Emre Belözoğlu ve Görünmez Pelerini

Emre Belözoğlu’nun sportif başarı portföyüne baktığımızda karşımıza oldukça parlak bir kariyer ile çıktığını söylemek mümkün. Başarısızlığın bir sportif kültür gibi algılandığı Türkiye’de, bir Türk futbolcu olarak futbol başarılarının zirvesini görmüş bir isim zira. Galatasaray’ın şaşaalı dönemlerinde şampiyonlukları yaşayıp bir de UEFA Kupası kaldıran Emre Belözoğlu, ardından İtalya’da Inter ve İngiltere Premier Ligi’nde Newcastle United kulüplerinin formalarını da giyer. Bu sürelerde A Milli Takımı ile 2002 Dünya Kupası ve 2008 Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülük yaşar. Futbolcunun son adresi Türkiye Ligi’nde bir başka şampiyonluk adayı Fenerbahçe olur. Fenerbahçe ve A Milli Takım kaptanlığı yapar.Tüm bu kronolojide akranlarının kat be kat üzerinde başarılar görmek mümkün. Üstelik bu kronoliye bakıldığında Emre Belözoğlu’nun futbolculuk yeteneklerinin de tartışılmayacağı gerçeği ortada.

Galatasaray formasında genç oyuncu sıfatıyla sahalarda arz-ı endam eden Emre Belözoğlu sahadaki tekniğinin yanında fazlaca öne çıkan hırsıyla da göze çarpıyordu. Bu hırs ve agresiflik ilk olarak Fenerbahçe tribünleri ile olan iletişiminin hayli uç bir noktada seyretmesine neden oluyor daha sonraları ise çeşitli vesilelerle Trabzonspor tribünleriyle restleşme yaşıyordu. Galatasaray taraftarından futbol sahalarında yaptığı katkı nedeniyle tam destek alan genç, iyi, ancak aşırı hırslı ve kızgın adam diğer takım taraftarlarının gözünde ise tam bir düşman nokta olarak beliriyordu.Futbol sahaları ani değişimlerin ve dönüşümlerin en sık rastlandığı alanlardır sözü tarihte bir Emre Belözoğlu vakasıyla yine doğruluğunu ispatlıyor, orta sahadaki büyük partneri Okan Buruk ile Inter macerasına habersiz giren Emre Belozoğlu’na bu sefer Galatasaray camiasından büyük bir nefret yöneliyordu.Kariyer basamaklarını hızla tırmanmakta olan genç Emre'nin Inter macerasında işler pek yolunda gitmiyordu ama.Emre bazen sakatlık, çoklukla da yıldızlar topluluğu kimliğindeki Inter’de diğer oyuncuların gölgesinde fazla forma şansı bulamıyordu. Bu sportif başarıya ara durak noktası olan Inter macerası sonlanacak gibiydi ve sonlandı da. Ancak yetenek olarak, üstün meziyetlere sahip olan Emre Belözoğlu yine iddialı bir ligin iyi takımlarından Newcastle United’a gidiyordu. Ada macerası nispeten daha başarılıydı. Sıklıkla forma giyerken, Newcastle’da nispi başarılar da yakalıyordu Emre Belözoğlu. Ama adada da sportif yeteneğini gölgede bırakacak işlerle gerginlik yaratmaya başlamıştı. Saha içindeki hırsı bir şekilde Premier Lig standartlarında tolere edilebilen Emre Belözoğlu, ırkçılık ile suçlanıyodu bu sefer. Everton’lı Joseph Yobo’ya – ki kendisi şimdi Fenerbahçeden takım arkadaşı – ve Watford forması giyen Al Bangoura’ya karşı ırkçı içerikli hakaretler yüzünden Premier Lig’de sancılı bir dönem onu bekliyordu. Bu suçlamalardan bir türlü aklanamayan Emre Belözoğlu’nun adadan ayrılma vakti gelmişti anlaşılan.

