İstikrar Abideleri | Şenol Güneş

Trabzonspor’un Türk futboluna damga vurduğu altın yıllar ve o altın yılların hiç değişmeyen üç ası. Şenol Güneş, Turgay Semercioğlu ve Necati Özçağlayan.. Üç bölümden oluşan bu yazı dizimizin ilkinde Şenol Güneş’in hayatı var.

          Şenol Güneş 1 Haziran 1952 yılında Trabzon’da doğdu.Beş çocuklu ailenin, üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Deniz ile iç içe olan Sotka mahallesinde oturuyordu.Babası çarşıda kilim dokuyarak ailesinin geçimini sağlıyordu. Şenol’da arada babasına yardım ediyordu. Gündüzleri çarşıda olan Şenol, akşam olduğu zaman soluğu mahallesinde, arkadaşlarının yanında alıyordu. Trabzon’da her çocuk gibi o da futbola meraklıydı. Bir anısında; ‘’Balıkçılıkla geçinen küçük bir şehirdi Trabzon. Evde balık yerdik, yanında limonda kullanılırdı. Sıkılan o yarım limonun kabuğunu biz alıp sokakta birbirimize şut çekerdik. Evin kapısı kale olurdu. Sırasıyla beşer tane şut çekip, fazla gol yapan oyunu kazanırdı. Futbol topu alamazdık, çünkü o zaman onu alacak ekonomik durumumuz yoktu.’’ demiştir. Kendi yaşıtlarıyla oynadığı zaman forvet bölgesinde oynayan Şenol, abileri ile oynadığı zaman ise kaleye geçiyordu. Kendi deyimiyle çok koşan, mücadele eden biriydi Şenol, bunun için oyunda olmak istiyordu. Kaleciliği hiç sevmiyordu. Sıkı bir Vefaspor taraftarıydı. Mahalle takımının renkleriyle, Vefaspor’un renkleri aynı olduğu için destekliyordu Şenol. Ortaokul yıllarında başlayan kaleciliğinin yanında, basketbola da merakı vardı Şenol’un. Okulda takımları kendisi kurardı ama şehirde neredeyse herkes futbola merak saldığı için, çoğu zaman oynayacak kimse bulamazdı. Liseye başladığı dönemde Trabzon’un amatör takımlarından Erdoğdu Gençliğin dikkatini çekti. Kendi deyimiyle; küçük kaleci olarak anılıyordum, devam ettim ve ondan sonra 20 yıl oynamak zorunda kaldım diyordu. İşte Türk futboluna damga vuracak, rekorlar kıracak ve efsane olacak bir takımın yıllarca kaptanlığını yapacak kişinin serüveni böyle başlıyordu.

Şenol Güneş’in Sebat Gençlik Lisansı

          1969 yılına geldiğimizde henüz 17 yaşındayken Trabzonspor’a transfer oluyordu. Abileri Trabzonspor’u o dönemlerde birinci lige çıkarma gayretindeydiler. Kendisi başka bir Trabzon takımı Sebat Gençliğin yolunu tutuyordu ve profesyonelliğe ilk adımlarını burada atıyordu. Hızlı çıkışını burada da sürdürdü Şenol. Hem okuluna devam ediyordu hem de sahalarda rakip forvetlere kalesini kapatıyordu. 1972 yılına gelindiğinde ise tekrar Trabzonspor’a transfer oluyordu. O yıl Trabzonspor, meşhur PTT maçı sonrası karar alıyor, İstanbul kulüplerinin yaşlı futbolcularından kadroyu temizleyip, kendi öz evlatlarını takıma kazandırıyordu. Şenol-Turgay-Necati üçlüsü doğdukları şehrin takımına gelmişlerdi artık. Kariyerlerinin sonuna kadar sadece orada kalacak, tarihi değiştirecek sayısız başarı yaşayacak ve bir ülkenin mevkilerinde gelmiş geçmiş en iyi oyuncuları olacaklardı. Okulunu da aksatmıyordu Şenol. Lise eğitiminden sonra, üniversiteye başlamıştı. Eğitim Enstitüsünde okuyordu. Yıllarca aynı formayı terletecek Şenol-Turgay ikilisi okulda da aynı sınıfta, aynı sırada olacaklardı. Öğle arasında Turgay ile yemek yemeyip idman yapardık diyordu Şenol Güneş. 1977 yazında eşi Semra ile evlendi ve iki kız çocuğu babası oldu.

Şenol ve Semra çiftinin düğünlerinden bir kare

Şenol Güneş eşi Semra Hanım ile

Gençlik yıllarında Şenol Güneş

Gençlik Yıllarında Şenol Güneş

Şenol Güneş tam 15 sezon (2 sezon ikinci lig, 13 sezon birinci lig) Trabzonspor forması giydi. Kariyerinde başka takımda forma giymedi. Trabzonspor’un tam 10 yıl kaptanlığını yaptı.

