Bir Başarı Hikayesi (!) Yıldırım Demirören

Aklını kullanmayanlar bağnazdır, 

Aklını kullanamayanlar aptaldır, 

Aklını kullanmaya cesaret edemeyenler ise köle…

-          Lord Byron

 

Futbol adına bugünlerde en çok konuşulan konu Türk Futbolu’na UEFA müdahalesi. Fenerbahçe ve Beşiktaş’dan sonra Sivasspor ve Eskişehirspor’da Avrupa Kupalarından men cezası almanın eşiğinde. Şüphesiz bütün gözler “herkes bana teşekkür etmeli” diyen Yıldırım Demirören’in üzerinde. Yıldırım Demirören 2 yılı aşkın süredir Türk Futbolunun patronu ve bu görevdeykenyaşadığı başarısızlıkları sıralamak hayli meşakkatli bir iş. Üstelik bu başarısızlıkların hepsi hafızalarda taze…

Peki Yıldırım Demirören, nasıl Federasyon Başkanı oldu? Hangi başarısı, onu Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı yaptı?  Bu yazının konusu bu.

Yıldırım Demirören’in futbolda sahne alışı bazı rivayetlere göre babası Erdoğan Demirören tarafından salık verilmiştir ve baba bu hamlesiyle şirketlerinin geleceğini kurtarmıştır. Aynı şeyi futbol için söylemek mümkün değil ne yazık ki.

Serdar Bilgili yönetiminde Beşiktaş Yönetim Kurulu üyesi olarak sahne alan Yıldırım Demirören, 31 Ekim 2003 Beşiktaş-Galatasaray maçı ile manşetlere taşınır. Söylenene göre şeref tribününde alkolü yüksek düzeyde bir şekilde maçı izlemiş, sonrasında ise Kıvanç Oktay ile kavgaya karışmıştır. Serdar Bilgili’nin küfürler eşliğinde Beşiktaş Başkanlığı’ndan indirilmesinde de aktif rol aldığı söylenir. Beşiktaş’ın yeni başkanı olmuştur Yıldırım Demirören artık… Para akmaya başlar… Del Bosque getirilir, sonrasında “Yeniköy Kasabı” benzetmeleri eşliğinde gönderilir, çuvalla tazminat ödenmek zorunda kalır.  Sonrasında, Rıza Çalımbay gelir, kovulur… Jean Tigana gelir kovulur… Ertuğrul Sağlam gelir o da kovulur… Sonrasında koltuğu Mustafa Denizli devralır Beşiktaş’da. “Ben bu kulüpte olduğum sürece Mustafa Denizli kapıdan içeri giremez” dediği Mustafa Denizli ile yaklaşık 10 yıllık başkanlık döneminde ilk ve tek şampiyonluğunu yaşar Beşiktaş. Bu arada borçlar artmaya, artmaya, artmaya devam eder Beşiktaş’da. En çok da Yıldırım Demirören’e (!)

 

 

 

 

Sportif başarısızlıkta gösterdiği üstün başarıyı, mali başarısızlıkta da gösterme başarısını gösteren Yıldırım Demirören, açıklamaları ile de sık sık gündeme oturur.

Bir Fenerbahçe maçı sonrası “Fener önce kendi tarihindeki lekeleri temizlesin” diyerek, Fenerbahçe camiasına okkalı bir gider yapar… Sonrasında malumunuz o “fener”, “Fenerbahçemiz” olacaktır. Yine aynı maç sonunda “Müjdat’ı, Rüştü’yü biz mi dövdük” diyerek de Aziz Yıldırım’da çatar. Yine malumunuz en has arkadaşı şu sıralar Aziz Yıldırım’dır…

24.11.2005 tarihinde basın toplantısı ile projelerini ve vazifelerini duyururken, aynen şu cümleyi kullanır, Yıldırım Demirören;

“ Bizim üçüncü vazifemiz de, 2003-2004 sezonunda kaybedilen şampiyonluğu araştırmaktır”. Biraz futbol hafızası olanlar, o sezon yaşanılanları ve sezon sonunda kimin şampiyon ilan edildiğini hatırlayacaktır…

 

Bu dönem içerisinde verdiği sözler ile ilgili kısa bir toparlama yapmış Beşiktaş taraftarı, aynen onu da paylaşalım;

 

Yıldırım Demirören’in verip de tutmadığı sözler !

- Ben bu kulüpte olduğum sürece bu kapıdan içeri giremez !
( Mustafa Denizli Beşiktaş’ta ! )

 

- Ertuğrul hocamızın sonuna kadar arkasındayız !
( Ertuğrul Sağlam İstifa ettiRİLDİ ! )

 

- Rıza Çalımbay bu camianın çocuğudur ! O istemedikçe bu kulüp kapıları ona kapanmaz !
( Rıza Çalımbay İstifa ettiRİLDİ ! )

 

- Del Bosque için tazminat ödememiz söz konusu değil !
( Beşiktaş , Del Bosque’ye 8 milyon Euro tazminat ödemeye mahkum edildi ! )

 

- Mösyö Tigana için Tazminat ödemeyeceğiz !
( Beşiktaş’a Del Bosque den sonra 2. Tazminat şoku ! )

 

- Bu kulübün hakkını yedirtmem ! Gerekirse haftaya PAF takımı ile sahaya çıkacağız !
( Beşiktaş as kadrosu ile sahada ! )

 

 

Bunlar sadece akılda kalanlar ! Gerisini siz hesaplayın...”

 

Sportif başarısızlık, mali bozukluk, dengesiz açıklamalar gibi portföyüne çok sayıda başarısızlık ekleyen Yıldırım Demirören bu süre içerisinde sadece bunlarla da yetinmedi ve adı sıkça transfer yolsuzluklarına konu oldu.

Başta Zapatocny, Sivok ve Tabata transferleri olmak üzere, söylenenin aksine bedellerin ortada dolaştığı iddia edildi. Her  yeni transfer ile Beşiktaş’ın Yıldırım Demirören’e de borcu artmış oldu. Bu iddiaların en ilginci ise Zapatocny ve Sivok için 8 Milyon bonservis bedeli ödendiğinin açıklanması, gerçekte ise ödenen bedelin 4 Milyon Euro olduğu iddiasıydı…

Bunlar da yetmemişti. Sırada evrak yolsuzluğu vardı. Bu yolsuzluk UEFA’ya takıldı. Ve Beşiktaş 1 yıl men cezası aldı. Yıldırım Demirören durdurulamıyordu, hedef büyütmüştü. Sonrasında şike yolsuzluğu ortaya çıktı… Beşiktaş bu yüzden daha sonra Federasyon Başkanı olan Yıldırım Demirören zamanında 1 yıl daha men cezası aldı. Bu yıl Avrupa Kupaları’na gitmesi konusunda çekinceler de bitmiş değil.

 

Ve bu bahsettiğimiz Yıldırım Demirören, 26 Şubat 2012 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu'nun 41. başkanı olarak seçildi. 

Bu mertebeye çıkmak için çok uğraşmıştı ve geçmişindeki başarılar (!) düşünüldüğünde, o koltuğa layık bir adamdı Yıldırım Demirören.

 

26 Şubat 2012 tarihinde bu sonucu şöyle duyurmuştuk Joganita olarak

“Türk Futbolunda puslu, kirli ve karanlık dönem devam ediyor”

 

Bana sorarsanız, akılsız olduğunu bilen biri akıllı biridir; 

Yalancı olduğunu bilen insan dürüst insadır. 

Ama kendini akıllı sanan bir akılsız, sanırım akılsızın tekidir.

- Joseph Heller