Hayatın En Güzel Çığlığı: GoooooooL!

En evrensel  sevinç nidası nedir? Evrensel bir nida herkeste nasıl farklı karşılık bulur? İşte böyle: “GooooooL!”

Arnavut kaldırımlı sokak aralarında oynadığımız mahalle maçları…

Yokuş yukarı sürdüğümüz toplar…

Ağabeylerimizin maçlarına “gudalis” diye giren bizler…

Hem kaleci hem oyuncu olan yine bizler…

Kaledeyken Şenol, koşarken Gökdeniz, topun başında Hami olan yine bizler…

Kimi zaman genç bir kızı sever gibi tutkuyla, aşkla… Mahalle kızlarına forsumuz olsun diye çok yaraladık dirseklerimizi “demi vole” vururken topa…

5’te haftaym 10’da biter maçların son golüyle “kim birinci içecek” diye koştuğumuz çeşmeler…

Kolasına yapılan maçlar…

Terli terli içilen sular…

Analarımızın maç sonu hazırladığı ekmek araları…

Sonra çıktık mahalleden..

Stad çevresini tattık önce.

Bozuk paralara sakız sattık,

Ahmet amcanın tükürük köftelerini tattık sonra tüm stad çevresini sarmış köfte kokusunu…

Futbolcumuzla birlikte yükseldik çoğu kafa topuna O vuramasa bile bizden çoktan vurmuştuk o topa turnikedeki ağabeylerle yaptığımız maç sonu pozisyon tartışmaları… Çok kez sarılmışımdır yan yana bilet almış olduğum için yan yana denk geldiğim, tanımadığım ve muhtemelen bir daha görmeyeceğim birine. Tek bir çığlıktır bunu bana yaptıran: “GooooooL”

 

Eve gittiğinde… Yatağına yattığında… Başına yorganını çektiğinde tek tek haykırırsın her GoooooooL sevincini sessizce…

Uyumadan önce aklına gelir Kazım’ın Bir haykırış bazen bir haykırıştan çok daha fazla anlam ifade eder.

Sanaydı abi bu GoooooooL” dersin…