Efsaneler (59)

Raul Gonzales Real Madrid’den kopalı aşağı yukarı 2.5 yıl oldu. Biliyorum bir  çoğunuz bunu kendine yediremiyor ancak profesyonel futbol dedikleri illet onun da başını yemişti. Ne kadar efsane olursan ol ne kadar gol atarsan at şartlar oluştu mu yapacak hiç bir şeyin kalmıyor.

4 Nisan 1976 gününün öğle sonrası, saat 17:00 civarları… İstanbul’un varoş semtlerinin birinde bir nalbur dükkanının yazıhanesinde, masa başında duran eski, büyükçe ve sürekli hışırtılı ses çıkaran bir radyo…Ve radyonun başında, kovandaki arılar misali öbekleşmiş çeşitli yaş gruplarından 6-7 kişi… Radyodaki spiker, daha sonraları Türk futbol tarihini baştan sona yeniden yazacak olan efsanenin doğuşunu, birazdan nakledeceğinin farkında değil belki ama oradaki 6-7 kişi aslında tam da o ana şahitlik etmenin beklentisi içindeler… Nitekim yazıhanede, spikerin hışırtılı sesinden başka, adeta gümleyerek atan kalplerinin sesi duyuluyordu sadece…

Genç kızların sevgilisi, çocukların olmak istediği adamdı o

5 Eylül 1931… O gün, Ibrox stadyumunda bir büyük dünya derbisi oynanıyordu. 80.000 kişinin önünde… Bundan 82 yıl önce futbol izlemek için bir araya gelmiş 80.000 insan. Bu bir futbol kültürü oluşturmanın değil futbol kültürünün yerleşmiş olduğunun göstergesidir. 

Nerede susar kalır insan nerede ölür sözleriyle..

Doğup büyüdüğüm kasaba, bütün dünyam. Dağlar arasında yarı aralanmış kitap gibi bir vadi ve ortasından akan Değirmendere, Zigana’dan patlamışçasına, yatağı boyunca silerek kitabın harflerini denize taşımış geriye yalnızca boş sayfalar kalmış.

Sayfa 8 / 12