2. Modern Savunmacı Devrimi : Franco Baresi

2. Modern Savunmacı Devrimi : Franco Baresi

Bir önceki İtalyan savunması yazımızdan sonra bu konuya tekrar geri dönmek elzem diye düşündüm. Önceki yazıda son savunma jenerasyonundan bahsetmiştik. Şimdi ise o son jenerasyona bayrağı devreden adamlardan  birisine değineceğiz. Hatta en iyisine Franco Baresi’ye.

Franco Baresi,  Brescia doğumludur. Futbola ilk adım atmaya karar vermesi abisi Giuseppe’yle beraber olmuştur. Abisi kardeşini alarak  İnter seçmelerine gider ancak bir sorun vardır. Abi seçilir Franco üzgün bir şekilde evinin yolunu tutar. Yılmaz ve şansını bir kez daha denemek ister. Bu sefer diğer Milano ekibi Milan’da. Şansı yaver gider ve seçmeleri kazanır. Giuseppe İnter’in; Franco Milan’ın yolunu tutar. Ne kadar doğru bilmiyorum ama Baresi’nin İnter’e alınmayış hikayesi hakkında  alt yapıda sadece bir oyuncu eksikliği olduğu ve bu tercihi Giuseppe’den yana kullandıkları söylenir.

                                       

 

Gel zaman git zaman Franco,  Milan savunmasına yetenekleriyle zenginlik katınca değişilmez bir oyuncu olur çıkar. Tüm kariyerini Mian’da bitirir. Abisi biraz gölgede kalır.  Savunmaya zenginlik katmaktan bahsederken başlıktaki 2. Modern Savunmacı Devrimi derken neyi kastettiğimize geleyim. İlk devrimi İmparator Beckenbauer yapmıştır. Modern libero gösterisini dünyaya oynayan ilk adamdır. Çünkü bundan öncekiler sadece kesici görevi görmüşlerdir. Ancak Beckenbauer öyle bir devrim yapmıştır ki savunmacının top dağıtabileceğini, dripling yapabileceğini, oyunu okuyabileceğini ve gol arayabileceğini herkesin gözüne sokmuştur. Baresi de modern futbola geçiş sürecine adım atmaya uğraşırken karşımıza yepyeni bir Beckenbauer çıkardı. İtalyan Beckenbauer. Baresi oyun görüşüyle herkesi şaşırtıyordu. Tekniği üst seviyede değildi ama kötü de sayılmazdı. En önemli özelliği zamanlamasıydı.  Rakip forvete top atacak kişinin, topu atma düşüncesinden önce forvetin önünde yerini alırdı. Pusuya yatardı tabiri caizse. Bunu görmek isteyen 94 İtalya – Brezilya finalini izleyebilir. Hatta mutlaka izleyin bence. Ölmeden önce görülmesi gerekenler konusuna girebilir o maçtaki Baresi performansı. Romario – Bebeto ikilisinin nerden baksanız 15 – 20 hücum girişimini tek başına önledi. Harikalar yarattı. Tek şansızlığı penaltı atışlarında ilk penaltıyı kaçırmasıydı. Ama tüm ihale bilindiği gibi Baggio’ya kalmıştı.

 

Kaptan kelimesinin karşılığı olan Baresi, 20 yıl boyunca Milan’ın tüm savunma yükünü omuzlamaktan hiçbir şekilde kaçınmamış takımın tüm kahrını çekmişti. Öyle bir kaptandı ki hoca olmadığında takıma idman yaptıran bir futbol kahramanıydı. Bir yerde okuduğum bir yorum vardı çok beğenmiştim. "Yaptığı müdahalelerin hiçbirinde "aman bu topa girersem halim nice olur" diye düşünmemiş, hep "bu müdahaleyi yapmazsam, kalemin hali nice olur" düşüncesiyle tekmeye seve seve kafasını sokup formasına duyduğu aşkın karşılığını veren bir adam Baresi."

