Trabzonspor’un 7edisi; 7’nin Laneti

Çocukluğumuzda hayaller kuruyorduk, bir gün Avni Aker Stadyumu'nun çimlerine bordo-mavili formalar ile adım atacaktık. Tıklım tıklım dolu stadı gol sesleriyle ayağa kaldıracaktık. Mütemadiyen Trabzon'da futbola ilgi duyan her küçük çocuğun ortak hayaliydi bu. Bir gün Trabzonspor'da forma giymek…

Yine o günlerde bu ortak hayaller ile yaşayan çocukların ortak bir paydası daha vardı; 7 sırt numaralı forma.

Sebebi çok açık ve netti. Kendilerine benziyordu o formanın sahibi. Gençti, atikti. Durdurulamıyor, attığı goller ile Avni Aker'de başlayan sevinç çığlığı ülke genelinde yükseliyordu. Yani hayallerin kahramanı, yerinde olunmak istenen kişi O'ydu. Sanki Trabzon'da doğup büyümüş gibi benimseniyordu, sadece sahada değil, o zamanlar furya halinde yayılan televole programlarında da yüzümüzü güldürüyordu.

Derken buralardan ayrılarak, dünya futbolunun önde gelen takımlarından birisi olan Ajax'a transfer oldu. Birden Trabzon'daki mahalle maçlarında renk değişimi oldu, yedi numaralı bordo-mavi formayı sırtlarından düşürmeyen çocuklar, bu sefer yirmi dört numaralı kırmızı-beyaz formalarla topu kovalıyorlardı, fakat karşı mahallenin kalesine yaklaşınca yine O'nun ismi ağızlara geliyordu;

''Şota ! Şota gidiyor.Şota! Şota çalımını attı, Şota bir çalım daha ! Şota ! Şota kaleye baktı, vurdu ve goooolll Şota,Şota,Şota !!''

İşte benim denk geldiğim 7’nin laneti Şota'nın bu transferinden sonra başlayacaktı.

Şota'dan sonra o formayı uzun süre giyen ilk isim Vugrinec oldu. Sağ açıkta oynadığı oyun, attığı goller ve asistleri ile Trabzonspor taraftarlarının beğenisini kazanmadı değil, hala hafızalarda yeri saklıdır ama Trabzonspor'dan ayrılışı pekte iyi olmadı. Konu FİFA'ya, yetmedi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar taşındı.

7’nin laneti bizlere kendisini göstermeye başlamıştı.

İki binli yılların başında federasyonun yaptığı yeni düzenleme ile artık ligimizdeki futbolcular birden başlayarak, çift haneli rakamların sonuna kadar olan rakamlar arasından seçecekleri bir rakamı sezon boyu formalarında taşıyacaktı ve futbolcuların formalarında isimleri de yazacaktı. Artık eskisi gibi formalar isimsiz ve bir ile on sekiz arasında sınırlı değildi. Bu değişiklikten sonra 7 numaraya ismini yazdıran ilk isim Zafer Demiray olmuştu. Antalyaspor'da iyi bir çıkış yakalayan Demiray, büyük takımların dikkatini çekmiş, Trabzonspor'un gayretli tutumu ile bordo-mavili formayı giymiş ve Antalya'nın plaka kodu olan 07'yi sahalara uygun şekilde sırtlamıştı.

Kendisinden beklenti bir hayli büyüktü, fakat ilk sezon bu beklentiye karşılık veremedi.7’nin lanetinin farkına vardığından olsa gerek, ikinci sezon forma numarasını değiştirdi ve 37 numaralı forma ile sahada yerini almaya devam etti.

Zafer Demiray bu değişiklikten sonra çıktığı ilk maçta Beşiktaş'a gol attı, sanki işe yaramıştı bu değişiklik. İstanbul'da sezonun ilk maçında Beşiktaş'a gol atmak kolay bir durum değildi sonuçta. Fakat öyle olmadı, 7’nin laneti zehir olup damarlara karışmıştı bir defa, etkisi kaçınılmazdı.