 

 

Ve nihayetinde Avrupa macerasını sonlandıran Emre Belözoğlu tüm spor kamuoyunu şaşkına döndürerek Fenerbahçe ile imzaları atıyordu. Bu sportif şaşkınlık, Emre Belözoğlu’nun açıklamaları ile dalga dalga büyüyordu. Emre'nin  "gönlüm en başından beri sarı lacivertli renklerden yanaydı" sözleri, daha önceden kırgınlığını yüksek sesle dile getiren Galatasaray camiasından öfkenin daha net yükselmesine sebep oluyordu.Bu arada Milli Takım ilerleyişinde de olaylardan uzak durmuyordu. Türk futbol tarihinin karanlık gecelerinden olan Türkiye-İsviçre mücadelesinde, rakibi sakatlamaya yönelik durdurma taktiğinin baş uygulayıcılarından oluyor, o gece Türk Milli Takımı’nın hoca ve antrenörü ile beraber rezilliğinin baş kahramanlarından biri oluyordu. Anlaşılan en başından beridir var olan yapı, giderek büyüyen bir canavara dönüşüyordu. Bir spor yazarına "Senin bıyıklarını…" şeklinde tehditler yönelten bir Milli Takım antrenörünün başkahramanlarından birisi olan Emre Belözoğlu içindekiyle, öğrendiğini birleştirerek başka bir spor yazarına, üzerinde Türk Milli Takım forması varken, kolunu gösterebiliyordu. Bu bir futbolcuya, hele ki bir milli futbolcuya, hele ki milli takımın kaptanlığını taşıyan bir futbolcuya hiç ama hiç yakışmıyordu. Ama Türk spor kültürü, bekleneni yapıyor Emre Belözoğlu’nun bu tutumuna karşılık ses çıkaramıyordu.O dönem özellikle Milli Takım’da yaşanılan olaylarla anılmaya devam ediyordu Emre Belözoğlu. Gökdeniz Karadeniz ile yaşadığı kavgadan sonra karakter uyuşması nedeniyle Gökdeniz Karadeniz’e Milli Takım’ın yolunu kapatma gücünü de ele almıştı (!) Milli Takım’da bile bir türlü dizginlenemiyordu Emre Belözoğlu. Güney Kore ile yapılan dostluk maçında kasti sertlikten kırmızı kartla dışarıya alınırken teknik direktör Hiddink’i bile şaşkınlığı uğratıyordu. Ama bu şaşkınlığın geçici olduğu daha sonra ortaya çıkıyordu. Görülmez bir pelerin Emre Belözoğlu’nun üzerinde inanılmaz bir koruma sağlıyor, Emre bu pelerinden aldığı güçle daha da pervasızlaşıyordu. Milli Takım’ın nispi başarılarında en çok öne çıkan isim olurken, şok başarısızlıklarda her türlü duruma önlem niteliğinde” Milli Takımı bırakabilirim” açıklamalarıyla suç savıyordu.

 

Olaylar bir türlü dinmedi. Emre Belözoğlu bir türlü zapt edilemedi Milli Takım formasıyla. Öyle bir noktaya geldi ki görünmez pelerinle kollanan adam, Milli Takım seyircisine ana avrat sövdü. Akl-ı selim bu gelişmeler karşısında adeta infial yaratırken, akl-ı selimin bir türlü hürmet görmediği Türk spor kültürü bunu da sineye çekiyordu. Bu sineye çekiş bir nevi kabullenme, bu kabullenme de bir nevi desteklemeye yol açıyordu. Aykut Kocaman ise açık açık destek verenler tayfasındaydı.Sezonu “BBM” mesajıyla bitiren ve haksız rekabet oluşturmakla itham edilen Emre Belözoğlu bu durumdan tam olarak aklanamadan devam ediyordu. Gerginliği bitecek gibi değildi Emre Belözoğlu’nun. Sahada rakip oyuncuya kolaylıkla tekme atarken, hakemleri de kolaylıkla azarlayabiliyordu. Süt dökmüş kedi kıvamında bir karaktere sahip olan hakemler belki korkudan belki de görünmez pelerine duydukları hürmetten Emre Belözoğlu’na gık bile çıkaramıyorlardı ve bu tablo her maçta tekrar tekrar sergileniyordu.

