Neden Ayrılır İnsan Sevdiğinden? - 1

Neden ayrılır insan sevdiğinden? Ya da neden zorla ayrılır etle tırnak birbirinden? Ait olduğu ve olması gerektiği yerden neden birdenbire sıyrılıp gider insan? 
Kimilerine göre hiçbir şey anlam ifade etmeyen ve duygu bağından yoksun olduğu savunulan futbolda, ayrılık duygusu en içtenliğiyle işlenir bazen...  Bazense en büyük aşklarda yaşanmayan duygular futbolda yaşanır. En büyük aşıkların ayrılmasından daha da etkilidir bazen bir futbolcunun ait olduğu yerden ayrılması...
Peki seven neden terk eder sevdiğini? Gerard, Xavi, Del Piero, Casillas, Schweinsteiger, Raul ve diğerleri gibi...
Bayrak adam tabirinin gün geçtikçe azaldığı ve büyük sermayelerin, bayrak adam tabirini ortadan kaldırdığı futbolda, kulübüyle özdeşleşmiş, hatta takımının sembolü haline gelmiş futbolcular da uçuyor yuvadan bir bir... 
Henüz 11 yaşında Barcelona'yla tanışan Xavi, 7 yaşında Liverpool'un kırmızısına aşık olan Gerard, 19 yaşında gençliğinin baharında Delle Alpi çimlerine basarak Juventus'a bağlanan Del Piero, 9 yaşında Kralın takımı Real Madrid'de gözlerini futbola açan Casillas ve henüz 13 yaşındayken Madrid'in kırmızı-beyaz caddelerinden eflatun-beyazlı sokaklarına transfer olan Raul, yıllarca süren duygu dolu sevdalarından zamanla ayrıldılar. 
Genç kuşağın tadına doyamadığı bu futbolcular, yıllarını verdikleri takımlarında sembol oldular. Başkanlar değişti, nice teknik direktörler geldi geçti, takımdaki futbolcular her gün bir bir revize edildi, bazen stadyumlar hatta takımın amblemi bile değişti ama bu futbolcular hep orada kaldı.
Liverpool denilince akla her şeyden önce Gerard geldi. Xavi, Iniesta, Messi üçlemesi söylenirken ilk sıraya hep Xavi konuldu. Real Madrid, kabuk değiştirip Los Galacticos oldu, yetmedi bir kez daha oldu ama Casillas ve Raul bu galaksideki en belirgin yıldız olmaya devam etti. Bizim 2004 Avrupa Şampiyonası'nda tanıştığımız 20 yaşındaki genç Schweinsteiger ise 14 yaşında giydi ilk kez Bavyera takımının formasını. 1993'te Padova'dan Juventus'a transfer olduğu dönemde Torino ekibinin efsanesi olacağı söylense komik bile gelebilirdi belki de 19 yaşındaki Del Piero'ya...
İKİNCİ BAHAR DA BİTTİ
Liverpool taraftarı, Ada'nın en duygusal kitlesidir belki de... Onlar için Steven Gerard, bazen Liverpool'dan bile daha çok anlam ifade ediyordu. Kıyı takımına bir çok dünya yıldızı geldi fakat kimse Gerard olamadı. Kimse onun kadar sevilmedi Anfield Road'da... Aslında bir tane vardı. Fakat kimse onu hatırlamak istemiyordu. Eski aşkı kalplerine gömeli çok olmuştu. Onlar için artık tek bir kişi vardı o da Steven'dı. Çünkü bir önceki onları terk etmişti. Liverpoollular, onları terk edip yıllar sonra Manchester United'la nikah kıyan Michael Owen'ı asla affetmediler. ,
12 yaşında Liverpool'da futbola başlayan Owen, 2000'lerin başında hem Liverpool taraftarını hem de takımını coşturuyordu. Onun için Liverpool, Liverpool içinse o, çok farklıydı. Tarif edilemeyecek cinsten bir birliktelikleri vardı. Gün geçtikçe futbolun dünya galaksisindeki en büyük yıldız olmaya başladı. Hatta Ballon d'Or'u kazanıp başarısını taçlandırdı. O dönem dünyanın en iyisi olan Owen, 2004'te Liverpool'u bırakıp dünyanın en iyisine gitti. Real Madrid'e transfer olan 'Altın Çocuk'un buruk vedası, taraftarlarının gönlünde bir acı bıraktı. Yıllar geçti. İspanya'da yapamayan Owen, Newcastle United'a dönerek Ada özlemine son verdi. Onu siyah-beyazlı forma içinde gören Liverpool taraftarı ise öfkeliydi artık. Bu da yetmedi... 2009'da Manchester United'la anlaşan Owen, Liverpool taraftarı için artık bir nefret parçasıydı. Önce sadakatini bir kenara bırakıp terk etti, Ada'ya döndüğü de yetmezmiş gibi Liverpool'un ezeli rakibi Manchester United'ın içinde, Old Trafford'un çimlerinde boy gösterdi. Liverpool'un bir parçası olan Altın Çocuk, artık Liverpool için büyük bir nefretin parçasıydı...
