Batigol | Gabriel Omar Batistuta

Gabiel Omar Batistuta. Dünyanın en çekici futbolcu isimlerinden biri gibi değil mi ? Bir de üstüne efsane spiker Carlo Zampa'nın o ismi haykırışı vardır ki Batistuta'yı bir daha isteseniz de unutamazsınız. Bati, Bati, Bati, Bati, Bati, Bati, Bati, Bati Batigoooooooool diye bağırmaya başladı mı yeryüzünün titrediğini hissederdiniz. Batistuta gibi bağırılmayı belki çok futbolcu hak etti ama en çok ona yakıştı. Formasından saçlarına kadar stil sahibi olan Batistuta, 90 neslinin kalbine ve beynine öylesine saplanmıştı ki Carlo Zampa kadar olmasa da herkes bu ismi futbol sahalarının her hangi birinde kesinlikle bağırmıştır.

Parana nehri kıyısında Rosario'da dünyaya gelen Batistuta'nın kaderi ondan önce orada doğan Kempes, Messi ve hatta Che'nin kaderiyle paralel yazılacaktı. Kempes kadar golcü, onun kadar uzun saçlı, Messi kadar akıllı ve Che kadar devrimci olacaktı Batistuta.

1978 Dünya Kupasında Menotti'li Arjantin'i izleyen Batistuta şampiyona bittiğinde ne olacağına çoktan karar vermişti. Menotti'li o Arjantin tarihe geçerken Batistuta'nın da tarihe geçmesine vesile olacaktı. Evet Batistuta futbolcu olmaya o an karar verecek ve kendisinden 8 yıl sonra Tanrının Eli Diego'nun efsaneleştiği topraklarda tarih kitaplarına ismini yazdıracaktı.

Arjantin küçükler takımında futbola başlayan Batistuta’nın daha sonra şehrin Rosario'yla birlikte iki devinden biri olan Newels Old Boys'a geçmesi için Newels ağlarına iki gol atması yetecekti.  Takımın maçlarından biri iptal olunca zamanı değerlendirmek adına başka bir maç ayarlayan milli takım yetkilileri rakip olarak Newels'ı bulmuş, Batistuta'da ağlara iki gol birden yollamıştı. Maçın ardından Sky Sports'a konuşan Newell's Old Boys'un eski altyapı antrenörü Jorge Griffa, iki golü atan çocuk hakkında, "Bir futbolcu gibi değil. Bir yetişkin gibi. Attığı şutlar her yere gidebilir" demiş ve eklemişti: "Hava topuna nasıl çıkılacağını tam olarak bilmiyor ve fizik olarak da fazla yeterli değil." Ancak Griffa, Gabriel Batistuta'nın bir gün özel bir oyuncu olabileceğine ikna olmuştu.

Aslında bu zamana kadar futbolcu olmak daha önce hiç aklına gelmemişti.  Mezbahada çalışan bir baba ve sekreter bir annenin evladı olan bu çocuk basketbolcu veya doktor olmak istiyordu. Ancak 1978 Dünya Kupası’nda Arjantin'in ülkeyi etkisi altına alan başarısı, Batigol'ün de ne olacağına karar vermesi için sebep olmuştu.

Batistuta, Newels'dan gelen iki teklifi çevirse de eğitim masraflarının karşılanması karşılığında kulübe imzayı atmıştı. Hocası günümüzde 3'lü savunmanın şiddetli savunucularından Marcelo Bielsa'ydı. Bielsa ondaki yeteneği keşfediyordu ancak belli problemleri olduğunu da görüyordu. Bunların başında kilosu geliyordu. Bir önceki takımında lakabı şişmana kadar çıkmıştı Batistuta'nın ve hocası Bielsa hemen bunu diyete sokarak forma girmesini sağlamaya çalışmıştı. Ancak ne kadar forma soksa da, ne kadar doğduğu eyalet de olsa da ailesinin yaşadığı bölgeden uzakta futbol oynuyor olması sıkıntı yaratıyordu. Psikolojik sıkıntılar onu etkilese de yeteneklerini keşfeden bir kulüp karşısına çıkacaktı. O kulüp River Plate, hocası da bir başka efsane Daniel Passarella'ydı. 78 Dünya Kupası’nda elinde altın heykelciği havaya kaldırırken hayran hayran bakan Batistuta'nın şimdi hocasıydı ama işler hiçte istediği gibi gitmeyecekti.

