19 Ülke 323 Stadyum | O bir Stadyum Toplayan

Röportajımızın kahramanı, Halil İbrahim Birinci. O bir “groundhopper” yani “çekirge”. O bir stadyum toplayan. 19 ülkede tam 323 farklı stadyumda maç izlemiş. Farklı ülkelerde, farklı stadyumlarda, farklı takımların maçlarını izlemek, stadyumların dokularını hissetmek, onun için büyük bir tutku.

1982 yılında Trabzon, Of doğumlu Halil İbrahim Birinci, 4 yaşında sonra ailesi ile beraber Almanya yollarına düşmüş. Türkiye ile ilgili hatırladıkları çok az. Frankfurd’da yaşıyor.

Futbolla tanışması da Frankfurt’da arkadaşları sayesinde olmuş.

“Bu civarlarda yaşayanlar iki takımı sevebilir. Ya Eintrach Frankfurt ya da Kickers Offenbach. Arkadaşlarla ilk Frankfurt maçına gidince, ben de Frankfurt’u sevdim” diyor.

“Yıl 1995’di. İlk kez canlı bir futbol maçı izledim ve o zamandan beridir futbol hastasıyım” diye de ekliyor

“Eintrach Frankfurt, o zamanlar 1. Ligdeydi. Bir sezon sonra 2. Lig’e düştü. Baktım ki, millet maça gitmekten vazgeçmiyor. Takım başarısız oldu diye bırakmak gibi bir şey yok. Millet bölgesini ve şehrini sevdiği için gidiyordu. Oldukça ilginçti. Çocukluk zamanlarında pek anlayamamıştım bu durumu. Biraz daha büyüyünce anladım tabii ki; Futbol aşkı, kendi bölgelerine duydukları aşkmış, salt başarı için bir çaba değilmiş. Frankfurt 1996’dan beri 4 kez küme düştü ve çıktı”

“2000’li yıllara giriyorduk. Her maça gidiyordum ama artık Ultra grubuna girmek ve her organizasyona katılmak istiyordum. 2003 yılında Ultras Frankfurt üyesi oldum, kombinemi aldık ve her türlü organizasyona katılmaya başladım. Pankartlar hazırlıyor, koreografiler yapıyorduk. Müthiş yıllardı. Deplasmanlarda bazen 2.000 bazen 4.000 kişi oluyorduk. Tribün kültürünü doyumsuzca yaşıyorduk. Almanya’nın en iyisi bizdik”

Halil İbrahim bir Alman vatandaşı. 2004 yılında askere gider. Paralı bir askerliktir bu. Ondan dinleyelim

“2004 yılında askere gittim. Frankfurt’tan uzak, Manheim şehri yakınlarına. Ama şans işte, Waldhof Mannheim, Frankfurt’un kardeş takımıydı. Artık haftasonları Mannheim’in maçlarına gidiyordum. Mannheim o zamanlar 4. ya da 5. ligdeydi. Bazı deplasmanları küçük şehirlere hatta köylere oluyordu. Birbirinden farklı ve küçük stadyumlara gitmek, küçük bir grupla sürekli aktif olarak hareket etmek. Çok güzeldi. “Groundhopping” yani “çekirgelik” bundan sonra başladı. 2009 yılından sonra da tamamen buna konsantre oldum”

"Almanya 1. Ve 2. Lig’i tamamen bitirdim. Gitmediğim stadyum kalmadı. Almanya 3. Liginde 4 takım eksik. +. Lig Almanya’da 5’e bölünüyor, bunlar yöresel bölgeler. Bir bölgede 16, diğerinde 14 stadyuma gittim. Artık Almanya dar gelmeye başlamıştı."

İlk olarak hangi dış ülke peki?

“İlk olarak Hollanda oldu. Hatta Hollanda macerasına süper bir maçla başladım. 2. Ligde Limburg derbisi, Sittard- Maastrich. O maçta Maastirchte, Trabzonsporlu siyahi bir oyuncu da oynuyordu. Faty Papy. Derken 19 farklı ülke ve 323 farklı stadyum”

Hiç unutamadığın stadyum hangisi peki?

“Belçika, Maurice-Dufrasne-Stadion. Standart Luttih ya da bilinen adıyla Standart Liege’nin stadyumu. Stadyum o kadar dik ki, hele kale arkası, yukardan atlasan, sahaya düşecekmişsin gibi. Öyle modern bir arena değil. Sevmiyorum zaten modern arenaları”

Modern stadyumları sevmiyorsunuz. Peki neden?

“Groundhoppler’lar sevmezler yeni arenaları. Hepsi birbirine benziyor. Yuvarlak, her tarafı kapalı, her tarafı birbirine benzeyen yerler. Ruhları yok."

Unutamadığın stadyumları anlatmak ister misin?

 

 

“Bad Kötzting. Çek Cumhuriyeti yakınında çok küçük bir kasaba. Almanya 6. Liginde mücadele ediyorlar. Tribünü harikaydı. Altmışlı yıllardan, eski ve tamamen ağaçtan yapılmış bir tribün. Küçük ve tek bir tribün. Ruhu var.  Çok sevmiştim

Standart Liege.  Maurice-Dufrasne-Stadion. Kendi şahsıma gördüğüm en iyi stadyum. Çok feci halde dik duruyor. Dört parça ve hepsi değişik."

