Ulaş Sandıkçı

Ulaş Sandıkçı

Tango

Haziran 1966’da FIFA, 1978 Dünya Kupası’nı düzenleyecek ülkeyi belirledi: Son kırk yılını askeri darbelerle geçirmiş, ekonomik buhranın, siyasi baskının tüm harflerini, tüm türevlerini ve fazlasını yaşamış Arjantin.

Arjantin’in tarihi 1930’lu yıllardan başlayarak ara ara kesintiye uğrasa da askeri darbenin pençelerinden kurtulamamış bir tarih olarak yazılıdır tüm kitaplarda. 1943’teki darbeden sonra Juan Peron’un yükselişi başlamıştır. Ekonomik atılımlarıyla 1946’da bir halk kahramanı olarak iktidara gelmiştir. Halk kahramanıdır, oysa Josef Mengele veya Adolf Eichmann gibi savaş suçlusu Nazileri ülkesine almıştır. Arjantin’de ulusal bir araştırma komisyonunun verilerine göre İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Arjantin’de en az 180 savaş suçlusu hiçbir sorun yaşamadan saklanabilmiştir. Fakat Peron’un ekonomik önlemleri, Büyük Buhran sırasında ciddi bir sefalet yaşamış halkın çok geniş bölümünü refahla tanıştırmıştır. Halk kahramanıdır o yüzden.

1955’te askeri bir darbeyle indirilmiştir Peron. Paraguay, Venezuela ve Dominik Cumhuriyeti üzerinden İspanya’ya sürgüne gitmiştir. Destekçileri o kadar şanslı değildir. Binlerce Peronist kurşuna dizilmiş, binlercesi işkence görmüştür. Ülke yeni bir kısır döngüye girmiş, ekonomi batmış, üretim bukalemun gibi sürekli şekil değiştirmiştir. 1958’de başkanlığa seçilen Arturo Frondizi, sürgündeki Peron’la işbirliği yapınca ordu tarafından indirilmiştir. 1963’te seçilen Arturo Illia, Peron’un partisi JP’yi ve komünist partiyi yeniden yasallaştırmış, ırkçılığı yasaklamış, özel petrol şirketlerini kamulaştırmış, bugün hala geçerli olan bir asgari ücret yasası çıkarmış, ana besin maddelerinin fiyatlarına üst sınırlar getirmiş ve devletin eğitim bütçesini ikiye katlamıştır. Illia’nın ipini kapitalizm çekmiştir. İlaç sanayisini devlet kontrolü altına alıp ilaç fiyatlarını devlet zoruyla düşürünce sektörün ordu içerisindeki lobiciliği hızlanmış ve ordu Illia’yı görevden almıştır.

Illia’dan sonra ülkeye yeniden cunta hükmetmiştir. Ta ki darbeci devlet başkanı Lanusse 18 yıl sonra Peron’un ülkeye dönmesine izin verene kadar. Peron gelir gelmez 1973’teki seçimi kazanmıştır fakat kısa süre sonra vefat etmiştir. Seçildikten sonra yardımcısı olarak atadığı eşi Isabel başkan olmuştur ama tecrübesliğinin kurbanı olarak o da 1976’de yapılan yeni bir darbeyle indirilmiştir. İki yıl boyunca sayısız insan korkunç işkencelerden geçmiştir. Ve 1978 Dünya Kupası’nın tarihi gelip çatmıştır. 1978. Cruyff’un önderliğinde gelişen Hollanda’nın akıllara geldiği yıllar. Ve Arjantin’de rejim karşıtı insanların işkence gördüğü, öldürüldüğü ve ansızın kaybolduğu yılar. Askeri rejimin devam ettiği 1976 ve 1983 yılları arasında 30 bin insan öldürülmüştür.

