Trabzonspor Kongrelerine ve Yönetimlerine Tarihsel Bir Bakış -3

Bir önceki yazımızda Trabzonspor’un son 40 yıllık tarihi sürecini yönetim anlayışı ve niteliği açısından Mehmet Ali Yılmaz öncesi ve sonrası diye ikiye ayırabileceğimizi söylemiştim.

Çünkü Mehmet Ali Yılmaz öncesi Trabzonspor daha çok Trabzon merkezli yönetimlere, kökünü Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerden alan futbol kültürü ve bilgisine, amatör ruha, halktan toplanan bağışlara, sokak aralarına dayanıyordu. Fakat onunla birlikte kulüp “para-güç-tek adam” odaklı bir yönetimsel anlayışa yöneldi. Trabzon futbolunun beslendiği ana damar olan amatör ruh “İstanbul’a öykünülerek” kontrolsüz kapitalleşmenin çarklarına kaptırıldı. Mustafa Günaydın’la başlayan ve Mehmet Ali Yılmaz’la kanıksanan İstanbul merkezli yönetim “yönetici-futbolcu” , “yönetici-taraftar” ve “yönetici-kent ruhu” ilişkilerini zayıflattı. 

 Trabzonspor’un efsane dönem sonrası şampiyonluklardan mahrum olarak geçirdiği uzun yılların nedensel kodları 1980-1988 yılları arasında yatmaktadır. Çünkü efsaneyle günümüz Trabzonspor’unu birbirinden ayıran temel olgular ve olaylar bu dönemde gerçekleşmiştir. Bu dönemden günümüze değin kongre süreçlerinde ve kulüp politikalarında yaşananlar ise bu eksen ve ruh kaymasının tekrarı niteliğindedir. 

Futbolun gittikçe daha pahalı bir rekabeti gerektirmesi Trabzonspor’u 1970’li yılların ortalarından itibaren zorlamaya başlamıştı. 1. Lige yükseldiği sezonda Trabzonspor’un efsanevi kadrosunun önemli isimlerinin 2. Lig liderliğini riske edecek biçimde giriştikleri boykot bu durumun boyutunu göstermektedir. Artık başkanların ve yöneticilerin kişisel mali katkılarına daha çok gereksinim duyulduğu dönemlere gelinmiştir. Tam da bu dönemlerde “Ulusoy” ve “ Dedeoğlu” nun Trabzonspor üzerinde ağırlıklarını kaybetmeleri rastlantı değildi. Ulusoylar bu maddi külfete girmekten kaçınırken Dedeoğlu ise gelinen ekonomik büyümeyi yönetecek güçten yoksundu. İşte bu dönemde Şamil Ekinci elini taşın altına koymuş ve neredeyse mali olarak kulübü tek başına sırtlamıştır. Fakat diğer yöneticilerin onu yalnız bırakması ve futbol ekonomisinin her yıl katlanarak İstanbul’la rekabeti zorlaştırması onunda dayanma limitini zorlamış ve sonunda başkanlıktan çekilmek durumunda kalmıştı. 

Bu süreçte ıskalanan en büyük gerçek ise İstanbul ile “para” merkezli bir yarışın uzun süre mümkün olamayacağıydı. Çünkü birikime dayalı olarak katlanarak devam eden İstanbul burjuvazisinin zenginliğine karşı Trabzonlu iş adamları nereye kadar dayanabilecekti. Trabzonspor son 6 yılın 5 yılını şampiyon 1 yılını 2. likle ve diğer birçok kupayı da müzesine götürerek bitirmişken 1981 olağan kongresinde Mustafa Günaydın’ın Trabzonspor’u Real Madrid, Liverpool yapacağız, kulübe kişisel olarak 20 milyon aktaracağım, futbolcu satarak değil yatırım yaparak sürekli gelir sağlayacağız vaatleriyle yönetime aday olması kısa sürede yaşanılan büyük fırtınanın yarattığı şehvetin iz düşümüydü. 