Pasarella'nın saha dışındaki davranışlarını beğenmediği Batigol ile araları gergindi. Bu yüzden Batistuta'nın River günleri istediği gibi gitmiyordu. Çok fazla forma şansı bulamayışı onu yeni takım arayışlarına itmiş ve karşısına bu kez ezeli rakip Boca Juniors çıkmıştı. Monumental'den La Bombonera'ya geçişi kendini ispatlayamadığı dönemde gerçekleşmiş olması fazla ses getirmedi ancak bu daha sonra olmuş olsaydı Arjantin'e bir daha giremeyebilirdi.

Uruguay'lı teknik adam Oscar Tabarez'in önderliğinde Boca'nın şampiyon olduğu 1990-91 sezonunda Latorre ile güzel uyum yakalayan Batistuta 13 gol atmıştı ve yıldızı barışmadığı eski hocası Pasarella'dan da intikamını almıştı. Libertadores gruplarında River ağlarına iki gol bırakan Batigol aynı yıl Arjantin'in Copa Amerika'da şampiyon olmasında da en büyük pay sahiplerinden biri olmuştu. 6 golle gol krallığı tacını takan Batigol, Caniggia, Simeone ve Ruggeri'li efsane isimlerle birlikte yaşadığı bu zaferden sonra artık Floransa yolculuğuna çıkabilirdi.

Fiorentina başkan yardımcısı Cecchi Gori'nin Copa Amerika'yı izlemesi ve Boca'nın parlayan yeni yıldızını beğenmesi onu İtalya'ya getirmişti. Fiorentina formasıyla çift haneli gol rakamlarından hiç aşağıya düşmeyen Batistuta ilk iki yılın sonunda takım küme düşünce kendisini Serie B'de bulacaktı. Brian Laudrup'lu Stefan Effenberg'li takım mor menekşeleri ligde tutmayı başaramamış ve ligin dibini boylamıştı. Ancak Batigol takımını terk etmeyecek, mor menekşelerle birlikte Serie B'de mücadele etmeye devam edecekti. Yeni hoca Claudio Ranieri'yle birlikte Fiorentina Serie B şampiyonluğunu yakaladığında Batistuta 19 gol atarak üstüne koymaya devam ediyor, Fiorentina taraftarının gönlünde güzel bir yer parsellemeye çoktan başlıyordu.

1994 Dünya kupasında 4 gol attığı turnuva da son 16'da Hagi'li Romanya'ya kaybeden Arjantin'de Batistuta elinden geleni yapmıştı. Bir sonra ki sezon da ise 26 golle krallık tacını takan Batigol'le Fiorentina'nın ligdeki durumu paralel gitmiyordu. Francesco Toldo'lu, Cristiano Zanetti'li ve Benfica'dan gelen Rui Costa'lı mor menekşeler Serie A'ya çıktıkları ilk sezonda 10. olmuştu. Daha sonra gelen lig dördüncülüğü ve Batistuta'nın toplamda 27 gol atması onu döneminin en iyi golcüleri arasına sokmuş ve artık Artemio Franchi'nin taptığı adam haline gelmişti. Dördüncülükle gelen Kupa Galipleri Kupası’nda da yarı finale kadar çıkan Fiorentia'yı, Barcelona'lı Couto ve Guardiola yıkmıştı. İşte o finallerin ilk maçında Nou Camp tribünlerini attığı gol sonrası ilk kez yapılan sus hareketiyle şaşkına çeviren Bati tarihe de adını yazdırmıştı.

Batistuta'nın gollleri Fiorentina'yı sonraki yıllarda İtalya Kupası ve Süper Kupasını kazandırmış, ligde de en fazla 3. yapmıştı. Arjantin Milli Takımı’nda ise ancak çeyrek finale kadar gidebilmişti. 1998 Dünya Kupasında Frank De Boer'in efsane uzun pasında Bergkamp'ın yumuşak bir dokunuşla indirip gol attığı maçta ne yazık ki karşıda Arjantin vardı ve Batigol turnuvayı 5 golle kapatmıştı. Batigol için 1998-99 yılında Fiorentina'yla  elde edilen üçüncülükle birlikte gelen Şampiyonlar Ligi bileti yeni bir deneyim olacaktı.

Barcelona ve Arsenal'li grupta Highbury ve Nou Camp'ta gol atmayı başaran Batistuta takımını gruptan çıkartmayı başarsa da bir sonra ki grupta istediği sonuca ulaşamayıp elenmişti. Batistuta takımın en önemli oyuncusuydu ve aynı zamanda zamanın en iyi golcülerden biriydi ve şampiyonluk kazanmak istiyordu. Fiorentina onun isteklerini yerine getirecek gücü hiçbir zaman bulamamıştı.