Tehdit edildiğinden mi yoksa protesto ettiğinden mi bilinmez, Cruyff Arjantin’de düzenlenecek Dünya Kupası’na katılmayacağını açıklamıştır. Diğer Hollandalı milli futbolcular da halkın tepkisiyle bir dayanışmaya girecekken kendilerine vaat edilen yüksek primlere ikna olmuşlardır. Havalimanının arka kapısından gizlice bir uçağa binip Arjantin’e, darbelerin ülkesine, şampiyon olmaya gitmişlerdir.

Dünya Kupası, darbecilere kendilerini aklama imkanı sağlamıştır. İyi bir turnuva tüm dünyada Arjantin’in imajını düzeltecektir. Bu nedenle tüm maçlara katılım sağlamışlardır generaller. Basının futbolcuların ağzından “Darbe sizi etkiliyor mu?” minvalindeki laf alma çabaları, on yedi yaşındaki Maradona’nın neden kadroda olmadığı tartışmaları, Arjantin’in sosyalist teknik direktörü Luis Menotti’nin cuntacılarla kol kola gülücükler dağıttı fotoğraflarla başlamıştır kupa.

İkinci grup turunda Arjantin’in finale çıkmak için en az dört farklı bir galibiyete ihtiyacı vardır Peru karşısında. Arjantin, Peru’yu 6-0 mağlup ederken, cuntanın Peru’ya yardımları konuşulacak ve Arjantin’in 6-0 galibiyeti “şike” olarak yorumlanacaktır dünyanın büyük bir kısmında. “Arjantin sahadayken cunta bize insan gibi davranıyor, maçları dinlememize izin veriyor. Kısa bir süreliğine de olsa kendimizi avutabiliyorduk” diyor o günlerde maç bahanesiyle işkenceden kurtulan insanlar.

Arjantin finalde Cruyff’suz Hollanda’yı uzatmalarda 3-1 mağlup ederek ilk kez Dünya Kupası’nı kazanmıştır. Tarihi acılarla, katliamlarla, darbelerle geçen bir ülkeyi o yıl, “Tango” adında bir futbol topu kısa süreliğine uyuşturmuş, afyon görevi görmüştür.

Ve sonra her şey bitmiştir. Acılar devam etmiştir. Ve 1978 yılından itibaren her Cumartesi günü, çocuklarından haber alamayan anneler toplanarak eylem yapmıştır Buenos Aires’te. Çünkü cunta sırasında öldürülen 30 bin insanın çoğunluğu idam edilmemiştir. Ansızın kaybolmuştur.

İzmir'den Trabzon'a 1976-77 / 2016-17

Aslında her şey İzmir'de başlamıştı... 

Baharın güzel bir günü Kordon'da yürüyüş yapar, sıcak taze midye dolması yiyip deniz meltemlerine karşı saçların savrulurken çiğdem çitlersin. Tarifi edilen, İzmir'de bahardan bir gündür. Fakat 1976 Nisan'ı sadece bu kadar güzel değildir. Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde şampiyonu belirleyen maç Göztepe ve Trabzonspor arasında Alsancak Stadyumu’nda oynanır.

Yeni Trabzonspor

Trabzonspor 2 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla 49. yılını kutladı. Geçen süre zarfında 1'i gasp edilmiş olmak üzere 25'in üzerinde kupa kaldırdı. Sayı belki iyi gibi görünebilir ama son 20 yılda sadece bir elin parmakları kadar bu sevinci yaşayabildiğimizi düşününce; ortada kısa dönemde elde edilen ciddi başarı ve uzun dönemde geçmişini arayan "bozuk psikolojili" bir kulüp yapısı görmüş oluruz

1998’den, 2016’ya Fransa - Akçaabat Hattı

1998 Dünya Kupası'nda başlayan hikaye bugüne geldiğimde, öncesine nazaran birazcık duygu eksikliği ile olsa da hala bir parça tuhaf, acayip hatta şimdi adlandıramadığım heyecana ait.

Komiksiniz ama Güldürmüyorsunuz!

Bu yazı yaklaşık 5 yıldır devam eden, kararları itibarıyla sürüncemede kalan toplum ve kamu vicdanı tarafından aklanamayan şike davasına küçük bir ahşap pencere niteliğindedir.

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 2