Kadın Futbolu (7)

Karanlık...

Bir kurtuluş yolu var mı?

Hangi yöne koşmalısın?

Sence ne taraf özgürlük? Ne taraf savaş?

Yanlış görmüyorsun.

İdam edilmiş olan senin; baban...

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin,
yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;

Kızlar bana kızabilir fakat bir kısmımızın hayali zengin bir adamla evlenip, hayatı rahata kavuşturmaktır. Ay sonunu, alacaklarının fiyatını veya gezeceği yerlerin uzaklığını umursamadan kocasını koluna takıp( takmayadabilir sanmıyorum önemli olan bu olsun :) )yaşamak cidden güzel olabilir. Zengin eş hayali iyidir. Zengin ve yakışıklı eş hayali süperdir. Zengin, yakışıklı ve futbolcu eş hayali ise uçurumdur.

Futbol, Endüstri Devrimi’yle beraber Britanya kırsallarından endüstriyel İngiliz şehirlerindeki fabrika avlularına taşınmadan ve günümüzdeki hâline dönüşmeye başlamadan önce uçsuz bucaksız tarlalarda, sayısız insanın katılımıyla ve hemen hemen kuralsız olarak oynanıyordu. ‘Folk futbol’ olarak anılan bu oyunun üç aşağı beş yukarı bizim pikniklerde çizgili pijamalarla oynadığımız oyuna benzediğini söyleyebiliriz, en azından ruh olarak. 

Öncelikle herkese merhaba. Bilmem kaçıncı çayım bana eşlik ederken sonunda yazıya ilk cümlemi girdim. Ben size bir Alex'ten bahsedeceğim ama içim yana yana. Yaratanın meziyet yüklerken öylesine cömert davrandığı bir Alex'ten.
Alex.
Ne Alex Telles..  Ne Alex de Costa.. Ne de Alex de Souza...
Alexandra Patricia Morgan!

Selam kızlar. Kızlar dediysem siz de okuyun tabi ki beyler. Fakat bu yazıyı bizi tiiye almalarınızdan bunalmam dolasıyla yazıyorum da sayılabilir. Hani iki grup bey vardır ya. Biri ''Pes oynayan kız candır <3'' der, diğeri ''pes oynayan kız dünya ahiret kankamdır'' gibi. Şimdi ilk başta söylemeliyim ki ben pes ve fifa seçeneklerinden asla pes'i seçmem. Fifa'yı takar yiyebileceğim kadar gol yerim fakat futbolu sahaya inip oynamış gibi hisseder, o kadar mutlu olurum.

Clermont Foot bana koçluk önerdiğinde, evet dedim çünkü bir daha böyle bir şansın geleceğinden emin değildim. İş bakıyordum, birçok kadın futbol kulübüne Cv göndermiştim ve herhangi bir cevap almamıştım. Clermont beni çağırdığında ''Neden hayır diyeyim ki?'' dedim. Evet cevabım 'erkek futbolunun içinde bir kadın' anlamına geldiğini biliyordum, insanların bana söylediği tek şey de bu olmaya başlamıştı. Bana göre Clermont’un bir antrenöre ihtiyacı vardı ve ben de bir antrenördüm. Medyanın konuştuğuysa benim bir antrenör olmamdan çok kadın bir antrenör olmamdı.