Sıcak Gündem (238)

Bir çiçekle bahar gelmez derler eskiler. Anadolu’da geçerli olsa da genetik kodlarında belirgin farklılıklar olan bölge insanının tabiatına aykırı bir söylem bu. Karadeniz gibi birden köpürüp kabaran sonra da hiçbir şey olmamış gibi sütliman olan bir yaradılışımız var bizim. Haliyle futbol takımının seyri, futbola bağlı hayatların yaşam kalitesini, ruh halini de doğrudan etkiliyor.

Şükrü Saraçoğlu'na çıkan Galatasaray çaresizliği var sana karşı, 

Sevdiğim her sözüme karşı sanki bana Beşiktaş Çarşı. 

Ligin sonu yaklaştıkça hem küme düşme hattında hem şampiyonluk yarışında hem de Avrupa Kupalarına katılma mücadelesinde gerilim tırmanıyor. Bu gerilim ve mücadele de tribünlere yansıyor. E-bilet ve passolig garabetiyle stadyumlara gitme oranı önemli ölçüde azalsa da, tribünler eski şaşaalı günlerini aratsa da, her ne olursa olsun takımlarını yalnız bırakmayan ve bu garabete katlanan taraftarlar da var.

Devre arasına girilmesiyle birlikte Trabzonspor, ulusal basın ve diğer kulüp taraftarları tarafından çok ciddi anlamda eleştirildi. Eleştiriler Mehmet Ekici transferiyle başladı, Hakan Çalhanoğlu’nun aldığı ceza ile devam etti. Peki, Trabzonspor’un, hakarete varan şekilde eleştirilmesi doğru mu?

Malum yine bir transfer döneminin tam ortasındayız.  Futbol piyasasının en cancanlı dönemleri bu dönemler. Yıllar geçer, takımlar değişir, futbolcular değişir, teknoloji değişir ama transfer dönemlerinde bazıları vardır ki hiç değişmezler. Her daim transfer dönemlerinin yıldızıdırlar. İbretliktirler, seyirliktirler ve yazılmaya değerdirler. Başlayalım

Ülkemizde şampiyonluk adayları takımları tutan taraftarlar genellikle tuttukları takımın ülkede en büyük olduklarını varsayarlar. Tabi bunu yaparken bazı istatistiksel verilerle de bunu desteklerler. Ülke içinde “Kim daha büyük, kim daha küçük” kavgasını verirlerken,  bu takım taraftarlarının ülke dışına çıktıklarında da kavgalarını devam ettirdikleri görülür.

Daha önce Joganita'da “bilimsel araştırmalar” ışığında araştırmaların örnek ve sonuçlarıyla benzetişim kurarak hem futbol hem de Trabzonspor üzerinde yazılar yazmıştım. Milgram Deneyi, Semmelweis olayı gibi bilimsel araştırmalardan bahsediyorum. Ancak biraz sonra anlatacağım olayın bilim dünyasında bir karşılığını bulamadım ve ben bu olaya bir isim koydum ; Hüseyin Çimşir Paradoksu. Artık futbol dünyasından örnek olayları alıp, sosyolojik çıkarımlar yaparım belki de bundan sonra (!)

Kanser, bugün yine canımızı aldı. Dört yıldır kanser ile mücadele eden kardeşimiz Kemal Onur, abisi Kazım Koyuncu’nun yanına gitti. Gittiklerinde ise Trabzonspor’un hiçbir başarısı onları mutlu etmedi. Çünkü Trabzonspor, sahada rakiplerinin dışında bir de sistem ile mücadele ediyordu. 

Sayfa 1 / 30