Mustafa Günaydın döneminde 1 puan farkla şampiyonluk Beşiktaş’a kaptırılınca, olağanüstü kongreye gidildi . Dönemin en etkili yerel yayın organı Karadeniz gazetesi halkın nabzını tutmak için çeşitli meslek kollarındaki vatandaşlara yönelttiği sorularda manavından tamircisine kuyumcusundan diğer esnaflara kadar herkes kulübün İstanbul’dan yönetilemeyeceğini, başkan Günaydın’ın vaatlerini yerine getirmediğini sadece bir kişinin omuzlarına yüklenen mali külfetle işin altından kalkılamayacağını, tüm yöneticilerin taşın altına ele koyması gerektiğini ve eskiden olduğu gibi kitlelerin desteğini almak gerektiğini söylüyorlardı. Onlara göre kulüp İstanbul’dan telefonla yönetilemezdi ve yeni başkanın Trabzon’dan olması gerekiyordu. (1) Fakat ironik bir şekilde 2 Ekim 1982’de yapılan kongreyi İstanbul ‘un etkili Trabzonlu zenginlerinden İbrahim Cevahir’in listesi kazanır ve Cevahirlerin desteğiyle Mehmet Ali Yılmaz Trabzonspor’un başkanlığına getirilir. Bu arada tüzük de değiştirilerek olağan kongrelerin 2 yılda bir yapılması kararı çıkartılır. 

 

                               

Başkanlığının ilk yılında şampiyonluğu 2 puan farkla kaçırır Trabzonspor, ama ikinci yılında, 1983-84 sezonunda şampiyonluk gelir. 1984 Ocak ayında yapılan olağan kongre öncesinde yöneticiliğe artan rağbet bazı kesimler tarafından “paralı başkan “ın yarattığı mıknatıs etkisi şeklinde yorumlanmıştır. Zira Trabzonspor ekonomik kaygılarından biraz olsun uzaklaşmış olarak görülmekteydi. Bununla birlikte Trabzonspor tesislerinin de temeli atılmış ve yapımı hızla devam etmekteydi. Yapılan yatırımlar ve şahsi karizması Mehmet Ali Yılmaz lehine büyük bir etki alanı yaratmıştı.Bu aynı zamanda Trabzonspor’un kitlelerden kişilerin omuzlarına yüklenişinin de miladıydı. Zira bu kongre döneminde Mehmet Ali Yılmaz “ Beni Bir Daha Bulamazlar”, “Muhalefet Kabul Etmem” demeçleriyle gazetelere manşet oluyordu. (2) Hikmet Onur, Faruk Özak, Mazhar Afacan gibi isimlerin yer aldığı listesiyle yeniden başkanlığa seçilen Mehmet Ali Yılmaz Trabzonspor’un geleceğinin kendisine bağlı olduğunu şu sözleriyle ilan ediyordu: “ Trabzonspor’u amaçladığım büyüklüğe kavuşturana kadar görevde kalmaya kararlıyım”. (3)

1986 kongresine gelindiğinde Mehmet Ali Yılmaz Fırtınası “ekonomik” anlamda devam etmekteydi. Fakat bu rüzgarın sportif karşılığı dinmişti. 1975’den itibaren 9 yıl boyunca ya şampiyon olmuş ya da liderin en fazla 2 puan gerisinde ligi tamamlamış Trabzonspor 1984-85 sezonunda ligi liderin 8 puan gerisinde 3. Olarak tamamlıyordu. Ama Trabzonspor’un geçirdiği zihniyet değişiminin asıl sonucu 1985-86 sezonunda şamar gibi patlayacaktı “para odaklı zihniyet” in yanaklarında: İlk 8 maç ve sıfır galibiyet....Bu bir hezimetten öte tüm Trabzonspor camiasında yeni sorgulamaları beraberinde getirmişti. Mustafa Günaydın bile yanlışın nerede yapıldığını fark etmeye başlayarak 1986 kongresi öncesinde şöyle söylüyordu : “ Halktan soyutlanmamış, tamamı Trabzon’dan oluşmuş bir teknik kadro ve öze dönük bir Trabzonspor istiyoruz.” (4) Eski başkanlar Trabzonspor’un bu manevi temellerinin yok edilişine daha fazla dayanamayarak yeni seçilecek yönetimi açıkça uyarıyordu: “ Pahalı transferlerden kaçının” . Yine Eski başkanlardan Salih Erdem ve Celal Ataman’da Trabzonspor’un kendi öz değerlerine geri dönmesi gerektiği konusunda uyarılar yapıyorlardı. 