                   

 

Milan taraftarının "Steel Man" dedikleri Baresi, 20 yılda sayısız adamla aynı mücadele için ter dökmüş, bir çok başarıya imza atmıştı. Bunun yanında kötü günler de geçirmişti.  1980'de İtalya'da bir başka bahis skandalı olan Totonero Skandalı patlak vermişti. Milan ve birkaç kulüp küme düşürülmüştü. Bizim Çelik adam ise bu skandallar patlak verdiğinde gençliğinin baharında bu sıkıntıları çekmek zorunda kalmıştı.

 

Kariyeri boyunca 6 Serie A şampiyonluğunun yanı sıra 3 Şampiyonlar Ligi Kupası kazanmıştı Baresi. 3 Avrupa Süper Kupası ve Kıtalararası Kupa'da cabası. Bunun dışında tarihin en iyi takımlarının başında gelen kadroyla oynama şansı yakalamıştı. Hollanda efsanelerinin başını çektiği takım ortalığı kasıp kavururken, Gulit ve Van Basten şov yaparken arkada kale gibi duran Baresi vardı. Belki de rahatlıkları buydu. Baresi varsa bir şekilde o topu kale önünden uzaklaştıracağını bilirlerdi. Baresi topu hiçbir zaman beklemedi. Her zaman topa gitti. Bu yüzden rakiplerin bekleyen oyuncuları olduğu zaman üzerine kabus gibi çökerdi. Tam bir baş belasıydı rakipler için Baresi.

     

 

Düşük çoraplarıyla herkesin gönlüne taht kuran Baresi, UEFA’nın Pele’den istediği tarihin en iyi 125 futbolcu listesine girmiş, bir çok futbolcuya idol olmuştur. Bunlardan biri de Bülent Korkmaz’dır. Baresi, İtalya Futbolcular Birliği’nin (AIC) yaptığı değerlendirmeye göre de yüzyılın futbolcusu seçilmiştir. Schmeichel, Tassotti, Desailly, Maldini, Beckham, Rijkaard, Zidane, Giggs, Van Basten ve Raul’un aralarında bulunduğu 1992 – 2002 yılları arası Şampiyonlar Ligi'nin en iyi 11’inin içinde yer almıştı.

Efsane kaptan Milan tarihinde forması emekliye ayrılan ilk isimdir. Giydiği 6 numaralı kutsal forma müzelik olmuştu. Daha sonra Maldini’nin de forması Baresi’nin yanına transfer oldu hatırlarsanız. Şöyle bir şey var ikisi de tüm kariyerlerini bu forma altında bitirmelerine rağmen taraftarlar arasında Baresi her zaman önde tutulmuştur. Baresi’nin kariyeri devam ederken hemen hemen her maçta açılan dev pankartlar kariyeri bitmesine rağmen ara sıra Baresi yazıları Giuseppe Meazza tribünlerinde yerini alır.

Baresi jübilesinde gol atan ender futbolculardan biridir. Jübilesinde çok duygusal anlar yaşanmıştır. Dönemin dünya üzerindeki en iyi futbolcuları bu karşılaşmada forma giymiştir. Bunların başında Gerets, Bergomi, Hierro , Redondo , Romario, Michel, Zico ve  Maradona’yla Napoli’yi 4 nala koşturan Careca.

Kaptana saygı yazısına son vermeden birkaç kelam daha edelim. Şu sıralar bildiğim kadarıyla Milan'ın alt yapısında görev yapıyor. Yanılmıyorsam bir aralar Milan’ın dünya üzerindeki futbolcu çocukları alt yapıya kazandırma organizasyonları için uğraşıyordu. Türkiye’ye de geldiğini hatırlıyorum sanki.

Baresi’nin etkili performansı her futbolcuda olduğu gibi transfer, ayrılık gibi dedikodularla çalkalanıp durur. Medyada sürekli bu tarz spekülasyonla doludur bilirsiniz. Aynı şeyleri böyle bir şeyin olmayacağını bile bile Messi’ye de soruyorlar son günlerde. Böyle bir soruyu da aynı şekilde Milan hocası benim de çok beğendiğim Arrigo Sacchi’ye sorarlar. Transfer, ayrılık, Baresi’yi satmak falan ne diyorsunuz ?

"Franco'yu satmamız olanaksız, onu satmak kulübün bayrağını satmaya benzer"