 

 

Bundan daha da kötüsü olmaz noktasındaydı insanlar. Bundan daha da kötüsü olmaz… Yanılıyordular. Rakip taraftarların tümüyle kavgalı olan, spor basını, hakem, milli sporcu dinlemeyen Emre Belözoğlu aynı formayı giyen takım arkadaşı Gökhan Gönül’le de saha içinde büyük bir ağız dalaşına giriyor ağzından tehditler saçarak kendi taraftarlarını da şaşırtıyordu.Oysa ki daha önce “Koyduk mu” centilmenliğiyle taraftarının haklı gururunu kazanan Volkan Demirel ile beraber basın karşısına çıkıp Fenerbahçeliliği anlatıyor, duygusal konuşmasıyla Fenerbahçe'yi ne kadar sahiplendiğini gösteriyordu (!) Sırtı da Aykut Kocaman tarafından sıvazlanıyordu.Gençlerbirliği- Fenerbahçe mücadelesinde sahada ıslıklanan tek sporcunun Emre Belözoğlu olduğunu görmek hiç şaşırtıcı gelmiyordu tüm bu nedenlerden dolayı.

 

Emre Belözoğlu’nun bugüne kadar ki maceralarından bir demet sunduk. Bundan sonra daha ne olabilir diye sormuyoruz, soramıyoruz. Zira ortada Emre Belözoğlu ve görünmez pelerini gerçeği var.Bundan sonraki yıllarda Emre Belözoğlu'nu çok izlenen televizyon kanallarında, çok satan spor sayfalarında “futbol” yorumlarken görürsek şaşırmayacağız. Her türlü çelişkiyi benimseyen, haklılık yerine güçlülük, karakter yerine çıkar ilişkilerine önem veren Türk Spor Kültürüne de böylesi yakışırdı zaten. Cemil Meriç’in dediği gibi “ Zamanın ayak takımı, kahramana değil, maskaraya alkış tutuyor”.

 

Güncelleme 

Bu yazı 29 Kasım 2011 tarihinde kaleme alındı.

 

Yani Emre Belözoğlu o zamanlar Trabzonspor forması taşıyan Didier Deguy Zokora'ya saha içinde henüz ırkçı küfürlerde bulunmamıştı. 16 Nisan 2012 tarihinde yaşanan ırkçılık olayının da başköşesinde Emre Belözoğlu yer aldı. Bu iğrenç olaydan sonra bile Emre Belözoğlu korunmaya ve kollanmaya devam etti, Milli Takım kaptanlığını taşımaya devam etti. Ve tarihler 16 Ocak 2013'ü gösterirken, Emre Belözoğlu "Gençlik ve Spor Bakanlığının" hazırlamış olduğu "Sporda Şiddete Hayır" filminde baş kahramanlardan biri olarak yer aldı.

Güncelleme | 17.06.2014 

2011-2012 sezonunda oynanan Fenerbahçe - Trabzonspor maçı sırasında Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu'nun Trabzonsporlu futbolcu Zokora'ya ırkçı söylemlerde bulunması mahkemeye taşınmıştı.
Bugün İstanbul Anadolu 17. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasına Zokora'nın avukatı olarak Nusret Yılmaz katıldı. Uzun süredir devam eden mahkemeden bugün karar çıktı. Çıkan karara göre Emre Belözoğlu ırkçılık suçlamasıyla 3 ay hapis cezasına çarptırılırken mahkeme sürecindeki tavırlarından dolayı bu ceza 2 ay 15 gün olarak indirime uğradı. Ayrıca bu cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Böylece Emre Belözoğlu'nun "ırkçılığı" hukuksal bir kararla da kanıtlanmış oldu.

Ve

 

Fenerbahçe kaptanı Emre Belözoğlu, Türk spor tarihinde, ırkçılıktan ceza alan ilk futbolcu olarak, adını tarihe yazdırdı.

 

Tekrarlayalım yeniden "Zamanın ayak takımı, kahramana değil, maskaraya alkış tutuyor"