 

Oyunculuk döneminde;  7 lig şampiyonluğu ( 1 ikinci lig, 6 birinci lig)

                                     6 Cumhubaşkanlığı kupası

                                     3 Türkiye kupası

                                     3 Başbakanlık kupası

                                     1 Kıbrıs Barış kupası kazandı.

Kaptan Şenol Cumhurbaşkanlığı Kupasını Kaldırırken

                                    78-79 sezonunda Trabzonspor 3. şampiyonluğunu kazanırken, Şenol Güneş tam 12 hafta (1112 dakika) kalesini gole kapadı. 35 sezon geçmesine rağmen birinci ligde bu rekoru hala kırılamadı.

                                    1980 yılında yılın sporcusu seçildi.

1979-1980 yılında Milliyet tarafından yılın sporcusu seçilen Şenol Güneş

 

                                    32 kez A Milli takım formasını terletti, kaptanlığını yaptı.

 

          1978-1982 yılları arasında Karakaya ortaokulunda öğretmenlik yaptı. Sayısız başarısının yanında onlarca öğrenci yetiştirmişti öğretmen Şenol… 1 Ağustos 1987 yılında İstanbul’da Beşiktaş’a karşı, 9 Ağustos 1987 yılında da Trabzon’da Samsunspor’a karşı yapılan maçlarda jübile yaparak futbola oyuncu olarak veda etti. Futboldan kopamamak mı yoksa öğretmenliğin verdiği öğrenme ve öğretme aşkımı diyelim, antrenörlük eğitimi aldı. Kurslara gitti ve alt yapıda görev aldı. 

Öğretmen Şenol Güneş, Karakaya Ortaokulunda öğrencileriyle beraber

 

Şenol Güneş’in İstanbul’da yapılan Jübilesinden kareler

 

Sırasıyla;  1988-1989 Trabzonspor

               1989-1992 Boluspor

               1992-1993 İstanbulspor

               1993-1997 Trabzonspor

               1997-1998 Antalyaspor

               1998-1999 Sakaryaspor

               2000-2004 A Milli Takım

               2005-2006 Trabzonspor

               2007-2009 FC Seoul

               2009-2013 Trabzonspor

               2014-2015 Bursaspor

               2015-         Beşiktaş

Teknik Direktörken Şenol Güneş

          Teknik direktörlük kariyerinde adaletli bir lig olsa 1995-1996, 2004-2005 ve 2010-2011 sezonlarında Trabzonspor ile 3 kez şampiyonluk kupası kaldıracaktı ama kariyerinde hiç şampiyonluk sevinci yaşayamadı. Oyunculuk döneminde defalarca kaldırdığı kupayı, teknik direktörlük kariyerinde hiç kaldıramadı, kaldırmasına izin verilmedi. Trabzonspor’u çalıştırdığı dönemlerde 2 kez Türkiye kupası, 2 kez Cumhurbaşkanlığı kupası (yeni adıyla süper kupa)  ve 1 kez Başbakanlık kupası kazandı. Milli takımı çalıştırdığı dönemde Türkiye tam 48 yıl aradan sonra Dünya kupasına katılma hakkı kazandı. Bununla da kalmayan milliler turnuvada 3. olup eşi benzeri olmayan bir başarı sağladı. Hemen ardından düzenlenen ve ilk kez katıldığı  Konfederasyon kupasında da 3. olan milli takımın başında yine Şenol Güneş vardı. Aynı yıl UEFA tarafından yılın teknik direktörü seçildi.2004 Avrupa Futbol Şampiyonasına milli takımı sokamayınca yoğun eleştiriler aldı. Giyimiyle, şivesiyle dalga geçildi. Memleketine, hatta adamlığına gelen eleştiriler üzerine tarihte yerini alan ‘’Türküm, Trabzonluyum ve adamım’’ sözünü söyledi. Dünya kupası madalya töreninde madalya sayısının az olmasından dolayı, kendi madalyasını takımın malzemecisine verecek kadar alçakgönüllüydü.

Türk Spor dergisinin kapağında Şenol Güneş

Şenol Güneş’in tarihte yerini alan sözleri;