Batılılar Owen'ın yokluğuyla sarsılırken Steven diye bir çocuk çıktı içlerinden. Daha önceleri çok büyük anlam ifade etmeyen Steven, yıllar geçtikçe taraftarın Owen'dan boşalan gönlünü doldurdu. Zaman ilerledikçe Steven Gerard çok daha büyük anlam ifade etmeye başladı. Liverpool'la büyük bir aşk yaşayan bu yıldızın da bir gün kayıp gideceği korkusuyla yaşadı Liverpool taraftarı...
 
 
Bir dönem adının anılmadığı takım kalmadı Gerard'ın. Real Madrid'in Owen gibi onu da götürüp gideceği konuşuldu bir zamanlar. Barcelona'ya transfer olacak denildi. Ancak Gerard, en iyi olduğu dönemlerde bile Liverpool formasının içinde Anfield'a çıktı ve asla taraftarının eski aşkı sıfatına dahil olmadı.
Her şey yolunda gidiyordu ki 2014'te, sezon sonu takımdan ayrılacağını açıkladı Steven Gerard... 34 yaşındaydı ve özdeşleşmişti artık 8 numaralı Liverpool formasıyla. O Anfield'ın çimlerine bastığında daha fazla bağırıyordu KOP tribünü, her şey daha yolunda gidiyordu onun varlığında.. O ise gitmeyi seçti. En iyi olduğu dönemde bırakmadı, en popüler olduğu zamanlarda bile ayrılmayı asla düşünmedi. Ancak ne olduysa 35 yaşında bıraktı sevdiğini Gerard... Çok uzaklara, ABD'ye giden Gerard, Liverpool taraftarının içindeki bir ikinci baharı da bitirdi ve büyük aşkı sona erdiren hamleyi yaptı. Şimdiler LA Galaxy için oynayan büyük usta, kıyılılar için uzaklarda bir sevgiliyi temsil ediyor. Liverpool taraftarı Owen'ın aksine, bırakıp gitse de Gerard'ı çok ama çok seviyor...
SEVDASININ SÜRGÜNÜNDEKİ AŞIK
Madrid sokaklarından Bernabeu'nun eşsiz atmosferine küçük yaşlarda uzanan Casillas'ın hikayesiyse bambaşka. Henüz 9 yaşında, dünyanın en iyi futbol takımının altyapısında eğitimine başlayan Iker, 1999'da ise A takımla ilk kez sahaya çıkarak büyük bir efsane olmanın temellerini attı.
Alman kaleci Illgner'in koltuğunu 18 yaşında devralan filebekçisi, yıllarca tahtını ne Cesar Sanchez ne Cobeno ne Codina ne Carlos Sanchez ne de Dudek'e teslim etti. Real Madrid'in kalesini yıllar boyu güvenle koruyan Casillas, dünyanın en iyilerini içinde barındıran bu güzide kulübün simgesi haline geliverdi. Başarılarla dolu kariyerini, tarihin en başarılı futbol takımında sürdüren Casillas için Bernabeu'dan ayrılmak asla ama asla mümkün olmayan bir şeydi. Her şey yolunda gidiyordu. Real Madrid zaman zaman Barcelona'nın gerisinde kaldı, zaman zamansa ortalığı kasıp kavurdu. Fakat ne olursa olsun 1 numara hep Iker'di. 
