Bu O’nun hikayesi. O, Zizou yani Zinedine Zidane.

Muhte­şem top kontro­lü, eşi görülmemiş dürtme pasları, oyun görüşü ve her iki ayağını da kullanabilmesi onu bir numara yapan özellikler. Mükemmeliyetçi, cesur, yardımsever, çalışkan ve her zaman daha iyisini arayan bir karakter Zinedine Zidane

 

Juventus…

İtalya ve Dünya futbolunun en köklü kulüplerinden biri…Kulüp tarihi, başarıları, efsaneleri vb. konulara bu yazıda girmeye gerek görmüyorum. Zaten ortalama bir futbol izleyicisi Juve hakkında epeyce şey biliyordur. Ancak küçük bir not vermemde bir sakınca yoktur sanırım.

 

"Zebralar Uefa’nın düzenlemiş olduğu organizasyonların tümünde şampiyonluk yaşamış olan dünyadaki tek takımdır" Bugüne kadar Seri A'da 28 (Federasyonun kayıtlarında 27) şampiyonluğu bulunan Juve için tarih 2006 öncesi ve 2006 sonrası şeklinde ikiye ayrılıyor gibi ve hikaye de burada başlıyor…

3 Temmuz 2011’den günümüze 2,5 yılı aşan gibi bir süre geçti, 3.yılına doğru da hızla ilerliyor. Ne adalet sağlanabildi ne huzur. Şike yaptıkları defalarca kanıtlananlar, hiç utanmadan ülke futbolunun balgamı olmayı sürdürüyorlar. Ancak bu yazının konusu 3 Temmuz’u irdelemek değil. Yazımın konusu 2006 yılında İtalya’da patlak veren şike skandalıyla ( Calciopoli),  bizim şike skandalımız arasındaki benzerlikler.

Şike olaylarının gidişyönünde,  yapılacak işler dünyanın her yerinde neredeyse aynıdır. Sadece isimler farklıdır. Gelin, İtalya’da patlak veren şike skandalına bir bakalım ve ülkemizden bu işlerin nerdeyse aynısını yapanları bir hatırlayalım