Zafer Demiray'ın bıraktığı 7 numaranın yeni sahibi ise Zafer Demiray gibi benzer bir profil ile Gaziantepspor'dan transfer edilen Erhan Namlı olmuştu. O sezon Demiray'ın yerine 7 numarayı giyen Erhan Namlı için 7 numara etkisinden özellikle bahsetmeme gerek yok sanırım.O da nasibini aldı 7’nin lanetinden, beklentiyi karşılayamadı.

İşin ilginç yanı bu iki futbolcu da Trabzonspor'un ardından İstanbul takımlarına transfer olabildi. Bu onlara 7’nin lanetinin bir özrü olsa gerek. Lakin 7’nin lanetinin özrü, kabahatinden büyük oldu. İkisi de transfer oldukları İstanbul kulüplerinde tutunamadan Türk futbolundan kaybolup gittiler.

Erhan Namlı'dan sonra 7 numarayı alt yapıdan üst takıma yükselen Feridun Sungur giymişti. Kendisi bir varlık gösteremeden Trabzonspor'dan ayrıldı ve gezgin futbolcular kervanına katıldı. En azından Şota ile aynı numaralı Trabzonspor formasını giymeyi başarabilmişti, belki de hayaline kavuşan ilk Trabzonlu çocuk O olmuştu.

Kurt Van de Paar...

Kulağa çok karizmatik gelen bir isim, değil mi ? Bu ismin sahibi ağabeyimiz, ismine münhasır bir ağabeyimizdi. Kendisi futbolcudan çok bir rock grubu solisti simasına sahipti. Twente'de gösterdiği hatırı sayılır performansın ardından, Trabzonspor'un Belçikalı eski kalecisi Jean-Marie Pfaff'ın tavsiyesi ile orta sahaya ilaç olması için transfer edilmişti. Aslında bana sorarsanız iyi bir kumaşı var gibiydi, bende bıraktığı izlenim tekniğine hakim, ligimizde dikkat çekebilecek bir orta saha oyuncusu olduğuydu fakat sadece iki yada üç maçta oynayabildi. Ben Fenerbahçe maçında oyuna sonradan girişini hatırlıyorum. Unutmadan, tabii ki O da 7 numarayı seçmişti forma numarası olarak.

Hem kendi açısından, hem de Trabzonspor açısından hayal kırıklığı ile sonuçlanan hikayesinin ardından 7 numara el değiştirecekti ve artık güneş doğacaktı Trabzonspor'un 7'si için.

Bu güneş Trabzonspor'un yedisini karanlıktan aydınlığa çıkartmak için gelmişti sanki, etrafına ışık saçan aslan yelesi gibi saçları belki de bu yüzdendi.

 

Trabzonspor taraftarının gönlünde Şota'dan sonra en çok yer eden yabancı futbolcu O olmuştu belki de. Orta sahadaki mücadeleci oyunu, uzaktan şutları, Nedved'i andıran saçları, hırsı, Fatih-Gökdeniz ikilisini tamamlaması,her şeyiyle taraftarın gönlünde taht kurmuştu Miroslaw Szymkowiak. Trabzonspor'da çok durmaz, Avrupa'nın önde gelen liglerine transfer olur diye bekliyorduk, maalesef öyle olmadı.7’nin laneti en kötü yüzünü Szymek'e gösterdi ve O'nu sadece Trabzonspor'dan değil,futboldan da koparttı.

Sanırım 7’nin laneti, Szymek'ten öcünü böyle alıyordu,Trabzonspor'un 7’sini karanlıktan aydınlığa çıkartmasının bedeliydi belki de bunlar...

Hala Trabzonspor taraftarının içinde bir uhdedir Szymkowiak...

Daha sonra Şota'nın formasını giymek yine bir Trabzonlu çocuğa nasip olmuştu.

Trabzon Lisesi ile Dünya Liseler Arası Futbol Şampiyonası'nda dünya şampiyonluğu yaşayıp, turnuvanın gol kralı olan Ergin Keleş, A takıma yükselirken 7 numarayı tercih ediyordu. Anlaşılan 7’nin lanetini göremeyecek kadar toydu o dönemler. Sadece bir gol ile Trabzonspor kariyerini ve 7 numaralı formayı ardında bırakarak Anadolu takımlarının yolunu tuttu sezon sonunda.