 

 

"Slask Wroclaw - Lech Poznan, maçını da unutamam. Stadyum tipik bir yeni arena, hatta EURO 2012 icin yapılmış. Bu maça gitme sebebim, stadyum değildi. Tribünleri de izlemek için giderim maçlara ben. Lech Poznan tribünleri müthişti. O ruhsuz ve modern stadyumu, müthiş bir atmosfere çevirdi.”

 

Yani stadyumlar kadar tribünler de önemli, öyle değil mi?

“İlk planda elbette stadyumlar var ama o stadyumu da coşturan ve güzelleştiren taraftar ve tribünlercilerdir. Poznan’da bu işi çok iyi beceriyor. 90 dakika boyunca stadyumu yaktılar”

“Lunds Bk, İsvec. 3. Lig, güney grubu. Klostergarden stadyumu. Bu stadyuma gidiş hikayem çok güzeldir. Harika bir maceraydı. Bazen otobüsle, bazen otostop çeke çeke İsveç’e gittim. En az para harcayarak yaptığım tur da buydu. Böyle yapa yapa İsveç’in Lund şehrine kadar ulaşabildim. 3 maç izledim İsveç’te. 2.ligde, 3. Lig ve 4. lig’de. Bu gezi o kadar plansız ve o kadar maceralıydı ki, stadyum hala çok iyi hatırımda. Çok da yol yürümüştüm.”

 

 

Karabük – Trabzonspor maçı. 2010-2011 sezonunun son maçı. Ani bir karar ile Türkiye2ye uçtum. Rüyamda görmüştüm, şampiyon olacaktık. Güzel bir Safranbol ve Karabük gezisi sonrası  Dr. Necmetin …. Stadyumu’ndaydım. İsmini unuttum bak şimdi. Gezi de çok güzeldi, stadyumdaki atmosferde.”

 

 

Unutamadığın maç hangisi peki?

“Austria Wien ile Rapid Wien arasında, Generali Arena’da oynanan maç müthişti. Çok ilginç bir derbi. Tüm şehri ve tüm ülkeyi ilgilendiriyor. Bilet bulmak nerdeyse imkansız. Ama bir “çekirge”nin böyle maçlara gitmesi de lazım. Bilet için çok uğraştım, telefonlar, görüşmeler. Biletler az, stadyum büyük değil. Zor ve yorucu bir koşturmacadan sonra bilet buldum ve maça gittim. Müthişdi. İnanılmaz gürültülü ve inanılmaz kavgacı bir ambians. Rapid Wien tribünleri çok iyidir, Avrupa’da iyi isim yapmış tribüncülerdir. Evsahibi tribünlerde çok iyiydi. Harika bir maç oldu. Atışmalar ve gürültü maçtan önce başladı maçtan sonra da devam etti. Unutulmazdı”

 

“Waldhof Mannheim 4. lig'e çıkarken de oradaydım. Hani askerlik yaptığım şehrin takımı. Almanya’da bir rekor kabul edilir bu maç. 5. Lig maçı ve 12.000 üzerinde izleyici. Carl-Benz stadyumu. Stadyuma daha önce çok defalar gitmiştim ama bu maç çok önemliydi. Maç sonrası yakılan mavi dumanlar, ortalığı boğdu. O maviliğin içinde olunca insan unutamıyor"

 

 

Peki sırada neresi var? Ya da en çok nereye gitmek istiyorsun?

 

“Tabii ki Arjantin. San Lorenzo, Quilmes, Boca Juniors. O tribünleri ve stadyumları görmeliyim. Sonra da Japonya. Bu iki ülke şart.

Şöyle de bir durum var. 90’lı yılların İtalya’sına yetişemediğim için üzülüyorum. Eskiler anlatıyor ama o zamanler geçti artık. Şimdi Polonya idare ediyor bizi bu işlerle.

İster 1. lig olsun, ister 6. lig, İster İngiltere gibi bir futbol ülkesi, ister Arnavutluk gibi bir ülke, her yerde futbol sarıyor. Almanya’da 6. Lig maçına bile gitsem sonuçta farklı bir yere gidiyorum, yol ve zaman harcıyorum, 90 dakikamı ayırıyorum. Büyük stadyumlar yani şimdinin arenaları için de küçük bir köy stadyumu içinde aynı zamanı harcarım, fark etmez."

19 ülke demiştin. Hangi ülkeler?

Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, İngiltere, İrlanda, Türkiye, İsveç, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Arnavutluk, Danimarka, Luksemburg ve Özbekistan”

Özbekistan mı?

“Nato Göreviyle oraya asker olarak gitmiştim. Gidince de tutturdum maça gideceğim diye. Dışarı çıkıp maç izledim. 2. Lig maçıydı ama maç maçtır”

Bundan sonraki hedefin nedir?

“Kesin ve net bir hedefim yok. Ama bu işin ustası 50’li yaşlarında Dortmund’lu Angsar. 109 ülkede 2480 stadyum gezmiş. Sanırım onu geçmeliyim.”

 

 

Benzer Öğeler (etikete göre)