Ganitalı Messi: Köksal Mesci

Ankaragücü’nde oynuyorum. 1972-73 sezonu Türkiye Kupası yarı final maçı. İstanbul’da Fenerbahçe’yle karşılaşıyoruz. Hakem henüz 20. dakikada üç oyuncumuzu birden (Erman Toroğlu, Metin Yılmaz ve Selçuk Yalçıntaş) oyundan attı. Sekiz, kaleciyi saymazsak yedi kişi oynayacağız. Soyunma odasında herkes birbiriyle tartışıyor. “Belli kişiler savunma yapsın” dedik. Ben de çek – balans (kuvvetler ayrılığı denge prensibi) oynadım. Savunma yaptı arkadaşlarım. Pozisyon oldu, bir top alıp götürdüm; Fener’in savunması bana göre zayıftı, golü son dakikada attım ve maçı 2-1 kazandık.

Trabzon futbolunun yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biriydi o. Sol ayağıyla ünlü olan; sağ ayağıyla attığı gollerle tanınan Köksal Mesci, sonsuz bir özgüvene sahipti. Dönemin futbol yapısı içinde ideal çizgi açığı oynadığı gibi, farklı zamanlarda ayrı takımlarda lider futbolcu kimliğiyle öne çıktı. Sol kulvarda kendinden emin şekilde top sürerken, ani şekilde ceza sahasına girerek golünü atardı. Attığı gollerle kendini başkalaştıran, benzersiz sitiliyle, kendi etrafında şaşırtıcı dönüşleriyle rakibi yanıltan teknikleri vardı Köksal Mesci’nin.[ O futbola, futbol da ona yakışıyordu. O bir futbol sanatçısıydı. Sahaya çıkar resitalini sunar ve saygıyla seyirciyi selamlardı.

 

 

1945 Ganita doğumlu Köksal Mesci. Futbola, Ganita’da plajdaki taşları temizleyip oluşturdukları sahada, yaptıkları kağıttan toplarla oynayarak başlamış. İlk lisansı babasının memuriyeti için gittikleri Sivas’ta 4 Eylül isimli amatör bir takımda çıkmış. Sonra Mersin’e gitmişler. Kısa bir süre sonra Trabzon’a dönmüşler. Futbolla tam anlamıyla 15 yaşında İdmanocağı’nda haşır neşir olumuş. İdmanocağı ile Türkiye Amatör Futbol Şampiyonluğu yaşamış. Amatör Ulusal takımına seçilmiş. 
Bu başarılar Köksal Mesci’yi adım adım, profesyonelliğe götürür. Kısır iletişim araçlarına karşın Köksal Mesci’nin adından spor kamuoyunda sık sık bahsedilir olmuştur; Profesyonelliğe Ankara PTT’de adım atar. Sonra sırasıyla Ankaragücü, Adanaspor ve tekrar Ankaragücü’nde futbol oynar. 
Ankaragücü’nde aktif futbol yaşantısını noktalayan Mesci, 1990-91 sezonunda Nevşehirspor’u çalıştırdı, fakat sıklıkla yakındığı sistemin hastalığı yüzünden teknik direktörlük kariyerine devam etmedi.

O bir Futbol Beyefendisi

Köksal Mesci futbol hayatı boyunca sarı kart dahi görmemiş.

 

“Kart görmek ne demek? Ben rakibi çekmeyi onur meselesi yapardım. Sporun ruhuna ve mantığına aykırıdır. Rakibi alkışlayacaksın. Ben bunu yaptım. Adam çok iyi bir gol attı, gittim kutladım; herkes şaşırdı. Süper bir goldü, tebrik ettim. Ne var bunda?”


Trabzonlu ve Ganitalı olmaktan gurur duyuyor Köksal Mesci. Hiç bordo mavi formayı giymemesine rağmen, renklere ve kulübe yürekten bağlı. “Trabzonspor birinci lige çıktığında şampiyon olacağını biliyordum. Takım arkadaşlarıma bunu söyledim. İstanbul hegemonyasını sadece Trabzonspor’un yıkabileceğini onlara ifade ettim” diyor. Bu bir fal bakma olayı değildi şüphesiz. Mesci, Ankara PTT’de profesyonel olduğunda, İdmanocağı’ndaki tesisleşmeyi orada görememişti. Trabzon’un futbol kültürü ve gelişimi ona bu cümleleri kurdurmuştu.