Efsaneler (63)

Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Yani bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.

Serüvenci genç bir adam, annesini de çok seviyor. Fakat yolculuklardan alıkoyamıyor kendini. Gittiği her yerden annesine kart atıyor. Durumundan haberdar ediyor annesini. Annesi meraklanıyor, astımı da var gencin. Son attığı kartta : “ Anneciğim paramız bitti bir haftaya kalmaz dönerim” yazıyor. Anne bu heyecanlanıyor tabi, oğlunun döneceğini söylediği gün, gencin sevdiği tüm yemeklerden yapıyor. Beklemeye başlıyor. Kapı çalıyor, kadın heyecanla koşup kapıyı açıyor, oğlunun geldiğini sanarak.Kapıda postacı bir kart daha… Kadın telaşla zarfı açıyor;

Heredot’un anlattığına göre, Firavun lll. Sesostris tüm Avrupa ve Asya’yı egemenliği altına aldıktan sonra, savaşta kazanan halkların bayraklarına bir penis sembolü ekletip kaybeden halklarınkine onları aşağılamak için bir vajina resmi kazıttı. Kazanmak ve kaybetmenin arasında cinsiyetçi bir olgu yarattı kendince.  Ve kazanmak böylece tanrının verdiği yetkiyle erkeği temsil ediyordu artık. Bu tanrısal veri üzerine inşa edildi dünya.

Futboldaki rekabet ideolojisi de bundan pek farklı değil. Her şeyiyle kazanma üzerine kurulu bir evren futbol da. Bu yüzden futbol oyun olmaktan çıkıp bir “kazanma” arenasını dönüştü. Ve kazanan her zaman ilahlaştırıldı. Ta ki kaybedene kadar. Ve kaybeden biliyordu ki, bütün ilahi vasıflarını elinden almak için yarışan  “tanrı deviriciler” ordusu onu bekliyor.              

Bu O’nun hikayesi. O, Zizou yani Zinedine Zidane.

Muhte­şem top kontro­lü, eşi görülmemiş dürtme pasları, oyun görüşü ve her iki ayağını da kullanabilmesi onu bir numara yapan özellikler. Mükemmeliyetçi, cesur, yardımsever, çalışkan ve her zaman daha iyisini arayan bir karakter Zinedine Zidane

 

Erik Ejegod, Erik II Emune, Erik III Lam, Erik Plovpenning, Erik Christoffersen, Eirik Haraldsson, Eirik Mahnusson, Erik Segersall, Erik Jedvardsson. Bu saydığım isimlerin en az üç ortak yanı var. Bunlardan birisi hepsinin İskandinavyalı olması, ki bu özellik bizi pek ilgilendirmiyor. Diğer iki özellik, hepsinin adının Erik/Eirik olması ve hepsinin bir dönem krallık yapmış olmaları. Yani İngilizcede bunları hepsi birer “King Eric”.

Ama Google'de “King Eric” diye aratınca karşımıza ilk sırada bunlardan birisi çıkmıyor. 1966 doğumlu bir Fransız çıkıyor: Eric Cantona. Ya da King Eric. Kral olan Ericlerin sonuncusu.

Doksanlı yılların ortaları benim için ufaktan ufaktan futbola ısındığım yıllardı. O zamanlar daha sokak futbolu ölmediğinden iki taşı bir araya getirip kale yaptık mı futbol oynardık. Arkadaşlarımın içinde benim gibi bir iki arkadaş sadece oynamayı değil izleyip araştırmayı da sevdiği için güzel futbol sohbetleri yapardık. Sohbet diyorum ama 9-10 yaşlarındaki çocuğun konuşabileceği kadar işte.

Sayfa 11 / 13