Artık sanırım birileri 7 numaranın lanetini görmüştü ki, iki sezon nadasa bırakıldı 7 numara ve bu nadası iki yıl üzerine bozan isim Zafer Yelen oldu.

Transfer sezonlarında ismi büyük takımlarca anılan, şu an ile eş değer kılmak gerekirse, Hakan Çalhanoğlu'nun ilk çıktığı zamanlardaki popülaritesine benzer bir popülerliğe sahip genç bir futbolcuydu. Frikikten attığı gollerde mesafe tanımıyordu.

Trabzonspor'a transfer olduğunda önemli bir transfer hamlesi olarak değerlendiriyor, potansiyel sahibi bir oyuncu aldığımızı biliyorduk ancak bunun sahaya yansımasını hayal edemiyorduk, sonuç olarak göremedik de.

Uzun süren sakatlıklar sonucunda, yanlış hatırlamıyorsam hiç bir resmi maçta Trabzonspor formasını giyemeden Almanya'ya geri döndü, kariyeri bitme noktasına geldi. Kendisi Almanya'da dikkat çeken bir Türk yıldızı iken, şu sıralar Almanya'nın alt liglerinde futbola devam eden bir oyuncuya dönüşmüştü.

Nadas işe yaramamış, 7’nin laneti Zafer Yelen'in sağından atıp, solundan geçmişti.

Yelen'in ardından bu numarayı sahiplenen isim ise Murat Tosun olmuştu. Onun payına düşen ise Zafer Yelen'den farksız olmamıştı,o da 7 numaralı Trabzonspor formasıyla sahaya çıkamadı.

Yedi numaralı formanın Trabzonspor'da kendisine yer bulamaması işleri tersine mi çevirmişti acaba ? Artık 7’nin laneti etkisini yitirmiş miydi yoksa?

Öyle olmuş gibi gözüküyordu.7’nin garezi o sezon Trabzonspor'a değil de, sadece Murat Tosun'a idi galiba, çünkü işler gerçekten rast gidiyordu. İlk yarıyı dokuz puan farkla lider kapattı Trabzonspor. Şampiyonluğun en büyük adayı haline gelmişti, demek ki gerçekten 7 numaranın lanetinden sıyrılıyordu ama yine olmadı.

Sezon sonu kazanmış olduğu 82 puanla,Fenerbahçe ile eşit puana sahip olup,averaj sonucu ligi ikinci bitirmişti fakat 3 Temmuz’da patlak veren hadise ile işin aslının öyle olmadığı, Trabzonspor'un haklı şampiyonluğunun şike ile elinden alındığı gerçeği ortaya çıkmış,dünya üzerinde bu konudan haberdar olmayan kimse kalmamıştı.

Yani 7’nin laneti yeniden ortaya çıkmıştı Trabzon semalarında.

Bu sefer forma numarası laneti olmaktan çıkıp Trabzonspor'un 7. şampiyonluğuna ulaşmasına engel olan bir karanlık ele dönüşmüştü. 7’nin lanetinin taraftarın gönlündeki en ağır darbesi buydu artık.Szymek'in gidişi listede ikinci sıraya düşmüştü...

Bu karanlık sezonun ardından gelen sezonda, Murat Tosun yedi numaralı formayı bırakmamıştı. Yine forma giyme şansı bulamamış,devre arasında 1461 Trabzon'a kiralanmıştı.1461 Trabzon'un PTT Birinci Lig'e çıkmasında attığı goller ile önemli katkıları olan Murat Tosun sezon sonunda ise serbest bırakılmıştı.

Ertesi sezon 7 numaranın sahibi Bursaspor'dan transfer edilen Volkan Şen oldu.

İlk geldiği sezon Murat Tosun 7 numarayı aldığı için, kendisi o dönem kırk ve daha sonraki sezon ise seksen numaralarını seçmişti, belki de bu tercihlerinden vazgeçmemeliydi. 7’nin lanetinin radarına hiç girmemeliydi ama olan oldu, Trabzonspor'da ki son sezonunda 7 numaralı formayı seçti Volkan Şen.

