Rövaşatayı da Atarım Taklayı da | Hugo Sanchez

Geçenlerde gol videoları izlerken Hugo Sanchez takıldı gözüme. O kadar isim yazdık Meksika’nın dünya futboluna armağan ettiği yıldızların en başında gelen Hugo Sanchez’i nasıl yazmadık diye sordum kendime. Sonra karaladım bir şeyler.

Hugo’nun futbol yaşamı bir üniversitenin takımında başladı. Gittiği üniversitede dişçi olacaktı hesapta. Sonra bizim üstat derslerden sıkılmış olacak ki profesyonel olmaya karar vererek bize o unutmaz golleri yaşatmak için ilk adımı attı ve futbol takımına katıldı. Takımın ismi Unam Pumas’tı. Bilindiği gibi Meksika’nın en iyi takımlarından biridir. Stadı hatta kampüs içindedir. Sanchez daha ilk 2-3 maçta akıl almaz goller atınca gözler bir anda ona çevrildi. Hiç vakit kaybetmeden yaz oyunlarına giden Meksika Milli Takımı'na çağrıldı.

 İlk sezonunda takımının şampiyonluklarında büyük roller üstlendi. 5 yıl daha memlekette kalan Hugo 100 golü ağlara göndermeyi bildi. Daha sonra Amerika’ya kiralık olarak transfer oldu. Bunu niye yaptı hiç anlamıyorum. Gerçi sonradan yaptığı bir açıklamada; "Oraya gitmeseydim futbol hayatım bu kadar başarılı olamazdım" demişti. Sözlerinde gerçekten haklıydı. Amerika’nın şimdiki futbolu bile Avrupa’yla kıyaslanamazken o zamanki futbolunun çok çok kötü olduğunu tahmin edebilirsiniz. Dolayısıyla estetik olmayan yerde sertlik vardı. Hugo Sanchez de buna karşılık verebilmek için kıvraklığını, hızını, atikliğini geliştirme fırsatıyla baş başa kaldı ve bunu iyi değerlendirdi.

Yavaş yavaş kendini gösteren Hugo müthiş performansıyla parmak ısırtıyordu. Sanchez bazı kulüplerin dikkatini çekmişti. Arsenal ‘in teklifini kültürel farklar yüzünden reddetti. 1981 yılında Atletico Madrid’den gelen teklifi kabul ederek İspanya’nın yolunu tuttu. Alışma süreci uzun sürünce goller de geç geldi. Son Atletico yılında gol kralı oldu.

İspanya’ya böyle iyi bir oyuncu gelir de Real Madrid’in transfer kıskacında olmaz mı ? Tabi ki olur. Real Madrid hemen teklif yaparak ilk adımı attı. Bu teklifi  İspanya’nın diğer Madrid ekibi hemen kabul etti tabi ki. Atletico’ya veda ederken geride 111 maç 54 gol bırakmıştı Sanchez.

Hugo’nun sahne alma vakti gelmişti. Adını tüm dünyaya duyurma, efsane olma zamanıydı bu zaman. Maçlarında öyle goller atıyordu ki kimse inanamıyordu. Herkesin onu tanımasında başrol oynayan röveşata gollerini bir bir sıralıyordu. Jimnastikçi ablasının öğrettiği taklalarıyla birlikte tabi ki. Ceza sahasının hemen hemen her yerinden röveşata golü vardı. Giydiği beyaz formanın hakkını veriyordu. Bu attığı gollerle Real Madrid 5 şampiyonluk yaşadı ve Hugo Sanchez de altın ayakkabı ödülünün sahibi oldu. Bu 5 şampiyonluğun 4'ünde Gol Kralı tacını kimseye bırakmadı. Atletico’yla alınan taçla beraber üst üste 4 kez bu unvanın sahibi oldu. Araya başka biri girdi daha sonra. Son krallığında 38 gol atarak  La Liga’nın en golcü ismi olmayı Zarra’yla beraber paylaştı. Bu rekoru daha sonra Cristiano Ronaldo kırdı ve Hugo’yu tekrardan aklımıza getirdi.

                                               

 

Aslında bu etkili performansın en büyük etkenlerinden biri de etrafındaki kaliteydi. Jose Antonio Camacho, Michel, Sanchis, Schuster, Butragueño, Valdano, Santillana gibi isimlerle oynadı. Bunun etkisi yadsınamaz derecede büyük. Sanchez’in başarıları derken Real Madrid’in üst üste 2 yıl UEFA şampiyonluklarından bahsetmeden olmaz. İlkinde daha Real’li değildi ama ikincisinde sahadaydı Bay Röveşata. Uefa şampiyonluğu belki kelime olarak basit gelebilir nedir ki Uefa şampiyonluğu işte diyebilirsiniz. Ama ilginç olan 2 yarı finalde de Real Madrid’in İnter’le birbirinin kopyası iki tur oynaması. Yukarda yazdığım Sanchez’in etrafındaki yıldızların bir çoğu sahadaydı.  İnter’de ise Zenga, Bergomi, Baresi, Rummenigge ve Altobelli gibi yıldızlar sahadaydı.  İnter ilk maçta Real’i sahadan sildi, 2-0. İkinci maçta Real 3-0 kazanarak finale adını yazdırdı. Sonunda zaten kupayı kazananda Beyazlar olmuştu. Bir sonra ki yıl Sanchez İnter karşısında sahadaydı. Bir iki oyuncu değişiklikle hemen hemen aynı isimler 11'deydi. Sanchez gibi İnter’in yeni ismi de Marco Tardelli’ydi. Maçta sürklase olan Real, Tardelli’yi durduramayınca maçı 3-1 kaybettiler. İnter geçen seneyi telafi etmek için çok büyük adım attı ama nafile. Rövanşta bu kez Sanchez ve Santillana şov yapınca maçı 5-1 kazanan Real bir kez daha final yolunu tuttu ve yine kupayı evine götürdü.

 

34'üne kadar Real forması giydi Sanchez. Sonra acayip acayip takımlara transfer oldu. Onları yazmaya bile gerek yok. Yazımıza  güzel ve ilginç bir hikayeyle son verelim diyorum.

Sanchez’in her yerde anlatılan bir efsanesi vardır.

Yugoslavya’nın iç savaş yaşadığı dönemde Sırp askerler iki gazeteciyi öldürmek üzereymiş. Askerlerden biri gazetecilerin pasaportuna bakarak Meksika yazısını görünce "Sanchez, Sanchez !"  diye bağırmış. Askerlerin Sanchez hayranlığı gazetecilerin yaşama sebebi olmuş.

O hiçbir zaman unutulmayacak. Röveşata golleri ve taklalarıyla her zaman hatırlanacak.

Meksika futbolunun en büyüğüne saygılarla… 

Benzer Öğeler (etikete göre)