We All Dream of a Team of Carragher's

8 Ocak 1997. League Cup yarı final 2. maçı. Rakip FC Middlesbrough. Liverpool menejeri Roy Evans oyundan Rob Jones'u çıkardı. Bu değişiklik, Liverpool tarihinde bir dönüm noktası olacaktı ama Evans bundan henüz habersizdi. Oyuna 19 yaşındaki James Lee Duncan ya da bizim bildiğimiz adıyla Jamie girdi. Jamie Carragher. Carra.

5 yıldır, 1992'de Liverpool futbol akademisine alındığı günden beri o günü bekliyordu Jamie. 8 Ocak 1997 tarihinde hayali gerçek olmuştu. Ve Jamie, hayallerini hiçbir zaman satmayacaktı. 2013 yılına geldik. Aradan 16 yıl geçti. Futbol akademisi yıllarını da sayarsak tam 23 yıl. Jamie Carragher, 23 yıldır Liverpool'da. Bir kez bile ayrılmadı. 

Jamie çocukluğunda Everton taraftarıydı. Hatta en büyük hayali Everton için bir gol atmaktı. Yıllar onu maviden kırmızıya çevirdi. Ki Liverpool'da olağandışı bir şey değildir bu. Neredeyse her evde Everton ve Liverpool taraftarı vardır. Kimse birbiriyle kanlı bıçaklı değildir. Çünkü arada bir din, mezhep veya sınıf farkı yok. Sadece bir renk farkı var. Düşmanlığın anlamı yok yani.

Jamie, Anfield'de geçirdiği yıllar içinde Liverpool taraftarı oldu. Kop önünde 16 yıl oynayıp Liverpool'a aşık olmamak pek mümkün değil zaten. Ama Jamie hayalinden vazgeçmedi. Kendi şerefine düzenlenen özel maçta Everton'ın penaltısını kullandı. Ne güzel değil mi? Hayallerini unutmayan, onlardan hiç kopmayan bir adam. Saha dışında bile hayallerine sadık kaldı. Çocukluk aşkıyla evlendi.
Muhabir "Liverpool'dan daha büyük bir kulüpte oynamak ister miydin?" diye sorduğunda muhabirin ne demek istediğini anlamadı. "Liverpool'dan daha büyük" tanımının ne demek olduğunu bile bilmiyordu Jamie.
Defansın sağında, solunda ve göbeğinde oynadı Jamie yıllarca. Sabit bir pozisyondan kalmamasından dolayı İngiltere milli takımında gerekli ilgiyi göremedi. Herkesin gözünde, Liverpool defansının iyi bir alternatifiydi. Futbolseverler için bir Fernando Hierro ya da bir Paolo Maldini olamadı. Dünyanın en çok küçümsenen futbolcularından biriydi hep. Oysa Franco Baresi gibi bir usta savunmacı Jamie'yi dünyanın en iyi stoperi olarak tanımladı. Hatta ırkçılığı sebebiyle sevmediğimiz, ama İngiliz milli takımının vazgeçilmezi olmayı başarmış John Terry de Jamie'yi en iyisi olarak görüyordu. Yani milli takımın vazgeçilmez stoperi, milli takıma seçilmeyen bir stoper için en iyisi tanımlamasını kullanıyor.
Ama umursanmamak, ciddiye alınmamak onun moralini bozmadı hiç. Çünkü onun için aslolan tek şey, sırtına o kırmızı formayı geçirmekti. Aslolan tek şey, göğsündeki anka kuşuydu. Houllier UEFA Kupası'nı kazandığında Jamie oradaydı. Benitez, İstanbul'da 3:0 maçı çevirdiğinde Jamie oradaydı. Liverpool'un göğsündeki Carlsberg reklamı değiştiğinde Jamie oradaydı.
Carragher hiç İngiltere Şampiyonu olarak anılmadı. Büyük bir ihtimalle hiçbir zaman anılmayacak da. Ama bunun çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Jamie sezon sonunda futbolu bırakacak. Ama Liverpool'un şampiyon olduğu gün, Carra yine göğsündeki anka kuşuyla Anfield'de olacak. Belki sahada olmayacak ama adım gibi eminim, o mutlu günde Kop tribününde yerini alacak.
Onu tanımlayan ilk şey futbolculuğu değil taraftarlığı. Futbolculuğu, Liverpool'a duyduğu aşkın gerisinde. Carra, bugüne kadar bir çok güzellik kattı dünya futboluna. Her şeyden önce, 9 yaşından beri tek bir kulübe bağlı kaldı.
Thank you Carra.