Artık Bati 32 yaşına gelmişti ve hayalini kurduğu şampiyonluğu Fiorentina'da yaşayamayacağını anlamıştı. Başkan Gori'nin ve teknik adamların sürekli şampiyonluk parolasıyla yola çıkıp bir sonuca varamaması ondaki inancı alıp götürmüştü. Tam da Fatih Terim'in Artemio Franchi'ye ayak bastığı sırada Batigol hayalleriyle birlikte Roma'ya doğru yol almıştı. Mor Menekşeli taraftarların yüreği yangın yerine dönmüştü ve bunun sebebinin başkan Gori olduğunu çok iyi biliyorlardı. Onun gibi bir golcünün olduğu bir kulübün artık iyi bir ekip kurarak zirvede olması gerekiyordu ve bu olmamıştı. Bu yüzden taraftarlar kızgınlıklarını başkan Gori'nin evine saldırarak geçirmeye çalıştılar. Ancak ne yaparsa yapsınlar kuş yuvadan uçmuştu.

Artık 1983 yılından itibaren şampiyonluk görmemiş bir neslin taraftarı olduğu takıma şampiyonluk yaşama umuduyla gelmişti. 35 milyon dolarlık bonservis üzerindeki yükün ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Fabio Capello'nun Cafu, Totti, Montella, Samuel, Emerson, Delvecchio gibi önemli isimlerden oluşan kadrosuyla Roma ilk sezonunda Juventus'un önünde ipi göğüsleyerek daha sonraki 15 yıllık hasretin perdesini aralamıştı. Son şampiyonluğunu 1983 yılında kazanan Roma, Batistuta'nın 20 gol attığı, Totti ve Montella'yla yakaladığı uyumla takımına zafer kazandırarak adeta devrim yapmıştı. Batistuta'nın zaman zaman kronik hale gelmeye başladığı sakatlıklara rağmen hala özlemi duyulan bir tekrar şampiyonluğa ulaşamayan Roma taraftarı elde ettiği bu şampiyonluğu hiç unutamayacaktı.

Batigol kronik hale gelen sakatlıklarıyla yaşı itibarı ile baş edemez hale gelmeye başlamıştı. Bir sonraki sezon kendini toparlayamayan Bati sezonu ancak 6 golle kapatabilmişti. Ama olsundu yıllardır beklenen şampiyonluğu getiren adamdı ve taraftar ona kızmıyordu. Buna rağmen kulüp onun bu sakatlık problemlerinden dolayı ve yıllık ücretinden dolayı elden çıkarmaya karar vermiş ve İnter'e kiralamıştı. Roma başkanı Sensi onu kiralık verdiklerinde “Batistuta bize çok pahalıya maloldu ve yokluğunu da aramıyorum. Batistuta, son 2 sezondur bitmişti. Onu satmak çok kurnazca bir hareket oldu ve onu Inter’e kazıkladık” diyerek gündeme oturmuştu.

Buna karşın İnter başkanı Moratti “Sensi, kimi satarsa o futbolcunun bittiğini sanıyor. Cristiano Zanetti’yi de bize verdiğinde öyle sanmıştı. Eğer bizi yine kazıklamak istiyorsa Totti’yi bize versin. Umarım ki Batistuta, Sensi’nin sözlerinden alınmaz. Inter, Batistuta’dan memnun” diye karşılık vermişti ancak kazığın ayağı hiç öyle olmayacaktı. Batigol artık bitmişti ve son bir vole vurmak için Katar'a gitmişti. Katar’da ligin gol rekorunu kırdı ancak futbola veda zamanı gelmişti.

36 yaşında futbola noktayı koyan efsane golcü yaşamında Artemio Franchi'nin önüne heykelini diktirmesi onun izleyicide bıraktığı duygunun en gerçek kanıtı oldu. Maradona'dan sonra Serie A'ya gelen en iyi Arjantinli olan Batistuta hem Fiorentina hem de Roma'da bıraktığı izlerden taraftarlar da iyi goller ve şampiyonlukla nasibini almıştı. Mesafe tanımaksızın gol atan, golün her türlüsünü atmayı başaran Batistuta karakteriyle de örnek bir futbolcu olmuştu.

Biz onun gollerini belki hiç unutamıyoruz ama sanıyorum o da Roma şampiyonluğa giderken Fiorentina'ya attığı gol sonrası döktüğü o masum göz yaşlarını bizim unutamadığımız gibi unutamayacak.

* Bu yazının yazılmasında bana ilhamı veren sevgili kardeşim Türker Metin Onur'a sevgilerimle...