Hill'in Ardından

Tüm gözler çıkış kapısına kilitlenmişti. Herkes, maçta tribüne gönderilen İmparator (!) Terim’in ne söyleyeceğini merakla bekliyordu. Faryap yaparak geldi kameralar önüne...

Peki, ne dedi Sinyor? Hiçbir şey.. Geçen yıl bu zamanlar, yine futbol iktidarlığı için ayak oyunları oynanmaya başladığında ince bir bilek hareketiyle “konuşurum” demişti.. Hala bekliyoruz(!) Futbol bu, yani ayak oyunu(!) “40 yıldır hizmet ediyorum futbola” dedi sinyor, neyin ne olduğunu biliyor yani(!) Sıçan zehri gibi istatistiklerden başka neler kayıt altında o yıllardan(!) Neler değil ki.. Neyse geçelim bir kalem..  

Cuma akşamı Trabzon Kürsüsü’nün düzenlediği “Şifre:Şike” panelinin konuğuydu Jan Hauspie ve Declan Hill. Art arda sahne aldılar. Neyse ki yasaklı cümleler kurmadıkları için Kol’cular götürmedi bizi, hakkımızda “panele katıldılar” tutanağı tutulmadı. Oysaki ortam çok müsaitti. Panele katılan herkes birbirini tanıyordu, ama simaen  ama yakinen.. “Organize işler bunlar” diye en alasından bir zabıt ile toplanabilirdik Kol’cular tarafından. Çünkü o kadar organizeydik ki, Hill’in kulaklığını on dakikada ancak takabildik. Onu da ters taktık.

Hauspie aldı sazı eline ilk olarak. Bildiğimiz türküleri çaldı bize.. Hatta gururumuzu bile okşadı. Ben sekiz yıldır “şike” ile uğraşıyorum Belçika’da hala elimde bir şey yok, siz bir yılda mahkeme kararı çıkartmışsınız, şike yapıldığına dair. Nasıl keyiflendik. En pahalı benzinden sonra en hızlı mahkeme kararımız olduğu için.. Ama bizim gibi Hauspie de anlamamıştı dokuz aydır neden bekleniyordu bu kararın uygulanması için(!) Dokuz doğurmak deyiminin sağlaması yapılıyor sanırım..

Declan Hill sahneye çıktığında “futbol ya da tiyatro” dedi.. Türkçe dedi elin ecnebisi bunu.. Valla.. Şaşırdık önce, sonra deli gibi alkışladık. “Seçim sizin” dedi.. Futbol diye haykırdık, hatta bir arkadaşımız kendini kaybetti, “siyasetin bulaşmadığı futbol” diye bağırdı avazı çıkığı kadar.. Birbirimize sarıldık... Hatta ağlayanlarımız da olmuş, ben görmedim ama hemen inandım söylenene. İnanılacak gibiydi ortam çünkü..

“Ben futbol için hayatımı tehlikeye attım” dedi Hill. Hayatımı boş bir iş için tehlikeye atmak istemiyorum, bu yüzden futbol için savaşıyorum. Siz de bunun için savaşıyorsunuz. Bu yüzden buradayım dedi.. Herkes hayal âlemine daldı. O sıra bir gümbürtü koptu. Savaş tamtamları çalıyor sandık. Allah Allah nidalarıyla hücuma kalkan arkadaşlar zor sakinleştirildi. Malum, KTÜ’nün altı havalimanı, uçak geçiyormuş. Kısa sürdü heyecan.

Declan Hill, dünyada futbolun içinde büyük bir yolsuzluğun olduğunu söyledi.. Gerçi o sporun dedi ama. Ben futbolun spor olduğunu kabul etmiyorum. Spor sağlıklı insanların yaptığı bir eylemdir. Hepimiz akıl sağlığını yitirdiği için, futbol da spor olmaktan çıkmıştır. Bu yolsuzluğun Asya’dan Avrupa’ya doğru görünmez bir hat üzerinden yayıldığını söyledi Hill. Neredeyse bütün ülkeleri saydı, Fransa yoktu aralarında sanırım! Hızlı bir şekilde anlattıkları, durum tespitiydi.. Peki, “ne yapacağız” sorusunun cevabı değildi.. Çünkü adamın işi bu. Sorunu çözmek değil, sorunu ortaya çıkarmak. Yani şike olmazsa Declan Hill de olmaz. En azından, Cuma gecesi Trabzon’da olmazdı.. Şike yok edilmeyeceği için Declan Hill popülerliğini bu mecrada devam ettirecektir. Eğer şike gerçekten önlenmek istenseydi; 2022 dünya kupası temmuz sıcağında Katar’da oynatılmazdı!

Futbol bir spor değildir evet. Futbol güçsüzün güçlüyü yenebilmesinin bir pratiğidir. Yoksa yıllık kazancı binlerle milyonlarla ifade edilen birinin rakip filelere bıraktığı bir top için, onun kazancını rüyasında görse dudağı uçuklayacak biri tarafından delice alkışlanması aptallıktan başka bir şey olmasa gerek.

Cuma akşamı Trabzon’da konuşan, hem Jan Hauspie hem Declan Hill, bize bilmediğimiz şeyleri söylemedi. “Siz haklısınız” dediler. Onların oraya getirilmesi büyük bir eylemdir. 3 Temmuzdan beri süre gelen bu oyunda ustaca yapılmış büyük bir hamledir. Evet o salon dolmamıştır bu en fazla romantik bir bıkkınlık yaratır. Ama Hill’in o sahneye çıkması birilerini derinden sarsmıştır. Amaçlanan da budur.. Trabzon Kürsüsü’ne bunu sağladıkları için çok teşekkür ederim. Tarihin çektiği fotoğrafta gözleriniz kapalı çıkmayacak..

Sahi Sinyor Terim adalet mi demişti? Bekliyoruz…

Biz kırıldık daha da kırılırız/ Kimse dokunamaz suçsuzluğumuza(*)

(*) Cemal Süreya