Neden İksliolmayanyelispor'u Tutuyorum?

Benim kuşağım için çok önemli olan varoluşsal bir konuya , “neden şu takımlıyım” sorusuna cevap bulmaya çalışacağım. Şimdi sana neden şu şu futbol takımının peşinden gidiyorsun deseler, cevabın ne olur? Neden iksliolmayanyelispor’u tu­tuyorsun desem yani? Cevabın iksli olmayan bir y’yim midir? Sakıııın ‘’hayır’’ deme. Yalan olur. Çünkü bu örnek saçma oldu. Tamam bunları siliyorum ve şunu öneriyorum. Neden Mersin İY? Neden Tavşanlıliny­itspor? Neden İstanbul Büyükşehir Belediye? Ya da hadi neden Trab­zonspor?

Ben Trabzonsporluyum. Trabzon’da doğmadım. Nüfus kağıdıma baksan doğum yeri iki nokta üstüste Beşikdüzü/ Trabzon yazısını görürsün. Bu Trabzonsporlu ol­mam için yeterli mi? Bence evet ama şimdi değil tabi kii diyenler olacak. Bana kızmayın. Trabzon­lu=Trabzonsporludur düşüncemiz var biliyorum ama bu denklemi bozan bir çok memleketlimiz de var. Anlatılan bi hikaye vardır ya; öğretmen sınıfta sorar ‘’Fenerbahçeli kaç kişi var?’’ Tomar tomar el kalkar. ‘’Galatasaraylı?’’ der. Parmaklar hava­dadır. ‘’Beşiktaşlı?’’ der, hobaa o takımın taraftarı da vardır. Öğretmen başka takımı sormaz! Geriye kalan öğrenciler takım tutmuyor heralde?! Tut­muyordur evet, kesin. Yıllarca Trabzonspor’u bana hatırlatan olmadı. Öğretmenim de dahil. Ahirette hesaplaşacağım onunla sonra. Fakat öğretmenim­den önce maalesef babam var. Kızım takımın Trab­zonspor demedi bana. Ha kızım sen müslümansın, ha kızım sen kızsın da demedi ben bunları kendim bilerek doğdum sanırım ya da her ne bi şeyse. Kim ne derse desin babama kızıyorum bu konuda. O kadar!!

Bir defasında Trabzon’da köydeydik. Büyükler hep beraber Trabzon’un maçına gitmişti. Beni götürmemişti. Yarabbi o nasıl ezikliktir. Sabaha kadar ağlamıştım. Maça gidemedim diye mi? Trabzonspor’un maçına gidemedim diye mi? Tabi benim aklım bu sorunun cevabına ermiyordu öyle bakmayın. Boyum 1.50 o zaman. Ağlamak hak­kım. Futbola hep ilgim var ama yani bilmiyorum ki nasıl ‘’Ulam bu ofsayt değil ki!! Yine yediler golü!’’ diyeyim? Fakat bıraksan ‘’Ofsayt ne ulam???’’ di­yebilirim hani. Hem de çok içten bir şekilde.

Neyse böyle maç izliyoruz dayımla, kendisi koyu Fener­bahçeli. Yorumlar yapıyor, konuşuyor, beni görseniz tam bir futbol fukarasıyım. Bir şey anlasam da konuşsam diye işkenceler içindeyim. Dediğim daha doğrusu diyebildiğim tek şey = aynen dayııoo yaao! Bu cümleyi söyledikçe kendimi futboldan anlıyor zannediyorum. Ha heyecanlanıyor muyum? Hayır. Zevk alıyor muyum? Evet. Çünkü futbolu izlemeyi seviyorum. Tuttuğum takım ne bilmiyorum ki ama. Afganistan’dayım etrafa göz gezdiriyorum ve elimi çeneme koyup memnun bir ifadeyle ‘’Güney Kore de ne güzelmiş be ‘’ diyorum. Anlamsızım anlat­abildim mi? Ayrı bi anlamsızlık da maçına gittiğim ilk takımın Galatasaray olması. Lincoln mudur nedir yerden bitme bir uşağı transfer etmişlerdi. Eniştem izlemeye gidecekti. Sonra öyleydi şöyley­di derken kendimi locada oturmuş maç izlerken buldum. Tam bir Adnan Polat’ım. Tam bir İngiliz asilzadesiyim. Öte tarafımda Ümit Karan felam. Maçı öyle izledim. Bekliyorum pırpır olayım. Yok. Sonra Trabzonsporlu mu olduğumu anladım? Hayır! Günler ayları felam kovaladı. Olan o. Bi gün dayım aldı beni Fenerbahçe’nin maçına götürdü. O sevdiği için Fenerbahçe’ye sempatim vardı. Bir saniye açıklayabilirim. Bunun için sülalede de eleştirilirdim. Ama 13 yaşlarındayım ve benim elimden dayım tutuyordu. Onun sevdiği her şeyi seviyordum. Etkilemeye çalışmasa bile etkileni­yordum. O zamanlar kızların futbolla ilgilenmesi şimdiki gibi moda değildi. Yol gösteren ablalarımız yoktu. Şimdi maşallah kızlarımızın hepsi futboliçe! Çok gülüyorum buna da neyse konumuz bu değil. Bir gün beni aldı dayım Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçına götürdü. Ev de zaten stadın yanında. Stada girdik, kale arkasında yerimize yerleştik. Meksika dalgası yapıyorlar. Herkes coşkulu. Eğiliyor kalkıyor. Ben kaktüs gibi aralarında duruyorum. Maç izlem­eye gelmişiz mübarekler derdiniz ne oturun aşşaaa diye bağırsam bağırırım. Yok yok bağırmam. 90dakika maçta tek bir tezahürata eşlik edemedim. O gün de Fenerbahçeli olmadığımı anladım. Dayım­la orada olmak harikaydı ama renkler renklerim değildi sahadakiler de kahramanlarım.

