence, futbol ahlakıyla ve adil olarak öncelikle yönetim, daha sonra futbolcu ve taraftarları olarak korunması gereken bir sanattır. Ben her zaman bunu savunuyorum. Şike olsun veyahut adaletsizlik, küfür gibi insana yakışmayan hiçbir şeyi futbolda görmek istemiyorum. Aslına bakarsanız ben de sizdenim.

RÖPORTAJ: ENGİN TÜRKYILMAZ
FOTO
ĞRAF: ALEYNA YEMENİCİ

Not: Röportajımız Joganita Dergi 2. Sayı’da yayımlanmıştır.