2012-2013 yıllarında Jose Mourinho'yla beraber çalışan Casillas, Portekizli teknik adamla zaman geçtikçe adeta bir soğuk savaşın içine girdi. Jose Mou, hemen hemen her demecinde Iker'i eleştiriyor, futbolcusunun arkasında durmayı asla düşünmüyordu. Hatta 2000'lerin başında Casillas'ın yedeği olan Diego Lopez'i de bu dönemde tekrar Bernabeu'ya getirdi Jose... Yıllarca sezon başından sezon sonuna kadar kadronun değişmeyen tek ismi olan Casillas, Diego Lopez'in gerisinde bile kaldı Jose Mourinholu Real Madrid'de. Mourinho Diego Lopez'i oynatmakla kalmıyor, her defasında Casillas'ın formsuzluğundan ve durumunun iyi olmadığından hayıflanıyordu. İş o raddeye geldi ki bu ikili birbirleri için özel demeçler bile vermeye başladılar. Casillas bir defasında,
 ''Burası benim evim, Mourinho gider mi kalır mı bilemem fakat şu bilinmeli ki benim ait olduğum yer burası ve ben burada kalmaya devam edeceğim'' 
diye konuşmuş, Real Madrid'in kendisi için ne ifade ettiğini bir kez daha kanıtlamıştı. 
2012-2013 sezonu sona erdi. Casillas haklı çıktı. Mourinho gitti fakat deneyimli kaleci evinde kaldı. Ancelotti'nin takımın başına gelmesiyle Casillas konusu tekrar gündeme geldi. İlk sezonunda Mourinho gibi Casillas'ı ikinci tercihi olarak kullanan Ancelotti, Diego Lopez'e sık sık şans verdi. Sezon sonu Dünya Kupası'nda boy gösteren Real Madridli star, hayatının en şanssız turnuvasını geçirdi Brezilya'da... Gün geçtikçe Real Madrid'deki geleceği konuşulmaya başlanan Casillas, adeta hedef tahtası haline geldi. 2014-2015 sezonu boyunca Los Galacticos'un içinde entrikalar sürerken, deneyimli file bekçisi Real Madrid'den ayrılacağını duyurdu. Dayanamamıştı San Iker... Yıllarını adadığı, başarılarıyla el üstünde tuttuğu evinde son bir kaç yılını eleştirilerek, diken üstünde geçirmiş ve ayrılık kararı vermişti. Kulüp içinde neler olduğuna ise kimse ulaşamadı. Fakat işlerin yolunda gitmediği belliydi. Annesinin bahsine göre ve yine annesinin tabiriyle 'Küçük Florentino Perez', Casillas'ı takımdan göndermek için elinden geleni yapmıştı. Sarayın içindeki entrika Casillas'ın ayrılık kararıyla bitti...
İçindeki Real Madrid aşkını pazubandına, performansına ve sahadaki coşkusuna yansıtan Casillas, bahaneler ve karalama politikalarıyla sevdiğinden koparıldı. 
Iker, çeyrek asırlık sevdasını bırakıp İber Yarımadası'nın başka bir ucuna Porto'ya gitti. Fakat Casillas'ın gönlü, eflatun-beyazda kaldı. Zor aşka dayanamadı Casillas... Gitmek zorunda kaldı ve gitti... Mourinho'ya karşı o haklı çıkmıştı ancak uzun sürmeden Mourinho'nun ülkesine, hatta Mourinho'nun şöhrete kavuştuğu Porto'ya imza attı. Geçmişini, sevgisini, pazubandını, formasını ve 25 yılını bırakıp, Portekiz'e, sevgisinin sürgününe gitti Casillas...
 
Devamı gelecek...