Benim Yüreğim Senin Paranı Döver: AFC Wimbledon

“Önce Cuju vardı” diye başlıyor FIFA’ya göre tarih. Çin’de oynanan Cuju bugün futbolun en eski hali olarak kabul ediliyor. Buna rağmen “futbolun beşiği” terimi, futbolu Han ulusundan yüzlerce yıl sonra bulan İngiltere için kullanılıyor. Çünkü bizim bildiğimiz anlamda futbolu İngilizler buldu.

1848 yılında Cambridge Kuralları kararlaştırıldı. Futbolun ilk kurallarıydı Cambridge Kuralları ve ondan sonra tüm İngiltere’de bu kurallara göre futbol maçı yapıldı. İlk futbol takımı (FC Sheffield, 1857) da İngiltere’de kuruldu, ilk ulusal futbol federasyonu (The FA, 1863) da. Ama İngiltere’ye bu yüzden “futbolun beşiği” demiyoruz. Bu ilklerin günümüz futboluyla hiçbir ilgisi yok. O futbol farklı bir şey, bir spor dalı. Kısaca anlatmak gerekirse: iki takım, sınırları önceden belirlenmiş bir saha üzerinde, topu rakip takımın kalesine atmaya çalışıyor. Bu süreç içinde topa elle müdahale yasak. Görüyorsunuz, bizim futbolumuzla hiçbir alakası yok.

Biz İngiltere’ye “futbolun beşiği” diyoruz çünkü bir maç için taraftardan yüzlerce sterlin almayı İngiltere icat etti. Parası olmayanı maça almamaları yetmezmiş gibi maçların yayın haklarını şifreli kanallara satarak fakirleri televizyon karşısında futbol izleme keyfinden mahrum bırakmayı da onlar akıl etti – üstelik 7 milyar avro aldılar yayın hakları karşılığında. Bir futbolcu için tam 105 milyon avro bonservis bedeli ödemek ve bir başka futbolcuya haftalık 300 bin avrodan fazla maaş vermek fikri de İngilizlerden çıktı. Görüyorsunuz, bizim bildiğimiz futbolu İngilizler buldu!

Ah! Bosman! Jean-Marc Bosman. Açtığı davayla futbol kulüplerini şirketleştirdi. 1995’te kazandığı davadan sonra çocukluğumuzun kahramanları futbolcular sıradan şirket çalışanlarına dönüştü. Sözleşmeleri bitince terk ettiler şirketi. Belçika da mı futbolun beşiği? Hayır, o kadar da değil! Kulüplerin şirket olmasını Bosman sağlamış olabilir ama bir futbol kulübünü, şirket taşır gibi, yüzlerce yıl kök saldığı şehirden, semtten, mahalleden, sahadan koparıp başka bir yere taşıma başarısını İngilizler gösterdi!

1899’da Londra’nın Wimbledon mahallesindeki Old Central okulunun öğrencileri kurdu FC Wimbledon’ı – ya da o zamanki adıyla Wimbledon Old Central Football Club’ı. Müzesinde bir federasyon kupası dahi vardı bu kulübün.

1989’da Hillsborough Faciası yaşandı. İngiltere başbakanı Margaret Thatcher, Peter Murray Taylor adında bir hâkimi faciayı inceleme komisyonunun başına atadı, o da Taylor Raporu olarak futbol literatürüne geçecek olan bir rapor hazırladı. Profesyonel futbola dair 76 öneri barındırıyordu Taylor Raporu. Bunlardan birisi stadyumlardaki koltuklarla ilgiliydi. Tüm stat koltuklandırılmalı, her biletli seyircinin numaralı bir koltuğu olmalıydı. Bu öneri FC Wimbledon’ı 79 yıl boyunca oynadığı, mahallenin sahası olan Plough Lane’den kopardı: Wimbledon stadını koltuklandıracak bütçeye sahip değildi ve bu yüzden Crystal Palace’in stadı Selhurst Park’a taşındı. Farklı bir semtte, farklı bir mahallede oynadı Wimbledon 12 sene.

12 sene sonra kulüp şirket yönetimi kulübü şirketi yüz kilometre kuzeydeki Milton Keynes’e taşımaya karar verdi. İngiliz bürokratlar Wimbledonlı gençleri mahallelerinden kopardı, yetmedi, büyük esnaflar gençleri takımlarından kopardı. Futbolun beşiği: İngiltere!

Birkaç yıl önce bir belgesel film için röportaj çekerken yazar arkadaşım şöyle bir cümle sarf etmişti: “Devrimleri her zaman romantik insanlar yapmıştır.” FC Wimbledon, Milton Keynes’e taşınıp Milton Keynes Dons olduktan sonra futbolun romantikleri çıktı sahneye. Sıfırdan başladılar kurdukları AFC Wimbledon’la. Futbol kulüplerini ticarethaneye çeviren şımarık orospu çocuklarına inat her üyeye bir oy hakkı verdiler ve bu demokratik yönetim şekliyle yürümeye/tırmanmaya başladılar.

Bir bir çıktılar kümeleri. İlk yıl, Combined Counties League. İkinci yıl, Isthmian League First Division. Üçüncü yıl, Isthmian League Premier Division. Beşinci yıl, Conference South. Altıncı yıl, Conference National. İngiltere’nin en yüksek amatör ligi Conference National’da iki sezon oynadılar ve Football League Two’ya çıktılar – profesyonel oldular. Beş sezon sonra: League One – İngiltere'nin en yüksek üçüncü ligi.

"Şu trabzon kenti / zengin mengin dinlemez / ezer de geçer" diyor Yaşar Miraç bir dizesinde. Trabzon kenti artık zenginleri ezip geçmiyor ama futbol romantikleri direniyor. Futbol romantikleri, büyük esnaflarla 2016/17 sezonunda karşılaştı. Deplasmanda güçleri yetmedi ama 14 Mart 2017 günü Milton Keynes Dons’u Wimbledon’da 2:0 yendiler – hem de rakibinin varlığını inkar ederek. Maçtan önce ve maç sırasında ve maçtan sonra AFC'ye ait hiçbir mecrada MK Dons adı geçmedi. Ne stadyum dergisinde, ne skorbordda, ne kulübün internet sitesinde. Endüstriyel futbolu İngilizler icat etti, evet. Ama futbolun sanayileşmesine karşı direnmeyi, yani futbol romantizmini de İngilizler icat etti. AFC Wimbledon icat etti. Futbolun beşiği İngiltere değil. Çin de değil. Futbolun beşiği futbol romantiklerinin yürekleri.

Dip not: Evet, AFC Wimbledon'ın göğüs sponsoru Football Manager. Endüstriyel futbola direnmeyi biraz da o oyundan öğrendik, ona da teşekkürler.