Kadın Futbolu (6)

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin,
yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;

Kızlar bana kızabilir fakat bir kısmımızın hayali zengin bir adamla evlenip, hayatı rahata kavuşturmaktır. Ay sonunu, alacaklarının fiyatını veya gezeceği yerlerin uzaklığını umursamadan kocasını koluna takıp( takmayadabilir sanmıyorum önemli olan bu olsun :) )yaşamak cidden güzel olabilir. Zengin eş hayali iyidir. Zengin ve yakışıklı eş hayali süperdir. Zengin, yakışıklı ve futbolcu eş hayali ise uçurumdur.

Futbol, Endüstri Devrimi’yle beraber Britanya kırsallarından endüstriyel İngiliz şehirlerindeki fabrika avlularına taşınmadan ve günümüzdeki hâline dönüşmeye başlamadan önce uçsuz bucaksız tarlalarda, sayısız insanın katılımıyla ve hemen hemen kuralsız olarak oynanıyordu. ‘Folk futbol’ olarak anılan bu oyunun üç aşağı beş yukarı bizim pikniklerde çizgili pijamalarla oynadığımız oyuna benzediğini söyleyebiliriz, en azından ruh olarak. 

Öncelikle herkese merhaba. Bilmem kaçıncı çayım bana eşlik ederken sonunda yazıya ilk cümlemi girdim. Ben size bir Alex'ten bahsedeceğim ama içim yana yana. Yaratanın meziyet yüklerken öylesine cömert davrandığı bir Alex'ten.
Alex.
Ne Alex Telles..  Ne Alex de Costa.. Ne de Alex de Souza...
Alexandra Patricia Morgan!
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 2