Efsaneler (59)

Arnheim deyince aklıma Rudolf Arnheim gelir. Rudolf Arnheim, 1930'larda, sinemayı ciddiye almayan insanlara karşı ısrarla sinemanın bir sanat olduğunu savunmuş ve bu görüşünü kamuoyuna kabul ettirmiş bir sinema teorisyeni. Bir diğer Arnheim'sa, aynı yıllarda Alman Sinemasının en meşhur oyuncularından birisi olan Truus van Aalten'in doğum yeri olan Arnheim veya Flemenkçe adıyla Arnhem.

Kendimi, futbola yeni yeni ilgi duymaya başlayan, muhtemelen 9-10 yaşlarında bir çocuğun yerine koyuyorum. Şu anda Premier Lig’in zirvesinde açık ara önde olan Manchester United’ın oyuncu kadrosunda Ryan Giggs denen bir adam var…

Kaleci dedin mi, kaleyi bekleyen, rakibine geçit vermeyen adam gelirdi akıllara. Belki bizim yaşımızın küçüklüğünden, belki de gerçekten kalecinin büyüklüğünden, bu kaleci denen adam dev gibi görünürdü gözümüzde.  

1974-1975 sezonunda 1. Lige merhaba diyen Karadeniz Fırtınası sadece bir yıl sonra İstanbul takımlarının saltanatını yıkarak ipi göğüslüyor ve Anadolu'dan çıkan ilk Şampiyon unvanını kazanıyordu. 1976-1977 sezonuna da en büyük şampiyon adayı olarak giriyordu. Artık ülkesini en büyük kupa olan ''Şampiyon Kulüpler Kupası'nda'' temsil edecekti bu şehrin yürekli çocukları. 

Hayatım boyunca hiçbir yazıya başlarken bu kadar zorlanmamıştım doğrusu. Kalem elimde yaptığım denemeler, birçok beyaz sayfanın çöp tenekesini boylamasından fazlasını sağlamadı. Dozer’i bile anlatmak daha kolaydı hâlbuki… O sırada Yeni Türkü’den ‘’Biz büyüdük ve kirlendi dünya’’ çalmaya başladı arka plandaki radyoda. Bundan daha iyi zamanlama olamazdı kesinlikle. Gözümün önüne 2010-2011 sonrası teke teker gemiyi terk edenler geldi önce. Selçuk İnan, Umut Bulut, Egemen Korkmaz, Engin Baytar, Burak Yılmaz ve en sonunda kaptan Tolga Zengin. Bir onların söylemleri ve gidiş şekilleri, bir de Fenerbahçe’ye giderken havaalanına kadar omuzlarda taşınan Ali Kemal Denizci…

Sayfa 5 / 12