Nazi Kamplarından Madalyalı Efsaneye

Mesleğinde üstün başarı gösteren ve fedakarlık yapmış her insan için “Heykeli dikilecek adam" diye bir laf kullanırız ya hep işte Manchester City'nin 50'li yıllardaki efsane Alman kalecisi Bert Trautmann bu lafın hakkını  veren bir insandır. 87 yaşında kurduğu vakıfla, genç Alman ve İngiliz çocuklarına ders veren Trautmann; "düşman" diye yuhalanan bir insanın nasıl  onur madalyalı bir efsaneye dönüşebileceğinin en güzel örneğidir.

Babası Nazi Partisi üyesi olan 1923 doğumlu Trautmann; doğal olarak,Hitler’in yükseldiği dönemde  “Jungvolk (Hitler Gençliği)”adlı paramiliter grubunun da öncüsü olan sözde ;çocuklara spor yaptırılan birliğe dahil ettirilir. 1934 yılında bir yarışmada atlet olarak gösterdiği başarı nedeniyle dönemin Alman Başkanı Paul Von Hindenburg  tarafından kendisine sertifika takdim edilir. 2.Dünya Savaşı kapıya dayandığındaysa kendisi bir motor atölyesinde çalışan sertifikalı bir tamirci çırağıdır. 20'li yaşlarında Alman ordusuna paraşütçü olarak katılır  ve doğu cephesinde 5 cesaret madalyası kazanır.Trautmann durağan bir hayat sevmediğinden naklini ister  ve Almanya’nın işgal ettiği macerayla dolu Polonya’ya  gönderilir. Bu sırada talihsiz bir şekilde apandis ameliyatı geçirir ve tedavi sonrası  yeni görev yeri Ukrayna’ya gönderilir. Burada da birçok savaş madalyası kazanır ve artık o bir onbaşı değil çavuş olmuştur. Ardından kendisi gibi doğu cephesinden kaçan deneyimli askerlerle Fransa’ya gider  ama bu kaçış fazla sürmez ve  yakalanır .Hep şanslı olması nedeniyle Fransız direnişçilerin elinden de kaçar. 1944 yılında, cephe yakınlarında iki Amerikalı askerden kaçarken sığınmak istediği bir evin bahçesinde bir İngiliz askeriyle burun buruna gelir. Yani “Berni” yağmurdan kaçarken doluya tutulur. Sorgulanması çok uzun bir süre alır. Belçika’nın Ostend bölgesindeki bir kampta tutulur oradan da İngiltere’ye gönderilir. Burada sorgulanırken kendisine “tam bir Nazi” denilerek “C” sınıfı askerlerle aynı  yerde  tutulur. Sonrasında  İngiltere'nin batı kıyısındaki Lancashire kentindeki esir kampına gönderilir. Bu esir kampında futbol maçları oynanılır ama o genelde maçlardan uzak durur. Bir gün kamp yakınlarındaki bir köyde oynanan müsabakada nihayet takıma girmeyi kabul eder ve  maç sırasında sakatlanır. Bu sırada arkadaşları ona kaleye geçmesini önerir o da kaleye ağır bir şekilde yürümeye başlar.