1986 Kongresi ibretlik tartışmalarla doludur. Trabzonspor’un efsanevi kadrosunun neredeyse tamamen sahneden çekilmesi ve 1980 sonrası uygulanan bilinçsiz politikalar yabancı teknik direktör ve futbolcu arayışlarını da gündeme getirmişti. Kaya Çilingiroğlu’nun babası İÜ Tıp fakültesi profesörü Hüseyin Kaya Çilingiroğlu’nun şu sözleri “futbol kültürü ve bilgisinden yoksun” Trabzonlu İstanbul elitlerinin süreci nasıl yanlış okuduklarının resmi belgesi niteliğindedir: “ Trabzonspor doğru yolda, Trabzon yatsın kalksın Mehmet Ali Yılmaz’a dua etsin, Trabzonspor’a yabancı teknik adam şart”.(5) 

                              

 

Son iki sezondur yaşanılan büyük düşüş Mehmet Ali Yılmaz’ı kör bir hırsın içine doğru sürüklüyordu. “Hedefim Trabzonspor’u bilgide, görgüde ileriye götürmek” diyerek aslında görgüsüzlüğün en büyüğünü yapan Mehmet Ali Yılmaz bunca yaptığı harcamalara rağmen başarıların gelmeyişinden duyduğu öfkeyle efsanevi dönemlere bile çatmaktan geri kalmıyordu: “ 1982’den öncekiler ne yaptı?”.... 

Sadri Şener’inde içinde olduğu tek listeyle gidilen seçimde yeniden başkanlığa seçilen Mehmet Ali Yılmaz’ın kongrede sarf ettiği şu sözler onun futbola bakışındaki çarpıklığı tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu: “ 1975 yılının kadrosu bende olsa Avrupa çapında bir takım olurduk. .. Ben nerden bileyim aldığım yabancı futbolcunun ve teknik direktörün başarısız olacağını, bana al dediler aldım... Bana futbolcu söyleyin alayım, bana bir takım söyleyin bordo-mavi yapayım” 

Mehmet Ali Yılmaz’a göre Trabzonspor doğru yoldaydı ama bu sözlerin söylendiği sezonu Trabzonspor 7. sırada ve liderin 19 puan gerisinde tamamlıyordu. Bir sonraki sezonda, 1986-87’de ise ligi 4. bitiren Trabzonspor 1987-88’i ise 6. Sırada ve lider Galatasaray’ın 33 puan gerisinde kapatıyordu. 

1988 kongresinde Mehmet Ali Yılmaz aday olmuyordu ama ona göre “ortada başarısızlık yoktu”. Hatta Trabzonspor’a itibar getirdiğini ve onu 4. büyük yaptığını söyleyebilecek kadar egosunda tamamen kaybolmuş Mehmet Ali Yılmaz yerini Mazhar Afacan’a bırakıyordu. Mazhar Afacan’da kimsenin rağbet göstermediği seçime tek listeyle girip başkanlığa gelirken “eski günlerimize geri döneceğiz” kuru söyleminden öteye hiç bir plan proje hazırlamamıştı. İstanbul’da iş adamı olmak ve Trabzonlu olmak Trabzonspor başkanı olmaya yetiyordu...”

1-Karadeniz Gazetesi, 22 Eylül 1982

2- Karadeniz Gazetesi, 13-14 Ocak 1984

3-Karadeniz Gazetesi, 17 Ocak 1984

4- Karadeniz Gazetesi , 10 Ocak 1986

5- Karadeniz gazetesi, 12 Ocak 1986