Volkan Şen'in Trabzonspor kariyeri, sırtında 7 numaralı formasıyla, sahayı ağlayarak terk etmesinin ardından son buldu. Takıma olan katkısı, futbolculuğu yada performansı tartışılabilir ama bu şekilde ayrılışı Trabzonspor taraftarına ve Trabzonspor olgusuna tartışılmayacak düzeyde yakışmamıştı.

7’nin laneti,yıllar geçmesine rağmen bir türlü yakamızı bırakmıyor, kapanması zor yaralar açıyordu.

Yine yeni bir futbol sezonu başlangıcı söz konusu, twitterda vakit geçiriyorum. Ne göreyim, Trabzonspor'un gurbetçi futbolcularından Emre Güral profiline EG7 yazmış. Bunu gördüğüm an, artık O'nun bir Cristiano Ronaldo özentisi olduğuna emin olmuştum.

Birisi bizi bu zulümden artık bizi kurtarmalı. Şota'nın,Szymek'in ardından gün yüzü görmeyen Trabzonspor'un 7’sini artık üst düzey bir oyuncu giymeli ve eski günlerine dönmeli diye sızlanıyordum twitlerimle.

Dönüp bir baksanıza en son Szymek, geri kalanı ya kulübede, ya tribünde takıma eşlik etmiş. Emre Güral Trabzonspor'un 7’sinin sahibi olmamalıydı, bu kadarını bu bünye kaldıramazdı...

Ya çok temiz kalpliyim ya da birileri sesimi duydu ki korktuğum başımıza gelmedi. Emre Güral Trabzonspor'un 7’sini ancak twitter profiline yazdığıyla kaldı ve Portekiz liginin yaşayan efsanesi konumuna gelen Oscar Cardozo artık Benfica'nın değil,Trabzonspor'un yedisi olmuştu.

7’nin laneti Emre Güral'ı twitter profilinde yakaladı. Emre Güral Trabzonspor'un 7’sini daha forma numarası olarak seçemeden Eskişehirspor'a gönderildi. Trabzonspor'un 7’si ,artık kariyeri başarılarla dolu, büyük golcü Cardozo'ya aitti. Uzun bir aradan sonra layığını bulmuştu Trabzonspor'un 7’si.

Bir yandan sevinirken bir yandan da acaba diyordum. Acaba 7’nin laneti O'nu da bulacak mıydı ? Yoksa mahalle maçlarının yeni kahramanı Cardozo mu olacaktı? O da akla gelmeyecek bir sebepten ötürü bu şehirden mi ayrılacaktı? Daha sonra bunları düşünmeden Cardozo'nun takımımızda yer almasının tadını çıkarmalıyım diye düşündüm, evet evet bunu yapmalıydım ama nasıl olacaktı? Pekte mümkün gözükmüyordu bu.

Çünkü Cardozo sistemi sistemsizlik olan bir takıma gelmişti. Sanırım O'nun payına düşen 7’nin laneti buydu. Ne istediği pasları alabildi, ne de ortaları. Adamın şuta kafa atarak gol attığına şahit olduk (!) Buna rağmen yinede iyi denebilecek kadar bir gol sayısına ulaştı bugüne kadar.

Pardon bölüyorum ama fark ettiniz mi 7’nin laneti, yazımızda gelmiş olduğumuz bu kısıma kadar sadece bir kişiyi teğet geçmişti.

Ah ne teğet geçme ama ! Hem Trabzonspor'un 7’si olmuş, hem de Trabzonspor forması ile gol kralı olan ilk yabancı oyuncu unvanına sahip olmuştu. Ondan sonra 7 numarayı seçenler gün yüzü görememişlerdi.

7’nin laneti bunları Şota'nın yanına bırakmayacaktı. Trabzonspor tarihinin en kötü başkanı ve yönetim anlayışı ile Şota'nın yollarını kesiştirecekti.Kesişen bu yollar Şota için hayallerine doğru giden engebeli bir patika olurken, mevcut yönetim için ise düşmüş oldukları kaostan son bir kaçış yolu oluyordu.

Trabzonspor'un iş bilir yönetimi (!), Şota'yı takımın başına getirerek hem Süleyman Hurma ile uyumlu çalışan bir teknik direktör bulmuş olacaklardı, hem de tribünlere oynayarak taraftarın ve camianın baskısını azaltmayı hedefleyeceklerdi.

