Milli Takım’ın Futbolcu Sorunu

Milli Takım’ın Euro 2016 öncesi kampında ve turnuva devam ederken su yüzüne çıkan, futbolcularla ilgili tartışmalar ve yönetim krizi kamuoyunun malumudur. Yaşanan çatlağın ne denli büyük olduğuna ilişkin Fatih Terim’in Rusya hazırlık maçı kadro çağrısı ve basın açıklamaları bir kanıt niteliğindedir. Bilindiği üzere; Fatih Terim, futbol tabiriyle kadronun papaz isimleri Arda Turan, Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Hakan Balta ve Caner Erkin'i Rusya ile oynanacak hazırlık maçı kadrosuna almadı. 

Bununla beraber basın toplantısında, kadroya alınmayanlar için Türk halkına yaptıkları hataların olduğundan bahsederek, kadroya ancak Türk Milli formasının şerefini taşımaya hazır olanların alınacağını ve ilkesel bir duruş sergilendiğini ifade etti. Söz konusu açıklamalar ve kadro kesiğine sebep olarak ise futbolcuların disiplinsiz tavırları, milli takımı sahiplenmemeleri, şahsi maddi çıkarı ön plana çekmeleri, milli takım içerisinde kulis yapılması gibi çeşitli gerekçeler öne çıkarıldı.

Futbolcuların kadroya alınmaması için gerekçeler çok makul. Sonuç olarak, futbolcular Türkiye Milli Futbol Takımı’nın sorunları ve yaşadığı başarısızlığın ana müsebbiplerindendir. Milli Takım’daki başarısızlıktan da sorumlu tutulmaları gayet anlaşılabilir. Gel gelelim bu konuda futbolcular günah keçisi seçilirken, onları bu hale getiren koşullar, süreç ve TFF’nin yönetim beceriksizliği yeterince eleştirilmiyor, neden? Türkiye Futbol Federasyonu tarafından Milli Takım futbolcularına turnuvaya katılım halinde dağıtılacağı ilan edilen rakam 500 bin Avro (1 Milyon 600 Bin Türk Lirası) idi. TFF Euro 2016 için ise 90 milyon TL prim ayırmıştı. Prim verilen futbolcuların eleştirilmesinde bir beis görmüyorum ama futbolcuyu para ile çalışan makineler olarak gören bir zihniyeti bu noktada ilk önce eleştirilmelidir. Açık konuşmakta fayda var.

Mevcut Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun icraatlarına ve söylemlerine bakıldığında; Türk futbolunu yönetebilecek birliktelikten uzak, futbol bilgisinden yoksun oldukları çok açık biçimde ortadadır. Karşımızda ülkenin müzmin futbol sorununa çözüm bulabilecek bir kadro yok iken, eleştirilerin merkezine futbolcuları almak ne kadar doğru?

Biz ülkemizde futbolcuları ne hakkıyla eğitebiliyoruz ne de öğretim almalarını sağlayabiliyoruz. Tamam, teknik açıdan futbolcuların öğrenim görmesini bir nebze de olsun sağlıyoruz diyelim, peki aile ve toplum içerisinde eğitimi?

Prof. Dr. Teoman Duralı’nın değişiyle “terbiye”yi, alamayan sporcular için TFF ne planlıyor?

Altyapılarda futbolculara yaş gruplarına göre nasıl bir eğitim-öğretim modeli uygulanıyor?

Hangi kulüp bu açıdan denetleniyor?

Milli Eğitim Bakanlığı, okullardaki eğitim-öğretim müfredatını kendisi belirlerken, TFF altyapıdaki futbolcu adaylarının yetiştirilmesi için neler yapıyor, ne etkisi oluyor?

Futbolcuların içerisinde bulundukları ortam ve kazandıkları yüksek ücretler, zaten kaliteli bir öğretim sürecinden geçmeyen, eğitim konusunda sıkıntılar yaşamış bu kişileri çok yanlış yollara sevk edebiliyor.

Bu koşullarda futbolcuların kaybedilmemesi için TFF ne öneriyor? Bu konuda hangi araştırmayı yaptırmış örneğin?

Hazırlamış olduğu projeleri merak ediyorum bir futbolsever olarak. Futbolcuları suçlayarak kendimizi rahatlatabiliriz belki ama asla futbolcu sorununa çözüm bulmuş olmayız. Futbolcuları kendi milli takımları içerisinde prim kavgası yapabilecek seviyeye getiren süreci sorgulamadığımız müddetçe, sorunun temeline bakmadığımız ve futbolcu sorununu sadece sporcuların maddi çıkar peşinde koşmalarına indirgediğimiz sürece çözümden çok uzakta kalacağımız aşikâr. Türkiye şu an Avrupa'nın en zengin altıncı ligi konumundayken nasıl oluyor da ülkemiz ahlaklı, dürüst, teknik açıdan güçlü futbolcu yetiştirmekte sıkıntı yaşayabiliyor? Türkiye Futbol Federasyonu prim belirlemek yerine bu sorular üzerine kafa yormalı, yetenekli Türk çocuklarının, gençlerinin maddi-manevi güçlü olması adına çözümler geliştirmelidir. Aslında Türkiye’nin futbolcu sorunu, ülke futbolunun yönetim sorunudur.