İşte efsane de o ağır aksak yürüyüşle başlamıştır. Savaş sonrası esirler serbest bırakılır lakin kendisi ülkesine dönmeyi reddeder çünkü artık yerle bir olmuş ülkesinde yaşayan kimsesi yoktur. Kentte çiftçilik yapmaya başlar. Daha sonra da 25 yaşında Lancashire kentinin takımı St. Helens Town'da forma giymeye başlar. O kadar etkileyici performans sergilemişitr ki yerel düzeyde oynanan Mahon Kupası’nın finalinde onu izlemeye 9.000 kişi gelir. 2 sezon oynar burada ve 1949'da 1. Lig takımlarından Manchester City'e imza atar. İmzası sırasında 20.000 protestocu eski bir Alman paraşütçünün İngiltere'nin en köklü kulüplerinden birisinin kalesini korumasına tepki göstermek için kulüp binasının önünde toplanır. Kulüp, Berni’nin kovulmasını isteyenler tarafından mektup bombardımanına tutulur bununla da kalmaz  taraftarların bir kısmı  kombine biletlerini  iade ederek takımı adeta boykot ederler. Ancak Trautman'ın 20.000 protestocu eşliğinde geldiği kulüpteki kariyeri onu unutulmazlar arasına sokacaktır.
İmza attıktan sonra takımının oynadığı 250 maçtan sadece 5 tanesini kaçırır Alman kaleci. Bolton Wanderers maçında onu protesto etmeye gelenler yeteneği karşısında donakalırlar.1956 yılında "İngiliz Spor Yazarları Yılın Futbolcusu" ödülüne layık görülür. Bu ödülü getiren efsane olay 1956 yılındaki FA Cup finalinde gerçekleşmiştir . Wembley'de oynanan maçın 75. dakikasına Manchester City 3-1 önde girer. Bu arada Birmingham City'nin forveti Peter Murphy ceza sahasındayken, Trautmann Murphy'nin ayaklarına yatıp topu kurtarır ama rakibinin dizi boynuna çok sert çekilde vurmuştur. Alman kaleci bir süre şuurunu kaybeder ve hakem oyunu durdurur. Artık oyuncu değişikliği hakkı yoktur ve Trautmann boynundaki dayanılmaz büyük acıyla  maçın son 15 dakikasında oynamak zorunda kalır. City kaptanı Roy Paul, Trautman'ın ayakta dahi zor durduğunu görür ve kaleye defans oyuncusu Roy Little'ı geçirmek ister. Ancak Berni bunu reddeder. Acı içinde son 15 dakikayı geçirir ve bu süre zarfında Birmingham'lı Eddy Brown ve Peter Murphy'nin birer şutunu daha kurtarır. Hatta maçın son dakikalarında  takım arkadaşı  Dave Ewing'le çarpışır ve tekrar tedavi görür. Maç biter, Manchester kupayı evine götürür. Trautmann yine de ödül töreni sırasında zorlukla ayakta durmaktadır. 3 gün sonra  çekilen röntgenlerin sonucu gelir. Trautmann'ın boynundaki kemiklerden birisi 2 yerden kırılmıştır. Bir diğeri de diğer kemiğin içine geçmiştir. Ama o kırık boyunla tam 15 dakika kalede kalmış ve 2 gol pozisyonuna izin vermemiştir.

Futbol hayatı bitti denen Trautmann 1,5 sezon sonra tam kondisyonla sahalara döner. Kariyeri bittiğinde 1949-64 arası 15 yıl ve 545 maçta City kalesini korumuştur. Efsane Rus kaleci Lev Yashin kendisine "gelmiş geçmiş en iyi kaleci kimdir?" diye sorulduğunda "Dünya çapında sadece 2 kaleci olmuştur. Birisi Lev Yashin diğeri de Manchester'da oynayan Alman çocuk-Trautmann" şeklinde cevap vermiştir. Bu kariyerine rağmen hiçbir zaman Alman milli takım forması giymemiştir. 1964'teki jübile maçında tribünlerde 60.000 kişi vardır.Bu sıradışı öykü iki ülkenin yakınlaşmasına katkıda bulunmuştur.İngilitere’ye bir Nazi savaş esiri olarak gelen Alman kaleci Bert, 2004 yılında Kraliçe Elizabeth tarafından “Britanya İmparatorluğu Nişanı(OBE)”na layık görülür. Ancak Bert ,en büyük ödülü M.City taraftarlarından 1998 yılında İngiliz futbolunun en efsane 100 isminin belirlendiği organizasyonda Kulübün efsanesi seçildiği gün almıştır.Bugün İngiltere Ulusal Futbol Müzesi’nde onun heykelini görebilirsiniz.