Kesişen Tesadüfler

Hayatımızdaki tesadüfler sonucu yollarımız kesişebiliyor. Dünya gerçekten küçük. Her şerde bir hayır var. Aklınıza gelen başınıza gelebiliyor. 2 Ağustos ve daha nicesi şu tek fotoğraf karesinde ortak payda bulabiliyor kendisine.

Bir gün evde televizyon izlerken tesadüf eseri rastladığım eğlence programına takılıyorum bir an. Bir konuk çağırmışlar programa, ilk defa görüyorum, haliyle tanıyamıyorum. Halbuki kendisi Tayvan'ın en ünlü komedyeniymiş, hatta ünü Uzak Doğu ülkelerinin bir çoğuna ulaşmış, daha da ilginci bu adam bir Türk'müş yahu bildiğin Türk! Sen kalk Türkiye'den Tayvan'a git ve oranın en meşhur komedyeni ol, oyunculuk, televizyon programcılığı yap, iki tane Çince kitap yaz falan. Film senaryosu olsa "yok artık" der filmi yarıda bırakıp kanal değiştirirsiniz, öyle bir hikaye.
Bu programın ardından meraklandım, internette bir iki ufak araştırma, program videolarını izlemeler derken hikayenin kahramanının twitter hesabını takip etmeye başladım.Arada twitlerinde yorumlaştığımız oluyordu. Yaptığı çalışmalar ile ülkemizi Uzak Doğu'da çok iyi şekilde temsil ettiğini ve tanıttığını gördüm. Denk geldiğim televizyon programı sonucunda ilginç bir hikayeyle tanışmış oldum.
Bundan çok sonraları ,başka günlerden bir gün horon ekibinden can dostum, suç ortağım Samet'ten aldığım bir haberle bir yandan sevindim, bir yandan da kısa bir süre dahi olsa yanımızda olamayacak oluşuyla bir üzüntü yaşadım fakat O'nun eline geçen bu fırsatın ihtimali bile büyük bir sevince sebep olmuştu bizlerde.
Can dostum Samet bir tarih öğretmeni. Yıllarca üniversitedeki derslerine yoğun emek harcadı, derslerinde elde ettiği başarı ile yüksek lisansa geçiş yaptı. Bir yandan da öğretmenlerimizin baş belası olan KPSS ile boğuştu. Özellikle yakın arkadaşları olarak bizler şahidiz, tırnaklarıyla kazıya kazıya bu yolda ilerledi fakat tarih kokan bu topraklar, tarih öğretmenlerine elli kişilik atama kadrosunu bile çok gördü,bir çok tarih öğretmeni gibi emeklerinin karşılığını alamadı Samet.
Bizleri sevindiren şuydu; ülkemizin gerçeği ile yüz yüze bırakılan birçok genç gibi O da emeklerin boşa gittiği bir döngü içerisinden kendisini artık sıyırabilecekti. Bölümdeki hocasının tavsiyesi üzerine, yurt dışındaki dil eğitimi mülakatlarına katılması için seçilen öğrenci Samet olmuştu. Sonunda KPSS'den atanamayışının bir hayrını görmüş, hayatının seyrini değiştirecek bir kapı aralanmıştı önünde.
Biz her şerde bir hayır vardır diyorduk bu duruma, gideceği topraklar ise;her iyiliğin içinde bir kötülük,her kötülüğün içinde bir iyilik var demişlerdi. Uzak Doğu'nun Samet'e açılan kapıları O'nun karanlığını aydınlatan ışık olmuştu, sözünü ettiğim yin-yang felsefesindeki siyahın içindeki beyaz gibi.
Samet Uzak Doğu'ya gitme ihtimalinden bahsetmişti bana. Hani uzak bir şehre öğrenci yakınınızı gönderirsiniz, eş dost kim vardı diye arayış içerisine girersiniz yakınınıza destek olması için,ama Samet'in gideceği yer öylesine uzaktı ki kimi bulabilirdim O'na destek çıkması için. Bunların ardından aklıma ilk gelen şu oldu; Samet'in gideceği ülke Tayvan olursa, meşhur komedyenimize ulaşsak bizimkiyle tanıştırsam onları, Samet'in de komedyenlerden eksiği yok zaten, en azından orada yanında olabileceği birisi olur diye düşündüm.
Aklıma gelen başımıza geldi ve Samet'in gideceği ülkenin Tayvan olacağı belirlendi, tesadüfler bir birini takip ediyordu sanki.
Bu süre zarfında cebimde biriken başka tesadüfler de vardı. 
Günlerden bir gün, yeşil sahalarda güzel bir tesadüf gerçekleşti ve iki şehir takımı çekilen kura sonucunda UEFA Avrupa Ligi maçlarında karşı karşıya geldi. Sadece gök mavisi renk değildi onların benzer yanı, tutkulu taraftarları, kendi liglerinde gerçekleştirdikleri devrim niteliğinde başarılar onları ortak kıldığı gibi bir çoğundan da farklı kılıyordu.
Nihayetinde denizin çocukları Trabzonspor ve Napoli karşı karşıya geliyordu. Bu günlerde Tayvan'ın en meşhur komedyeni, Trabzonspor'a destek mesajlarını yazarken,kendisinde büyük takımlardan sadece Trabzonspor formasının olmadığını attığı bu destek twitlerinde belirtiyordu. Bu benim hafızamda yer edinmişti. Samet'in Tayvan'a gideceği kesinleşince yapmamız gereken ilk şeyin kültürümüzü tanıtan ve Samet'in Tayvan hikayesinde bizlere ilgi gösteren bu ünlü komedyene Trabzonspor formasını ulaştırmak olduğuna karar verdik.
Cebimde taşıdığım diğer tesadüf 2 Ağustos'tu. Farklı yıllarda olmak üzere bu tarihte dünyaya iki değer geldi ve bu iki değer dünya üzerinde ulaşabildikleri her yerde Türkiye'yi insanlara tanıttı,Türkiye'nin sporuyla,sanatıyla, kültürüyle var olduğunu dünya insanlarına hatırlattı. Bana sorarsanız 2 Ağustos Türkiye'yi Dünya'ya Tanıtanlar Günü olarak belirlenmeli, çünkü o gün Trabzonspor ve Uğur Rıfat Karlova dünyaya geldi.
Anladığım kadarıyla tesadüfler dünyadan çok daha büyük...
Son söz olarak şunları söyleyeyim; Türkiye'den Tayvan'a bin selam olsun, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi “ülkesini en çok seven, işini en iyi yapandır”. Fotoğrafta görmüş olduğunuz bu iki kişi ülkesini çok seviyor.