Robbie ve Steve Premier Lig'de Hoş Bir Sada imiş

Hayatımıza girip yerleşmiş bazı ikililer vardır. Oya-Bora, Edi-Büdü, Pacino-De Niro, hamsi-helva, Fatih-Gökdeniz gibi. İşte bizim kuşağın çok iyi bildiği bir başka ikili de Liverpool'un bir dönemine damgasını vurmuş Fowler-McManaman ikilisidir.

Liverpool'un henüz Carlsberg göğüs reklamı ile sahaya çıkarak genel kültürümüze "bir İngiliz birası" eklediğimiz, Gerrard efsanesinin henüz Liverpool'u sarmalamadığı zamanlar... Yine o nalet 95-96 sezonu... Avrupa'daki golleri hala TRT3'teki programdan takip ediyoruz. Programın müziği ve Yeboah'ın o Leeds forması ile attığı o müthiş golün olduğu jenerik eminim benim gibi 14-16 yaşlarını o zamanlar yaşamış bir çok futbolseverin hala aklındadır.

 

 

Liverpool, kendi bünyesinden çıkardığı bu iki gence; 94-95 sezonunda gösterdikleri performans ile bir sonraki sezon beklentileri yükselten bu ikiliye 95-96 sezonunda Stan Collymore da eklenince ortaya seyir zevki yüksek goller çıkıyordu. Collymore diğer ikisi gibi altyapı çocuğu olmadığından mıydı neydi bilinmez, çok istikrarlı değildi fakat o iri cüssesi ile sağ kanattan bindirip attığı ve attırdığı goller, McManaman ile alan değişerek bu işi yürütmeleri, zaman zaman MFÖ etkisi yaratıyordu bizlerde.

 

McManaman'ın uzun boylu düzgün fiziği ve saçları, Fowler'ın da burnuna taktığı (burun açıcı) bant biz ergenler üzerinde tam bir rol model oluşturuyordu o yıllarda. Evet itiraf etmek gerekirse aramızda yaptığımız bazı maçlarda burnumuzun üstüne sanitabant taktığımız olmuştur. (Biraz terledikten sonra burundan kayıp düştüğü de.)

 

 

Liverpool 95-96 sezonunu 3. sırada Ferguson'un Cantona önderliğindeki 73 gollü ManU'sunun 11 puan gerisinde bitirmiş ama 70 gollük bir performans ortaya koymuştu. Bu 70 golün neredeyse yarısı (34), Fowler (28) ve McManaman (6) ikilisinden gelecekti. Böylesine iyi geçen bir sezonun ardından mahalledeki ve okuldaki tüm arkadaşlar bu iki sempatik, tipik İngiliz görünümlü oyuncuyu Euro 96'da izlemeyi umut ederken o sezon çok formda olan Shearer-Sheringham ikilisini göz ardı ediyordu tabii. McManaman karizmasından dolayı olsa gerek, 11'i kaptırmazken, Fowler sadece 2 maçta sonradan oyuna girecekti. İngiltere'nin hocasına kızmıştık. Zaten yine penaltılarla elenmişlerdi. Böylelikle hem bizi bu ikiliyi izlemekten mahrum etmiş, hem de İngilizlerin kendi sahalarındaki bu turnuvadan erken elenmelerine neden olmuştu!

 

Futbol dünyasına Robbie-Steve ikilisi gibi sempatik başka bir ikili gelmedi kanımca. Liverpool ertesi sene Euro 96 ile iyice parlayan Patrick Berger'i de bu kadroya dahil ederek seyir zevkini doruğa çıkarmış ama yine de şampiyonluğa ulaşamamıştı. McManaman daha sonra Toschak ile beraber Real Madrid'e, Fowler da küçük bir gurbet yolculuğuna çıkacak, sonra Steve'siz tekrar geri dönecekti. Bu ikili bir daha buluşup aynı seyir zevkini izlettiremediler. Fowler bir türlü milli takımda istediği yeri alamadı ama Steve ile birlikte hafızalarımızda hoş bir sada olarak yerlerini çoktan aldılar.