  • Futbolun olması için adaletin ve barışın olması gerekiyor.
  • Korku aklın katilidir.
  • Adaletin bittiği yerde anarşi başlar.
  • Olmaz mı? Bağımsızlık var, özgürlük var. Onun için çalıyorlar orada. Alet olarak boş olabilir ama düşünce olarak öyle. ( Vuvuzela ile ilgili soru üzerine )
  • Ben A Milli Takım kaptanı olarak gazeteyi ziyarete gittiğimde Hıncal Uluç magazin sayfasında, Haşmet Babaoğlu ise kültür-sanat sayfasında çalışıyorlardı.
  • Eindhoven sokaklarını gezdim, pislikten geçilmiyordu ama tutup da kameraya çekmedim.
  • Ülke futbolunu ve ülkeyi yönetenlerden şüphe duyuyorum.
  • Bir panelde "Bu kadar Ankaralı varken bir Ankara takımını tutmaması ve Cumhuriyet'in başkentinden halâ bir şampiyon çıkmamış olması çok üzücü. Şahsen ben bir Trabzonlu olarak üzülüyorum, ya siz?"
  • Oynadığınız kitleye dikkat edin. Trabzonspor'la oynamak, ateşle oynamaktır.
  • Düğmenin ilkini yanlış bağladık, arkasından bağlamaya çalışıyoruz. Zaten ilki yanlış.
  • Önemli olan neye sahip olduğunuz değil kiminle paylaştığınızdır.
  • Takım olarak kazanın ya da tek başınıza kaybedin.
  • Kökleri burada ancak dalları dünyanın her yerinde olan bir kulübüz.
  • Futbolu eskiden açlar oynar, zenginler izlerdi; şimdi zenginler oynuyor, açlar izliyor.
  • Nereden geldiğini bilmezsen, bulunduğun yerden hep şikayetçi olursun.
  • Aydınlar ışığı gözüme değil önüme tutsun.
  • Hep adaleti kendinize göre kullanırsanız hep adaletsizlik çıkar ortaya.
  • Ne yanlışa ortak oluruz ne de doğruya yanlış deriz.
  • Sermayemiz para değil, itibarımızdır.
  • Konuşmasını biliyorsan konuş da ilham alsınlar.
  • Siz kendinizi değiştirirseniz, herkesin değiştiğini ve geliştiğini göreceksiniz.
  • Emek veren bir takım olarak, paraya karşı yetenek ve emeğin savaşını verdik. Tarih bunları da yazar.
  • Biz kafamızı kullanarak, ayağımızla gol atıyoruz.
  • Benim için hayatın her döneminde merdivenler vardır. Bunun sonunda bir zirve vardır. Her basamak önemlidir. Basamağın ilkine basmadan o zirveye çıkamazsınız. Eğer zirveyi hedefleyen bir insansanız her basamağa tek tek basmalısınız. Atlayarak gittiğiniz de olabilir ama basamağı sindirerek gitmek daha yararlıdır.
  • Türk'üm, Trabzonluyum ve adamım
  • Ben mükemmel değilim ama mükemmelliği kovalayan biriyim.
  • Bütün bu zenginlere bakın. Bütün başarılı, başarısız insanlara bakın. Hayatının hiçbir döneminde hep kalabalık olmamışlardır. Yalnızlıklarında hayatta kalmasını bilmişler. Hepsinin de sıkıntısı vardı. Başarılı olan her insanın hayatında sıkıntılar göreceksiniz. Hiçbiri durup dururken oraya gelmedi. Bütün zorlukları aştıkları için oraya geldiler. Zorlukları aşmadan oraya gelen ve tepede duran bir insan ben görmedim. Bir tane olursa bana örnek gösterin.
  • Ben de onlar gibi ve daha iyisi olmak isterdim. Örneğin bir kaleci top kurtarmışsa, gol yemişse. Hiç gol yemeyen bir kaleci olma hayalim vardı.
  • Severek oynamadım ama oynarken gereğini yaptım. Yani başlangıcım severek, isteyerek, planlanmış bir şey değildi. Ama oynadığım zaman işimin gereğini çok iyi profesyonel olarak yaptım.
  • Adalet zengin bir hazinedir, günü gelince herkese lazım olur.
  • Adalet eğer yerini bulmazsa, ilahi adalet mutlaka yerini bulur.
  • Suç yokken suçlu arayanlar, suç varken suçlu bulamıyorlar.
  • Çok büyük hatalar yaparak golü yedik ama oyuncularımı tebrik ediyorum. Puan kaybedilebilir. Düzgün oynuyoruz, ne hakemleri ne rakipleri konuşuyoruz, verdiğimiz oyuncuya madde koydurmuyoruz. Umarım ülke futbolu bu mesajları alır.

          Neredeyse 50 yıldır ülke futboluna hizmet eden böylesine bir ismin hayatını anlatmak hiç de kolay değil. O yılların içindeki her gün ayrı bir anıdır, biz sadece öne çıkan başlıkları anlatmış olduk. Şenol-Turgay-Necati üçlüsünün ilk yazı dizisi olan Şenol’u onun cümleleriyle bitirelim, devam edecek...

O dönemlerde, samimiyetin olduğu dönemlerde Faroz’da Ali Kemaller, Necatiler, Sotka’da ben, Turgaylar var. Birbirimizle zaten ilişkilerimiz vardı. Kahvede veya mahallede otururken birlikte oturuyorduk. Yönetici, antrenör, seyirci, oyuncu aynı masanın etrafında oturuyorduk. Maça giderken de beraber gidiyorduk. Oyuncu sahaya, antrenör kulübeye, seyirci tribüne çıkıyordu. Maç bittimi yine beraber oluyorduk. Aynı duygu, düşünceyi paylaşıyorduk. Sevgi, saygıyı paylaşıyorduk. Bir maç bittiği zaman beraber üzülüyorduk, kazanınca beraber mutlu oluyorduk. Kazançtan sonra eğer kazancın verdiği unvan varsa onu paylaşıyorduk. Yani başarıyı ben yaptım değil biz yaptı oluyorduk. Trabzonspor’un çıkışı da böyle oldu. Bunda Ahmet Suatlar, Özkan Sümerler, o günkü yönetimler, seyirci... Bütün herkesin katkısı var…