Hedeflerine ulaştıklarını düşünseler de evdeki hesap çarşıya uymadı. Çorap söküğü gibi bir birini takip eden olaylar, ilk olarak Makedonya'da patlak verdi. Takımda bulunduğu dokuz yıl boyunca hiç bir disiplin sorunu yaşamayan kaptan Onur'un, disiplinsiz hareketlerinde ötürü, kadro dışı bırakılığı söylendi, daha sonra kendisini toplaması için bir süre izin verildiği söylendi falan filan. Perşembenin gelişi, Çarşamba’dan belli ediyordu kendisini. Yine taraftarı yoğun bir karamsarlık kaplamıştı...

Şota o günü sosyal medya adresinde aktif olarak geçirdi. Kendisine gönderilen twitleri retwit etti, hakaretler yada olumsuz eleştiriler de olmak üzere.Ardından geceyi kendi yazdığı şu twit ile bitirdi; ''Shotadan zaral olmaz.

Öyle de oldu, Şota'dan Trabzonspor'a zarar gelmedi. Takımdan gönderildiğinde, hak etmiş olduğu alacaklarını talep etmeyerek ayrılmıştı. Gönderiliş sebebi ise Temel fıkrası tadındaydı.

Faruk Özak ve Trabzonspor'un eski yöneticilerinin bulunduğu bir yemeğe katılan ikizi Arçil'in,Şota sanılması, Trabzonspor'un 7’sinin, Trabzonspor'un evladı olarak geldiği yuvasından,Faruk Özak'ın adamı olarak gönderilmesine sebep olmuştu.

7’nin lanetinden Şota'nın payına düşen bu olmuştu. Şota'nın Trabzonspor sevgisini sömüren, 1967 yılından beri gelmiş geçmiş en basiretsiz yönetim ve kulüp başkanıyla, teknik direktör olarak muhatap olmuştu. Ne diyelim, Allah Şota'ya başka dert vermesin.

Elimizde hala bir adet daha Trabzonspor'un yedisi var. Görünen o ki, 7’nin lanetinden henüz tam manasıyla nasibini alamadı. 7’nin lanetinin son zamanlarda O'na da diş göstermeye başlamasından da anlayabiliyoruz bunu.

 

Sen kalk, Portekiz Ligi'nde, Avrupa'da o kadar başarılar elde et, gol kralı ol, sonra Trabzon'a gel, Trabzonspor'da görev yapan antrenör seni alt yapıdaki oyuncuyu ile kıyaslasın ve alt yapı oyuncusunu sende üstün bulsun, sonra da o hoca takımın başına konsun. Ben çok merak ediyorum, acaba Fatih Tekke için Zenit'te buna benzer bir cümle kuran bir antrenör olabilmiş midir ? Bu absürt durumu, kıyası bir tek sebep açıklayabilirdi; 7’nin laneti. Görünen köy kılavuz istemiyor, Cardozo ile 7’nin laneti arasındaki üçüncü tur pek yakında bizlerle olacak.Önce Bosingwa,daha sonra da Constant ile ardı ardına gelen sözleşme fesihleri Cardozo'yu da Trabzonspor'un 7’sinden ayıracak gibi gözüküyor.

Bunca yaşanandan sonra, benim önerim, 7 numara hem 7’nin lanetinden ötürü, hem de 2010-2011 yılında elimizden alınan 7.  şampiyonluğumuza ithafen müzeye kaldırılmalıdır. Belki üzerimizdeki kara bulutlar bir nebze olsun dağılır, kim bilir belki güneş görür yüzümüz.

Temiz futbol paydaşları sizi unuttum sanmayın, Trabzonspor'un 7’sii olur da, İHO'nun yedisi olmaz mı ? Tabi ki hayır ! İHO'nun da 7’si var...

Temiz futbol paydaşları için kronolojik sıraya göre geliyor;

İHO'nun 7’si;

Özkan Sümer, Tolunay Kafkas, Fatih Tekke, Ünal Karaman, Mustafa Reşit Akçay, Hami Mandıralı, Şota Arveladze.