Şimdi derdimi size bir de Eduardo Galeano’nun Gölgede ve Güneşte Futbol adlı kitabından kısa bir yeri alıntı yaparak anlatmaya çalışacağım.

‘’Uruguaylı yazar Paco Espinola, futbolla zerre kadar ilgilenmezdi. 1960 yılında, bir akşamüstü oyalanmak amacıyla radyoyu açtığında bir maç nakline rastladı. Dinleyebileceği başka bir şey olmadığından ister istemez kulak verdi; mahalli ligden Penarol Kulübü, Nacional karşısında 4-0 yenilmişti. Gece olduğun­da nedense Paco kendis­ini üzgün hissediyordu;o kadar keyifsizdi ki sonun­da akşam yemeğini tek başına yemeğe karar verdi, çünkü bu üzüntülü haliyle başkalarının da neşesini kaçırmak istemi­yordu. İyi, ama bu kadar üzgün olmasının sebebi neydi? Paco’nun bir türlü anlayamadığı şey de buydu. Acaba bir fani olarak herkes gibi günün birinde bu dünyayı terk edeceği için mi üzülüyordu? Sonunda gerçeği birden fark etti. Canını sıkan şey Penarol’un yenilmiş olmasıydı. Demek ki kendisi farkında olmadan Penarol’u tutuyordu ve işin ilginç yanı bunu o ana kadar anlayamamıştı…’’

Ben nasıl anladım da Trabzonsporlu oldum biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Ben de bilmiyorum. Tıpkı Paco gibi sanırım. Ne zaman olduğunu hatırlamıyo­rum ama içimde büyüttüğüm ama o ana kadar anlamadığım şeydi Trabzonspor. Ben kendi elimden kendim tuttum. İlk maçımda 90 dakika boyunca kalp spazmları geçirirken ses tellerimi patlatarak Trabzonsporlu oldum. İzleyemediğim zamanlar­da mecbur radyodan dinlerken yerlerde yuvar­lanıp, makarnayı haşlarken Trabzonsporlu oldum. Önceden gittiğim maçlarda ayaktakilere kızarken Trabzonspor maçında oturmamız için tasarlanmış muazzam oturaçların üzerinde zıplayıp arkadakileri deli ederken aynı zamanda BORDOOO GOL GOL diye böğürerek Trabzonsporlu oldum. Yani o bütün gece ağlamam sadece maça gidemediğim için değilmiş. Trabzon­spor’un maçına gide­mediğim içinmiş belki de bunu anladığımda Trabzonsporlu oldum? Çok geç renklerimi buldum. Belki de öylece bordomavi doğdum ama zeka geriliğim­den geç fark ettim? Ya evet evet var bende biraz ama genelde çaktırmamaya çalışırım. Siz de beni bozmayın olmaz mı? Şimdi şunun devamını geti­rin; biiiz daarrr sokaklarındaa diiiinmeyen yağm­urundaaa kendimiziii bulduk reeeengineee tu­tulduuuk eee sonra? Gözlerini kapayıp da içinden marşın devamını haykırmayan ne olsun?