Anılar Ölümsüzdür Mustafa Amca, Sen de!!

Zigana’yı aşmak için Hamsiköy’de konaklanan zamanlardı.. Geçilmez (Giresun – Espiye arasında bir yer) henüz geçilmemiş, Vona’da, Uzunsaçlı’nın yerinde semaverde çay içmek keyfiyete bağlı değil mecburi istikametin zorunluluğuyken birkaç kendini bilmez Kuzeyli (!) bordo atlastan yelkenlerini şimal rüzgarı doldurmuş mavi patiskaları pupa yelken yırtmaya başlamışlardı.. Anadolu gri-lacivert umudunu, özlemini, hayalini, yoksulluğunu, garibanlığını onlara yük etmişti. Yükleri ağır, emanetleri kıymetliydi.. Onlar da en az Arhavili İsmail kadar kavgalarına ve emanetlerine sadıktılar… Bir Yusuf masalının başkahramanlarıydılar.

Altı üstü futbol diyeceksiniz ama hayat da bir futbol maçı absürtlüğünde değil mi zaten? Başlıyor ve bitişini beklemekle geçmiyor mu zaman? Yoksa kaç yunus görmüş, kaç deniz gezmiş insanlar ne diye yüklesin umutlarını, sevinçlerini yeşil çimenler üzerinde yuvarlanan içi hava dolu bir kürenin sırtına… İşte o insanlardan biriydi Mustafa Çelik, bordo mavi renklere gönül vermiş, onlarla hayata tutunmuş bir yürek. Şanslıydı, ta en başından tanık olmuştu bu Yusuf masalına.. Ama aradan geçen yıllar onu şampiyonluğa susatmıştı.. Dile kolay çeyrek asırdan fazla zaman geçmişti.. Umutlarını yüklediği bordo mavi renkler zaman zaman yüksek uçsa da, türlü ayak oyunlarıyla sevinci, hasreti defalarca çalınmıştı. Hepsine katlanmıştı, kimsenin bilmediği nice sıkıntısı vardı belki de ama o hiçbirini Eskişehir’de oynanan bir maç kadar dert etmemişti.

Bundan tam beş yıl önce, tam bugün, tam da bu saatte, yine bir otuzuncu hafta maçından sonra, susadığı şampiyonluk gelmeyecek sandığı bir anda, incinen kalbi daha fazla dayanamadı.. Her şeyin üzerini örtebilirler, her şeyi yırtıp atabilirler ama bir gün, bir yere düşülmüş bir not, bir kitap içinde saklanan mektup ya da fotoğraf tek el ateş eder, ahenk bozulur her şey en başa döner.. Bu gün de o anlardan biri Mustafa Amca.. Biz şimdi öfkemizi senin anınla biletiyoruz.. Ve bu kirli düzene attığımız her golü senin hanene yazıyoruz.. Anılar ölümsüzdür Mustafa Amca, sen de!!!